'Kraldan çok kralcı olmak' diye bir deyim var.
'Bir kimsenin çıkarlarını o kimseden daha çok savunmak' anlamında kullanılıyor.
'Kraldan çok kralcı olmak' deyiminin anlamı, günümüzde en çok siyaset dünyasında karşılık buluyor.
Bazı insanlar birlikte siyaset yaptıkları kişileri koşulsuz şartsız savunurlar.
Laf söyletmezler...
Toz kondurmazlar...
Ereğli'deki Savarona Restorant'ın inşansından bu yana tüm hikayesini belgeleriyle birlikte anlattık.
Ortaya attığımız iddiaları, iddiaları dayandırdığımız belgeleri tek tek yayınladık.
'Savarona Restorant'ın işyeri açma ruhsatı var mı' sorumuza anında Basın Bürosu aracılığıyla cevap veren Ereğli Belediyesi, sonrasında ileri sürdüğümüz iddialar ve ortaya koyduğumuz belgeler karşısındaki sessizliğini koruyor.
Ereğli Belediyesi'nin tecrübeli ve duayen başkanı Sayın Halil Posbıyık da sessizliğini koruyor.
İddialar yanıtsız, sorular cevapsız bırakılırken, devreye işte o yazımın başında altını çizdiğim kraldan çok kralcılar devreye giriyor.
Başlıyorlar kral Halil Posbıyık'ı savunmaya.
Belediyede, partide, sokakta, kendi aralarında savundukları yetmiyor, bir de haber sitemizin okurlarına el atıyorlar.
Ereğlili bir okurumuz, Savarona Restorant'la ilgili, 'Savarona'nın ruhsatı sahte çıktı' başlıklı haberi ve görselini kendi instagram hesabından paylaşıyor.
Okurumuzun paylaştığı gönderinin altında binden fazla beğeni var.
Bu gönderiden Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık rahatsız olmuyor.
Üyesi olduğu partinin il ve ilçe başkanı rahatsız olmuyor.
Ama Posbıyık ailesine yakınlığı ile bilinen, Ereğli Belediye Meclis Üyesi Sayın Yaşare Aydın hanımefendi rahatsız oluyor.
Peki, Yaşare Aydın hanımefendi ne yapıyor dersiniz?
Tempo Gazetesi'nin haberini instagram hesabından paylaşan okurumuza ulaşıyor.
WhatsApp üzerinden mesaj atıp, 'ruhsatta sahtekarlık yok, altından kalkamazsın' diyerek okur üzerinde baskı oluşturuyor.
Sanırsınız meclis üyesi değil de mahkeme hakimi hanımefendi...
Tabi, okur nereden bilsin haberin doğru mu, yanlış mı olduğunu, korkuyor ve tutup paylaşımını kaldırıyor.
Yaptığımız haberler sonrası tabi ki eleştiri alacacağız.
Tabi ki belli bir kesimin tepkisine maruz kalacağız.
Belki mahkemelik olup, yargılanacağız.
Tüm bunlar gazetecilik mesleğinin doğasında var.
Ben bunları normal karşılıyorum.
Mesela haber ve köşe yazılarının altına yorum yazıp gönderenler var.
Bu yorumlarda rumuz kullanarak, hakaret edenler, yok efendim 'pideyi hak ettin, kebabı hak ettin' yazarak bizi ve mesleğimizi aşağılamak isteyenler var.
Tabi bunlar, 'rumuz kullanırsak kim olduğumuzu bilmezler' sanıyorlar.
Oysa yorum yaptıkları internet sağlayıcılarının IP adreslerini biz görebiliyoruz.
İstesek bu hakaret içeren yorumlara dava açabilir, onları sıkıntıya sokabiliriz.
Ama böyle bir şey yapmıyoruz tabi ki...
'Onlar da okurumuz' diye düşünüp, peşine düşmüyoruz.
Ama Yaşare Aydın hanımefendi gibi bazı kraldan çok kralcı arkadaşlar, bırakın bizi, okurun bile peşine düşüyorlar.
İnanılır gibi değil!..
Haberi yazan muhabir dururken...
Haberi yayınlayan internet sitesinin sahibi dururken...
Sen git, okura mesaj at...
Okura mesaj yazmak nedir ya?..
Daha neler göreceğiz meslek hayatımızda?..
Bu kadar yanlışa, bu kadar usulsüzlüğe karşı, bırakın kraldan çok kralcı olmayı, biriniz de çıkıp, 'kral çıplak' deme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterin.
İnanın, Başkan Halil Posbıyık'a yapacağınız en büyük iyilik bu olur...
Her yaptığını, her söylediğini koşulsuz, şartsız körü körüne kabul edip, alkışlayarak Başkan Halil Posbıyık’a en büyük zararı veriyor, bu yanlışlara da ortak oluyorsunuz.
Sayın Yaşare Aydın hanımefendi;
Savarona'da sizin deyiminizle 'sahtekarlık yoksa, bırakın okurlarımızı rahatsız etmeyi, 'altından kalmazsın' diyerek dolaylı yoldan tehdit etmeyi...
Bize ulaşın, cevap hakkınızı kullanın.
Tekzip denen birşey var.
Erişim engeli yasağı denen birşey var.
Basın Savcılığı denen birşey var.
Cumhuriyet'in savcıları var.
Lütfen okurlarımızı rahat bırakın!..