Çetin Bozkurt, Milliyet'in gözünden kaçmadı!

Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, bu kez Milliyet Gazetesi’nin ‘Marka Portresi’ne konuk oldu.

Gişe memurluğundan Belediye Başkanlığı’na uzanan başarı hikayesi ile ulusal medyanın dikkatini çeken Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, Sözcü Gazetesi’nin ardından Milliyet Gazetesi’ne de tam sayfa haber oldu.

Selen Deniz’in ‘Marka Portresi’de geniş yer verilen haberde;

30 yıllık emek ve başarı halkın gözünden kaçmadı

Otobüsüne bilet kestiği belediyede, başkanlığa giden basamakları emin adımlarla çıkan, Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, “Deneyim yoksa bu işin altından kalkmak zor” dedi. Azmiyle her birimin işleyişini öğrenen ve bu bilgileriyle farklı belediyelerin kuruluş aşamasında da çalışan Bozkurt, “Siz işi seviyorsanız önünüzde hiçbir şey duramaz. Genel merkezi düşünmeyin, farkınızı ortaya koyduktan sonra sizi aday göstermeye mecburlar” diye konuştu

Zonguldak Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, çok sevdiği memleketine hizmet etmenin gururunu yaşıyor. 1990 yılında ilk adımını attığı belediyede, herkesin kaçındığı görevlerde yer alan ve bu sırada başarısının anahtarı olan paha biçilemez deneyimler edinen Bozkurt, “Başkanın her birimin mevzuatını bilmesi lazım. Yoksa duruma hakim olması 2.5 yılını alır. Yani ‘Seçildim geldim” demekle iş bitmiyor” dedi. İlçesinin bastonuyla marka olduğunu ve her mevsimde doğasının hayranlık uyandırdığını belirten Bozkurt, turizm konusunda iddialı olduklarını dile getirdi, projelerini anlattı.

Doğduğunuz ilçede başkan olmak nasıl?

Devrek 1877’de ilçe olmuş 1892’de belediye olmuş. Benim için asıl kıymetli olan memur olarak 1990 senesinde çalışmaya başladığım kurumda bütün basamakları bir bir çıkıp halk tarafından bu göreve layık görülmek. 15 yılın ardından iktidar değişikliğini yaşamam benim için büyük gurur oldu. Her birimini bildiğim bir kurumun başında olmak benim için hem keyifli hem de oldukça sorumluluk gerektiren bir iş. 1877’den beri bütün belediye başkanları ile birlikte anılacak olmak, Devrek tarihinde yer alacak olmam memuriyetten gelen biri için çok gurur verici, çocuklarıma bırakabileceğim en büyük miraslardan bir tanesi.

Benim de Güzelbahçe’de belediye başkan aday adayı olma tecrübem oldu ama asıl işim siyaset ya da memuriyet değildi. O yüzden merak ediyorum; işin bu kadar içinde olmak size avantaj sağladı mı?

Benim seçim zamanında da seçimden önce de vurguladığım şeyler; deneyim ve bilgi birikimi. Çünkü çok belediye başkanına şahit oldum, 3 belediyenin sıfırdan kurulmasında yer aldım; tecrübe olmadan göreve gelince işi net olarak kavramak başkanın 2.5 yılını alıyor. Siz çok araştırmacı birisiniz, öğrenmeye açıksınız, bu görevde zorlanacağınızı düşünmüyorum çünkü ne kadar tecrübeniz olsa da belediye başkanlığı yol- su- kanalizasyon yapma işi değil araştırma ve öğrenme işi. Farklı dinamikleri var. Atanmış olan memurlar işleri dolayısıyla sadece kendi mevzuatlarını bilirler, belediye mevzuatıyla ilgilenmezler. Ancak başkanın devlete dair tüm birimlerle işi var. Her birimin mevzuatını bilmesi lazım. “Seçildim geldim” demekle bitmiyor iş, kompleks bir yapı var içeride. Ayrıca egosu yüksek biri olmamak lazım. Hepimizin hayatında doğru yaptığı ya da hata yaptığı şeyler var. Bundan sonra da belki hatalarımız olacak ama ayıp etmeyeceğiz.

Aslında şu anki birçok belediyenin kurucularından birisiniz. İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirildiğiniz işler neler biraz anlatır mısınız?

