Kömürden domatese / Gökçebey'i kim geri bıraktı? / İntikam Belediyeciliği

Zonguldak'ta yıllardır "Bu şehirde tarım olmaz" denildi.

O ise "Üretimin olduğu her yerde umut vardır" diyerek ezberleri bozdu.

Alaattin Kurnaz'ı yıllardır madencilik sektöründen tanıyoruz.

Kömür sektörünün en zor, en tartışmalı dönemlerinde bile dürüstlüğü, itibarı ve üretime olan bağlılığıyla adından söz ettiren isimlerden biri oldu.

Karanlık ilişkileri, hileli bir düzenin gölgesinde kalan bir sektörde, adını hep temiz tutmayı başardı.

Şimdi aynı üretim anlayışını toprağa taşıyor.

Çaycuma'da kurduğu modern serada ilk hasadı gerçekleştirmesi, sadece bir ticari yatırım değil.

Zonguldak'ın geleceğine duyulan güvenin de somut bir göstergesi.

Kömürü ekonomiye kazandıran bir ismin, bugün topraksız tarımla domates üretmesi bana göre çok kıymetli bir mesajdır.

Zonguldak'ın kömür kadar tarımla da anılabileceğini gösteren bu cesur yatırımın örnek olmasını diliyorum.

Alaattin Kurnaz'ı yürekten kutluyorum.

Gökçebey’i kim geri bıraktı?

Satılmış Aydemir'in sosyal medyada gündeme taşıdığı iddialar, katılırsınız ya da katılmazsınız, kolay geçiştirilecek türden değil.

Çünkü mesele Zonguldak meselesi!

Devrek ve Gökçebey’in yıllardır birkaç fabrika arasına sıkıştırılması!

Mesele Gökçebey'in yıllardır neden beklenen kalkınmayı yakalayamadığı sorusudur.

Bu gün Çaycuma’yı ayakta tutan binlerce kişiye istihdam sağlayan Organize Sanayi Bölgesi’dir.

Bugün dönüp bakınca insan ister istemez şu soruları soruyor; Gökçebey Organize Sanayi Bölgesi (OSB) neden hayata geçmedi?

Yıllardır konuşulan yatırımlar neden hayata geçirilemedi?

Bir dönem Gökçebey'de yatırım yapmayı gündemine alan çok sayıda sanayici neden rotasını başka ilçelere çevirdi?

Geçmişte ZONSİAD Başkanı Nejdet Tıskaoğlu da Gökçebey'in yatırım potansiyeline dikkat çekmiş, bölgenin sanayi açısından değerlendirilmesi gerektiğini dile getirmişti.

ZONSİAD üyesi birçok iş insanı da Gökçebey’de yeni yapılacak OSB’ye yatırım için Gökçebey'i gündemine almıştı.

Peki sonra ne oldu?

O yatırımcılar bir anda neden geri çekildi?

ZONSİAD’dın geçtiğimiz yıl düzenlediği Genel ticaret Fuarı’na katılan onlarca Zonguldaklı iş insanı kentine yatırım yapmak istediklerini ancak engellendiklerini söylediler.

Hiç düşündünüz mü, Gökçebey-Devrek hattında günü kurtaran projelerle siyasiler şov yaparken, insanların doğup büyüdüğü yurdunda kalmaları için istihdama yönelik OSB yapmaktan neden kaçındıklarını?

Keşke düşünebilseniz!

Kimin, kimlerin işine gelmiyor?

Zonguldak çocuğunu belli fabrikalara mahkum etmek kimlerin işine geliyor?

O zaman anlayacaksınız neden muhtaç bırakıldığınızı, kimler tarafından gurbete zorlandığınızı!

Satılmış Aydemir, “Öncelik Gökçebey’in sorunları değil, Çanakçılar’ın sorunu”, “Gökçebey engellenmeseydi, acaba Gökçebey'de kaç tane daha fabrika olacaktı. Organize Sanayi Bölgesi nereye kurulacaktı biliyor musun? Toyota fabrikası nereye kurulacaktı biliyor musun? Bunların Gökçebey'e gelmesini kim, niçin engelledi biliyor musun?", “Yerli işsiz varken, sigorta ödememek için Afganlı işçi çalıştırıldığını biliyor musun? Gökçebey'in yerlisi dururken üç kuruş daha ucuza Afganlıların çalıştırıldığını biliyor musun?" şeklindeki sorularına kişisel bakarsanız, gurbette ekmek kavgası vermeye devam edersiniz!

Şimdi diyecekler ki, 'Satılmış Aydemir alkol alıyor, konuşuyor.'

Size ne alkol alıp almadığından?

Siz, cevabı verilmesi gereken bu sorulara odaklanın.

İntikam Belediyeciliği!

Bir belediye, hijyen kurallarına uymayan bir işletmeyi elbette mühürleyebilir.

Kamu sağılğının gereği budur!

Ancak...

Zabıta ekiplerinin mühür işleminin ardından Belediye Başkanı’nın kurum içi bir WhatsApp grubunda işletmenin fotoğraflarını paylaşarak, “Kim ki belediyeye ve personele posta koyuyor, işte sonuç." ifadesi kullanıyorsa o denetimin tarafsızlığı tartışma konusu olur!

Belediyelerin uyguladığı idari yaptırımların, kişisel tartışmaların ya da yaşanan gerilimlerin bir uzantısı olmaması gerekir.

Aksi halde kamu sağlığını korumaya yönelik bir işlem bile, kişisel husumetin veya güç gösterisinin sonucu olur!

Hukuk devletinde idari yaptırımların dayanağı kişiler değil, mevzuattır!

Belediye Başkanları da yönettikleri kentte mevzuat arkasına sığınarak esnafa, vatandaşına zorbalık yapmaz, yapmamalı!

Kamuyo önünde dürüst, efendi, saygılı, mütevazi gibi profil çizen bazı belediye başkanlarının kurum içi WhatsApp grubunda yazdıklarını görseniz hayretler içerisinde kalırsınız!

O yazışmaların bir kısmı gördüm!

Elimize geçerse paylaşabiliriz!

Saygı duyduğunuz, beğendiğiniz bazı siyasetçilerin kapalı kapılar ardındaki gerçek yüzü arasındaki farkı çok daha net göreceksiniz.