Filyos Projesi’nde doğayı bozmamalıyız!..

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Ulusal Kanal’da yayımlanan “Kent ve Yaşam” adlı programda yaptığı açıklamada, “O kadar çok potansiyelimiz var ki, özellikle doğayı bozmadan, tarihi ele alarak, turizmi ele alarak ve bu nehrin iki yakasında yaşam alanları yaratarak güzel projelere imzalar atmamız lazım” dedi

Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı Ulusal Kanal’da, Osman Güdü’nün hazırlayıp sunduğu “Kent ve Yaşam adlı programa konuk oldu. Güdü’nün bölgeyle ilgili sorularını yanıtlayan Kantarcı Filyos Vadisi Projesi’ne ilişkin görüşlerini de açıkladı. Kantarcı, “Çaycuma, Batı Karadeniz Bölgesi’nde İstanbul ve Ankara’ya çok yakın. Özellikle son zamanlarda hafta sonu turizmi çok gelişmiş Amasra ve Safranbolu yolunun üzerinde, Filyos Çayı’nın kenarında kurulmuş şirin bir yerleşim. Geçmişi, 1800’lü yıllara dayanıyor. Burası tarihi kaynaklarda iki camisi, bir kilisesi ve bir hamamıyla zamanının önemli yerleşimlerden biri olarak anlatılıyor. 150 yıllık kömür serüveni sonrasında bölgemizde kömüre bağlı yaşanan sıkıntılar sona gelişmiş vaziyette. Çaycuma’da, diğer bölgenin yerleşim yerleri gibi madenci köylerinin olduğu, madene insan veren yerlerden biri. Uzun yıllar bizim evlatlarımız, büyüklerimiz, dedelerimiz madende çalışmışlar. 60’lı yıllarda Almanya işçi almaya başlayınca oraya doğru da bir göç hareketi olmuş. Özellikle 1980’den sonra kömür işletmelerinin iyice küçülmesi, dünyadaki rekabet şartlarının zorlaşması nedeniyle bölgemizde yeni yatırım alanlarıyla ilgili bir takım arayışlar baş göstermiştir” dedi.

İMKÂNLARIMIZI ÇAYCUMA İÇİN SEFERBER EDİYORUZ

Kantarcı açıklamalarını, “Çaycuma ilçe olarak bir taraftan tarihi nehir olan Filyos Çayı ki, şu anda Türkiye’deki akarsularla mukayese edildiğinde hala temiz kalmayı başarabilmiş nadir sularımızdan biri. Diğer taraftan Filyos adını verdiğimiz deniz kenarındaki sahilimiz, madenimiz, havaalanımız, ormanımız, demir yolu şebekemiz bulunuyor. Bir taraftan Zonguldak Havaalanı’nın Çaycuma’da olması Çaycuma’ya çok özel anlamlar yüklüyor. Biz de elimizdeki imkânları Çaycuma’nın gelişmesi, kalkınması ve yaşanabilir bir yer olması için seferber edip Çaycuma’yı geliştirmek için çaba göstermekteyiz” diyerek sürdürdü.

GÖÇ EDEN İNSANLARIMIZIN GERİ DÖNDÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ

Program yapımcısı Osman Güdü’nün kendisine yönelttiği “Filyos Çayı’nın başlangıcında buranın serbest bölge ilan edilmesi ve önümüzdeki süreçte projeyle ilgili düşünceleriniz nedir?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Kantarcı, “Denize şu anda bulunduğumuz yer 20 kilometre mesafede. Denizden Çaycuma’ya kadar bu nehrin karşılıklı iki yakası serbest bölge ilan edilmişti. Limanın yapıldığı, denizin hemen arka kısmandaki delta da son zamanlarda bir değişiklikle endüstri bölgesine çevrildi. Elbette bölgemizde iş alanlarının geliştirilmesini istiyoruz. Şuanda zaten tam doluluğa ulaşmış Organize Sanayi Bölgemiz var. Çaycuma birçok insanın bildiği gibi Türkiye’nin şu an çalışan tek kâğıt fabrikasına sahip. Organize Sanayi Bölgesi'nin dışında küçük sanayi sitelerimiz var. Buralarda 500’e yakın işyerimiz var. Ayrıca Çaycuma bölgenin orta noktasında, coğrafyası da düzgün. O yüzden de bölgenin bir takım kalkınma projelerinin yer aldığı bir yer. Ancak, sizin sormak istediğiniz ‘Bu projeler Çaycuma’ya nasıl etkileyecek’ sorusuna ise, ‘Bizim endişelerimiz var’ diyerek cevap verebilirim. Nedir bu endişeler. Biz ‘buralara yatırım yapılacak, buralara 15-20 bin kişi işe girecek’ söylemlerinden ürküyoruz. Neden derseniz? Bizim bölgemizin insanı hem Çaycuma ilçe merkezine, hem de Türkiye’nin muhtelif yerlerine göç ediyor. Türkiye’nin değişik illerinde Çaycuma mahalleleri oluşmuş vaziyette. Bizim birinci derecede aradığımız buradan göç eden insanlarımızın geri döndürülmesi. Hele hele buradan dışarıya olan göçü frenlememiz lazım” dedi.

BÖLGEMİZİN POTANSİYELLERİNİ HAYATA GEÇİRMELİYİZ

Bölgede planlanan mega projelerin içeriklerinden de rahatsız olduğunu dile getiren Kantarcı, “Bunun için de böyle büyük mega yatırımlar, risk teşkil edecek termik santral gibi, demir çelik sektörü gibi çevreyi kirletecek yatırımlara değil, bölgemizin mevcut muazzam potansiyellerine yönlendirilmelidir. Bu potansiyelleri harekete geçirmemiz lazım. Yüzde 60’ımız orman, güzel bir nehrimiz var, iklimimiz mükemmel, burada 12 ay yağış alabiliyoruz, bir taraftan güneşimiz var. Çaycuma’nın merkezinde 83 köyümüz ve 5 beldemizle büyük tarihi birikimimiz var. Mesela bir Çayır mağaramız var ki, içinden çıkan su Romalılar tarafından Filyos antik kentine taşınmış. O kadar çok potansiyelimiz var ki, özellikle doğayı bozmadan, tarihi ele alarak, turizmi ele alarak ve bu nehrin iki yakasında yaşam alanları yaratarak güzel projelere imzalar atmamız lazım. Ekonomiyi bu tarzda büyütmemiz lazım” dedi.

BU KADAR BÜYÜK SERBEST BÖLGENİN DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK

Kantarcı, “Şu anda bir liman yapılıyor. Türkiye’nin en büyük limanlarından biri ve bayağı da ilerledi. Arkasında bir endüstri bölgesi yapılacak. Buna da sesimizi çıkarmıyoruz ama ben yıllar öncesinden beri mücadelesini veriyorum, belediye başkanı olmadan önceden de. 20 kilometre uzunluğundaki bir serbest bölgenin dünyada bir örneği yok. Bunun sınırlandırılması düşüncesindeyim. Zaten bugüne kadar gelmiş hükümetlerin de bugünkünün de bu kadar geniş bir projeyle ilgili ciddi planlamaları yok. Bu bizim Çaycuma’mızın gelişmesinin önüne de bir engel ki, arada havaalanımız var, yerleşim yerleri var. Dolayısıyla bu projenin insanların ilgisini çeken böyle mega bir proje gibi taktim edilmesi yerine daha akıllı daha mantıklı ve daha sınırlı bir proje olması taraftarıyım ben” diyerek bu konudaki sözlerini tamamladı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner3

banner9