Ben bu işe başladığımda çok meraklı bir insandım. 10 kişi olarak belediyede işe alınmıştık. Bana ilk görevimde bilet satacaksın dediler. Diğer 9 kişi yukarıda masa başı çalışmaya başladı. Kendi kendime sordum, “Onların benden artısı ne?” ve belediyeyle ilgili bulduğum her şeyi okumaya başladım. Zamanında da 10 parmak daktilo kursuna gitmiştim. Bir gün dediler ki “Yukarıda on parmak daktilo kullanacak biri lazım sen yukarıya git”, çıktım ve bir daha da inmedim.

İş arayışında olan herkese söylerim. Farklı sertifikalar alın. Öylesine gittiğim bir kurs hayatımı değiştirdi. Sonrasında işten herkes 5’te çıkarken ben 6’da çıkar oldum, onlar söylemeden bazı şeyleri hallettim. Çünkü diğer 9 kişinin masa başı başlatılıp benim aşağıda çalışıyor olmam zoruma gitmişti. Kendimi geliştirmeye uğraştım hep. Bir müddet sonra muhasebeye aldılar. Hiçbir zaman sorumluluktan kaçmadım. Müfettiş gelirdi herkes müfettişten kaçardı, ben yanına giderdim. Çünkü korkacak bir şeyin yoksa en iyi öğretmen onlardır. Onlar belgelerini yazarken ne yapılması veya ne yapılmaması gerektiğini birinci ağızdan öğrenirsiniz. Daha sonra bir belediye kuruluşu vardı “Mali işlere yardımcı olmaya gider misin” dediler oraya gittik. İki kişi tüm belediyenin hukuken inşasında çalıştık. Sonra Özbağı Belediyesi’nde aynı süreçleri yürüttük. İşi yapabildikçe insanlar iş vermeye başladı.

Aslında temel konu şu; sevgi, eylem gerektirir. Son beş yılda önceki belediye başkanı ile aramızda ciddi anlaşmazlıkla oldu. Benim defalarca görev yerimi değiştirdi. İtfaiyeden, mezbahaya hatta mezarlık müdürlüğüne atadı. “Olmayan müdürlüğe atandı” diye ulusal basına bile çıktım. Dedim ki önemli değil benim evime ekmek getirmem lazım.

Size istediğinizi yapsınlar, siz işi seviyorsanız önünüzde hiçbir şey duramaz. Siyasi bir hedefiniz mi var, vazgeçmeyin üzerine gidin. Genel merkezi hiç düşünmeyin, siz iyi çalışıp diğer adaylardan farkınızı ortaya koyduktan sonra sizi aday göstermeye mecburlar.

‘Salgın şiddetlenmeden hazırdık’

Geçen seçimlerin ardından Marka Portresi’nde pek çok siyasi isimle “Marka belediye” konusunu konuştuk. Peki başkanım, Devrek’in markası nedir?

Baston konusunda Devrek bir marka kenttir. Sadece bizim bölgemizde yetişen kızılcık ağaçlarından yapılır. Bastonumuz yurt içinde ve yurt dışında büyük bir pazara sahip. Baş motifimiz de yılan. Yılan da biliyorsunuz tıp, sağlık alanını ifade eder. Bizde de bu bastonlar sağlığı ve uzun ömrü temenni etmek için verilir. Aktif kullanmak için üretilen bastonlar ayrıdır.

Normalde bizim şehrimize herkes fabrika gözüyle bakar ama ben yaşanan bir şehir oldugözüyle bakıyorum. Lokasyon olarak İstanbul’a 3 saat, Ankara’ya 1,5 saat mesafede, harika bir doğanın içindeyiz. Turizme çok önem veriyorum. İlçemizde trekking, Off-road, dere turizmini canlandırmak için uğraşıyorum. Salgın gündemimizi değiştirmeseydi ben bu yılımı bu konuya yoğunlaşmak için kullanacaktım. Şimdilik biraz mola verdik.

Tabii bir de koronavirüs durumu var. Yılın başlarında sanki hep yıl sonuna kadar bitecekmiş gibi düşündük ama artık 2021’e de salgın ile gireceğimiz kesin. Peki, Zonguldak’ta durum nasıl?

Biz maden şehriyiz. Madenci hastalığı olarak bilinen Koah ve diğer akciğer hastalıklarına sahip çok fazla vatandaşımız var. Türkiye’de ilk 10 koronavirüs vakasının ardından hemen 1.5 ton dezenfektan ve 1.5 ton da çamaşır suyu aldık. Çünkü ben bizim bölgemize gelmeden önce virüsü ve korunma yöntemlerini incelemiştim. Başta bu kadar malzemeyi ne yapacağız diye ekibim şaşırdı ama sonrasında valilik bile benden malzeme istedi. Bunlar sayesinde biz o en yoğun hastalık dönemini Devrek’te 0 vaka ile atlattık.

