Yeni yılla birlikte zam yağmuru daha şimdiden başladı. “Vatandaşa yük olmayacak” denilerek Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yapılan Osmangazi Köprüsü, 1 Ocak 2026 itibarıyla adeta lüks tüketim kalemine dönüştü.
Köprüden tek geçiş ücreti 2 bin 430 liraya çıkarken, İstanbul’dan Londra’ya uçak bileti 2 bin 362 liraya bulunabiliyor.
Ortaya çıkan tablo, kamuoyuna verilen sözlerle gelinen nokta arasındaki derin çelişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye’de birkaç dakikalık bir köprü geçişi, Avrupa’nın başkentine yapılan binlerce kilometrelik uçak yolculuğundan daha pahalı hale geldi.
Söz Vatandaşa Değildi, Fatura Yine Vatandaşa Kesildi
Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, köprü ücretlerinin Amerikan doları ve ABD enflasyonuna endeksli olmasına sert tepki gösterdi. Sarıgül, şunları söyledi:
“1 Ocak 2026’da Osmangazi Köprüsü’nden geçmek 2 bin 430 lira olacak. Aynı tarihte İstanbul’dan Londra’ya 2 bin 362 liraya uçak bileti bulabiliyorsunuz. Bu tabloyu ne akıl ne vicdan kabul eder. Londra’ya gitmek, köprüden geçmekten ucuz.”
2,6 Kilometreye 2 Bin 430 Lira
İstanbul–Londra arası yaklaşık 2 bin 500 kilometre. Osmangazi Köprüsü ise sadece 2,6 kilometre. Aradaki fark, uygulanan ekonomik modelin ne kadar çarpık olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Üstelik mesele sadece yüksek geçiş ücreti de değil. Yap-İşlet-Devret sözleşmeleri gereği, köprüden araç geçse de geçmese de devlet, garanti edilen araç sayısının ücretini ödemek zorunda. Yani vatandaş köprüden geçmese bile bedel Hazine’den, dolayısıyla yine halkın cebinden çıkıyor.
Kazanan Şirket, Kaybeden Halk
YİD projelerinde risk özel sektöre değil, tamamen kamuya yüklenmiş durumda. Şirketler kazancını garanti altına alırken, milyonlarca vatandaş yüksek geçiş ücretleri ve vergi yüküyle karşı karşıya bırakılıyor.
Osmangazi Köprüsü örneği, “kamu yararı” söylemiyle sunulan projelerin nasıl kamu zararına dönüştüğünün en net göstergesi olarak kayıtlara geçiyor.