Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde 16 Şubat tarihinde iki işçinin ölümü ve bir işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan maden ocağı göçüğünün ilk duruşması, Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Davada tutuklu yargılanan Halil Demiröz'ün , işletmenin gerçek sahibinin kendisi olmadığını itiraf etmesi üzerine mahkeme heyeti tarafından serbest bırakıldı.
Taşbaca Madencilik şirketinin kağıt üzerinde patronu görünen Halil Demiröz, sanık sandalyesine oturunca gerçekleri itiraf etti.
“Ocağın asıl sahibi Hüseyin Bektaş'dır. Ben sadece 150 bin TL maaş karşılığında çalışıyorum ve maaşımı da Hüseyin Bektaş'tan elden alıyorum. İşçilere talimat vermek gibi bir yetkim yok, sahayla tamamen Hüseyin Bektaş ve oğulları ilgileniyor" dedi.
Taşbaca Madenciliğin sahasında hayatını kaybeden madencilerin yakınları da WhatsApp mesajları ile Halil Demiröz’ün ifadelerini doğruladılar.
Mahkeme Başkanı ise, ifade ve kanıtlar doğrultusunda Hüseyin Bektaş hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Asıl patron Hüseyin Bektaş, olay günü madencilerin cansız bedenini Acil Servisin önünde karşılıyor, gözyaşı döküyordu.
Kağıttan patron hapis yatarken, Hüseyin Bektaş dava öncesi ölen madenci yakınlarını ikna etmeye çalışıyordu.
Demek ki, ikna edemedi!
Kurduğu hileli düzen sonunda patladı!
Muhtemelen bundan sonra sanık koltuğuna oturacak!
Aslında Zonguldak’ta tarihi bir dava görülüyor.
Ve herkesi ilgilendiriyor.
Devletin dolandırıldığı…
İşçilerin mağdur edildiği…
Hakimlerin yanıltıldığı…
Kağıttan patronlar hapis yatarken, Nazif Çoraman gibi asıl patronların lüks içinde yaşadığı sistem Zonguldak Adliyesi’nde ifşa oluyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) bir an önce saha sözleşmelerinde ’devir’ hakkını kaldırmalı!
Naylon faturacılara bir şey olmaz!
Bu gün Taşbaca Madencilik şirketinde hayatını kaybeden iki madencinin davasını sürerken gazeteci arkadaşımız Özgürhalkınsesi sahibi Mustafa Özdemir, önemli bir habere imza attı.
Zonguldak’ta madencilik sektöründe şirket sahibi Uğur Kaptan, naylon fatura çetesinin milyonluk vurgun yaptığını söylüyor.
Uğur Kaptan, “Ruhsat yok… İşçi yok… Elektrik yok… Haftada 20 milyon naylon fatura kesiyorlar. Kömürde milyonluk vurgun” var diyor!
Kağıt üzerinde tonlarca kömür üretimi yapılmış gibi gösteriliyor.
Naylon faturaların neredeyse tamamının ÇATES’e kesildiğini iddia ediyor.
Yetkilileri göreve davet etmekle kalmamış, Savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, Defterdarlık ve Jandarma İstihbarat ekiplerine de şikayette bulunmuş.
Bu şikayetin sonucu ne olacak çok merak ediyorum.
3 Yıl önce kömür sektöründe nakliye işi yapan Oğuz Türkmen’de naylon faturalarla devletin nasıl dolandırıldığını bize anlatmıştı.
Oğuzhan’ı ikaz etmiştim “Ben haberi yaparım ama sen başına geleceklere hazır mısın?” diye
Beni dinlemedi!
Her şeyi göze aldığını söylemiş, devletin nasıl dolandırıldığını tek tek anlatmıştı!
6 Ay sonra öğrendim ki, cezaevinde!
Suçsuz olduğunu ispat etmek aylarını almış!
İçerdeyken, iflas da etmiş!
Naylon faturacıları ihbar edeceğim diye tüm düzeni bozuldu!
Başına gelmeyen kalmadı!
Naylon faturacılarına bir şey olduğunu görmedik, duymadık!
İnşallah Uğur Kaptan’ın başına bir şey gelmez…