Bazı belediyeler için ‘Vatandaşlar kurallara uymuyor’ diye haberler çıkmıştı. Devrek’te vatandaşlar nasıl uyum sağladılar önlemlere?

Vatandaşlarımız uyum sağladı ama devletimiz “Normalleşme” diye bir şey ortaya çıkardı. Birdenbire düğünler fazlalaştı, ardından bayram tatilleri geldi. Devrek’te 0 vakayla geçirdiğimiz virüs dönemi 1-9 Ağustos arasında pik yaptı. Sonra hemen karantina sürecine girdik ve 9 Ağustos’tan sonra sayılar düşmeye başladı. Şu anda Zonguldak’ta en iyi durumda olan biziz.

‘Spor yapmayan çocuk ve genç kalmayacak’

Devrekspor Kulüp Başkanlığı da yaptınız. Peki sizin sporla aranız nasıl?

İyi bir seyirciyim. Basketbolu çok severim, geçmişte oynamışlığım da var. Sporu sadece yapmak veya sevmek olarak değil sporcuların önünü açmak olarak da görüyorum. Başkanlığı devraldıktan sonra ücretsiz spor okulları kurduk. 400 tane gencimizi ve çocuğumuzu yazın her gün evlerinden aldık okula götürdük. Devrek Spor, bu 400 gençten yaz boyu elene elene gençler liginde 3 genci şampiyon çıkardı. Geçen hafta yeni kapalı spor salonu inşaatımız başladı. Bu salonla daha çok gencimizi spora yönlendireceğiz. Ben kendimi çocuklara karşı sorumlu hissediyorum. Devrek’te çocuklar beni çok sever. Onlara yönelik çok proje yaptık ve yapacağız. Arabamın arkası oyuncak doludur mesela. Biz seçimde kendi şarkımızı bile kendimiz yaptık. Bizim geleceğimiz çocuklar. Mesela adece kadınlara yönelik bir etkinlik yaparsanız kadını memnun edersiniz, sadece erkeklere yönelik bir etkinlik yaparsanız erkeği memnun ederseniz ama çocuklara yönelik bir etkinlik yaparsanız tüm aileyi memnun edersiniz.

Tribünleri ikiye böldüm; birinde erkekler birinde kadınlar ve çocuklar var. Kadınlara, çocuklara ücretsiz çay, meşrubat, simit dağıtıyoruz. Böyle böyle kadınları ve çocukları biraz daha sporun içine çekmeye çalışıyoruz. Artık yolda görünce bile bana “Bu hafta maçımız nerede?” diye soruyorlar. Spora, biraz da sosyal sorumluluk projesi olarak bakıyorum.

‘Yeni bir Devrek’

Geçtiğimiz hafta İzmir’de çok acı bir deprem yaşadık. Fay hattı bölgesinde olan bir şehrin yöneticilerinden olarak depreme dair yeni önlemler, bir planlamanız var mı?

Göreve geldiğimden beri yeni imar alanları çıkarttık. Benim gözümü açan en önemli nokta, yaşadığım ilçe olan Devrek’in coğrafi yapısının her türlü afete açık olmasıydı. Devrek’teki binaların birçoğunun fiziksel olarak bozuk olduğunu zaten biliyoruz. Yeni yaşam alanları açıp diğerlerini ya rehabilitasyona ya da kentsel dönüşüme sokmamız gerekiyor. Daha geçen hafta geçti meclisten, 500 dönümlük yeni bir yaşam alanı açtık. Adeta yeni bir Devrek kuruyoruz. Bunun yanında da mevcut imar planımızda yeni bir revize de yaptık. Devrek’in sakıncalı bölgelerinde yeni inşaatlara izin vermiyoruz. Şu an da Devrek’in 1/10 kısmını imara kapattık.

Bu konuda İsviçre çok etkilemişti beni. Arsalarda kırmızı bayraklar gördüm. Müteahhit 6 ay öncesinden oraya bayrak dikiyormuş, orasıyla ilgili bir şikayeti olan kişiler belediyeye bildiriyorlarmış. Yani binalar daha yapılmadan problemler çözülüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.