Zonguldak’ta 23-25 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenen Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi’nde madencilik sektörünün geçmişte yaşadığı büyük kazalar ile bu kazalardan çıkarılması gereken dersler bilimsel oturumlarda değerlendiriliyor.
Soma faciasına ilişkin oturumda konuşan Prof. Dr. Tuğrul Ünlü, kazanın oluşum sürecini teknik ve idari yönleriyle değerlendirdi. Ünlü’ye göre Soma’da yaşananlar, yalnızca kaza anındaki bir uygulama hatasıyla açıklanamayacak kadar geniş bir sorunlar zincirinin sonucuydu.
Madencilikte yönetim ve denetim sorunu
Oturumda, yeraltı madenciliğinin doğası gereği güçlü bir koordinasyon ve disiplin gerektirdiğine dikkat çekildi. Hazırlık ve galeri açma gibi kritik çalışmaların farklı şirketler arasında bölünmesinin, sorumlulukların dağılmasına ve iş güvenliği açısından yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olabileceği ifade edildi.
Denetim mekanizmalarının ise yalnızca mevzuat gereğini yerine getiren formaliteler olmaktan çıkarılarak, sahadaki gerçek çalışma koşullarını ortaya koyacak biçimde güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“Bağımsız maden polisi” önerisi
Madencilikte denetimin daha etkin hale getirilmesi için Almanya’daki uygulamalara benzer bir model de gündeme getirildi.
Bu kapsamda, doğrudan devlete bağlı çalışacak, içerisinde bilim insanları ve hukukçuların da bulunacağı bağımsız bir “Maden Polisi” yapılanmasının oluşturulması önerildi.
Maden mühendisliğinde uzmanlaşma vurgusu
Soma faciası üzerinden yapılan değerlendirmelerde, maden mühendisliği eğitimindeki uzmanlaşma ihtiyacı da gündeme geldi.
Özellikle havalandırma, gaz kontrolü ve damar yönetimi gibi hayati konularda uzmanlaşmış mühendislerin sahada daha etkin görev almasının önemine dikkat çekildi. Deneyimli mühendislerin özel sektöre yönelmesi ya da sektörden uzaklaşmasının da işletmelerdeki teknik yönetim kapasitesini etkileyebileceği belirtildi.
Soma’da facianın teknik süreci
Oturumda Soma’daki üretim alanlarının teknik yapısı da ele alındı. Eski çalışma bölgelerinde bırakılan topukların yeterliliği, tavan yollarının doldurulması ve buna bağlı olarak ocak içerisindeki hava dolaşımında meydana gelen değişikliklerin facianın gelişiminde önemli rol oynadığı değerlendirildi.
Dördüncü bant galerisi çevresinde biriken metan ve diğer gazların yeterince uzaklaştırılamaması, yanıcı ve patlayıcı unsurların da etkisiyle yangının büyümesine neden olan unsurlar arasında değerlendirildi.
Havalandırma ve tahliye kritik rol oynadı
Kazanın ardından uygulanan havalandırma işlemleri de oturumun önemli başlıklarından biri oldu.
Havalandırma kapılarının yönetimindeki hataların dumanın ocak içerisinde daha hızlı yayılmasına yol açtığı, bunun da can kaybının artmasında etkili olduğu belirtildi.
Bununla birlikte bazı bölgelerde görev yapan mühendislerin havalandırma sistemine zamanında müdahale ederek hava akışının yönünü değiştirmesi ve çalışanların tahliyesini sağlamasının, daha fazla can kaybının önüne geçtiği ifade edildi.
Gelecekteki facialar için hangi önlemler alınmalı?
Soma faciasının ardından benzer olayların yaşanmaması için teknik altyapıdan mevzuata kadar birçok alanda yeni düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu vurgulandı.
Özellikle ferdi oksijen maskelerinin daha uzun süre koruma sağlayan güncel teknolojilerle yenilenmesi, temiz hava giriş ve kirli hava çıkış yollarının birbirini etkilemeyecek şekilde düzenlenmesi ve kendiliğinden yanmaya elverişli kömür damarlarında sürekli gaz izleme sistemlerinin kullanılması gerektiği belirtildi.
Oturumda öne çıkan ortak değerlendirmelerden biri ise maden işletmelerinde üretim hedeflerinin, mühendislik gerekleri ile işçi sağlığı ve güvenliği kurallarının önüne geçirilmemesi gerektiği oldu.
Soma faciasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen kongrede yapılan değerlendirmelerde, kazaların yalnızca meydana geldiği anda değil, kazaya zemin hazırlayan süreçlerin tamamı üzerinden incelenmesi gerektiği mesajı öne çıktı.