Benimle kavga edilmez…

Benimle kavga edilmez.
Çünkü tad vermez…

Mesela…

Biri “Seni yenerim” dediğinde “Yenersin” derim!
Çünkü burası dünya!
Bu dünyada sahiler kadar adilerin de var olduğunu bilirim…

Biri “Seni geçerim” dediğinde “Mümkün değil” demem…
“Geçersin” derim!
Çünkü bu dünya her türlü hilenin, hurdasının olduğu bir yer, bilirim…

Biri “Ben senden zekiyim” dediğinde “Niye, ben aptal mıyım?” demem…
“Doğrudur” derim!
Çünkü bu dünyada her zekâ farklı çalışır.
Kimi çakallığı zekâ sanır, kimi insan kalmayı…

Biri beni küçümsediğinde gocunup “Neden, niye?” diye sormam…
Çünkü gerçekte cacık olamamış insanların, bir tas yoğurt görünce kendini hıyar sandığı bir dünyada küçümseyen büyümez…

Benden ise biri küçümsedi diye bir şey eksilmez…

Biri bana hakaret ettiğinde sinirlenmem…
Çünkü kapasitesi ona yeten insanlara, çocukken alamadığı terbiyeyi iki kelamla ben öğretemem!

O yüzden benimle kavga edilmez.
Dedim ya, benimle kavga tad vermez… (Alıntı)

*

Bu akşam idare edin dostlar…

Yarın yine kaldığımız yerden devam ederiz.

Gündem çok, anlatacak çok şey var.

*

Fakat bu alıntının içinde, belli bir yaştan sonra insanın kendinden bir parça bulduğu anlatı var.

Yaş aldıkça insan her tartışmaya girmemeyi, her söze cevap vermemeyi, bazı şeyleri sadece gülümseyerek geçmeyi öğreniyor.

İnsanın en büyük huzuru, kendini ifade etmeye çalışmaktan vazgeçtiği yerde başlıyor.

O yüzden hayata ve insanlara gülümseyin!

Güzel bir akşam diliyorum…