Numuneler 25 Aralık 2025’te alındı
9 Şubat’ta verilen ilk soru önergesine 12 Mart’ta yanıt veren Bakanlık, TTK zenginleştirme tesislerinde oluşan atıklarda nadir toprak elementlerinin araştırılması amacıyla Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile 12 Kasım 2025 tarihinde iki yıllık bir Ar-Ge sözleşmesi imzalandığını açıkladı.
Yanıtta, Karadon Taşkömürü İşletme Müessesesi Çatalağzı Lavuarı’nda kömür zenginleştirme faaliyetleri sonucu oluşan atıklardan 25 Aralık 2025 tarihinde numune alındığı ve bu numunelerin analiz edilmek üzere TENMAK’a gönderildiği belirtildi.
Bakanlık ayrıca, yürütülen çalışmanın yalnızca kömür zenginleştirme sonrası oluşan atıklar üzerinde gerçekleştirildiğini, taşkömürü üretim faaliyetlerini olumsuz etkileyecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.
İkinci önergeyle analiz sonuçları istendi
İlk yanıtta analiz sonuçlarına ilişkin bilgi verilmemesi üzerine CHP’li Ertuğrul, 9 Nisan 2026 tarihinde ikinci bir soru önergesi verdi. Bu önergeye gelen yanıtta ise numune analiz sonuçlarına ilişkin ilk teknik veriler paylaşıldı.
Bakanlık cevabında, incelenen numunelerde toplam NTE içeriklerinin numune türüne göre değişiklik gösterdiği belirtilirken, en yüksek değerin ince tane boylu atık numunesinde yaklaşık 794 ppm seviyesinde tespit edildiği açıklandı.
Yanıtta ayrıca, devam eden araştırmalar sonucunda NTE geri kazanımına ilişkin akım şemalarının oluşturulacağı, çalışmaların olumlu sonuç vermesi halinde TTK’nın mevcut faaliyet alanlarına yeni stratejik açılımlar kazandırılabileceği ifade edildi.
“Atık değil, stratejik hammadde potansiyeli”
Bakanlığın değerlendirmesinde, TTK bünyesinde oluşan kömür hazırlama tesisi atıkları, şlamlar ve kül içeriklerinin yalnızca “atık” olarak değil, kritik hammadde potansiyeli taşıyan alternatif kaynaklar olarak değerlendirilebileceği vurgulandı.
Ayrıca, yürütülen araştırmaların TTK’nın mevcut taşkömürü üretim faaliyetlerine bağlı sürdürüleceği, yeni maden sahalarının açılması ya da mevcut üretim modelinin değiştirilmesinin gündemde olmadığı kaydedildi.
Ertuğrul: “794 ppm umut verici bir veri”
Soru önergelerine gelen yanıtların ardından açıklama yapan CHP’li milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, elde edilen verilerin önemli olduğunu söyledi.
Ertuğrul, “794 ppm değeri, atıkların sadece "çöp" olmadığını, içerisinde kritik öneme sahip nadir elementleri barındırdığını kanıtlayan, ümit verici bir veri noktası. Biz NTE var mı diye sorduk. Cevap olarak NTE'nin olduğunu gördük. Ancak bu değerin ekonomik olarak kârlı bir şekilde ayrıştırılıp ayrıştırılamayacağı yapılacak olan Ar-Ge çalışmaları, akış şemaları ve maliyet analizi sonucunda belli olacaktır. Nadir toprak elementlerinin dışa bağımlı olunmadan üretilmesini sağlayacak tesislerin kurulması, gereken teknolojinin yerli olarak üretilmesi sonucunda eğer süreç başarılı olursa, TTK atıkları ekonomiye kazandırarak ek katma değer yaratabilir ve çevresel atık yükünü azaltabilir." ifadelerini kullandı.
“Türkiye için stratejik fırsat olabilir”
Milli servetimiz olan Nadir Toprak Elementlerinin ülkemizde zenginleştirilmesine vurgu yapan Ertuğrul, "Türkiye’nin en az 40 yıldır bilinen ve üzerinde oldukça farklı bilimsel çalışmalar yapılmış olan Eskişehir-Beylikova/Sivrihisar yöresinde 1.000.000 ton kadar Nadir Toprak Elementleri (NTE) ve 350.000 ton dolayında da toryum (Th) bulunmakta. İncelemeleri tamamlanmış olan bir diğer kesinleşmiş cevher yatağı da Burdur-Çanaklı Türkiye, yaklaşık 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezerviyle, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip ülkesi konumunda. Havacılık, savunma, uzay sanayi, biyomedikal alanlarında kullanılan nadir toprak elementleri paha biçilemez madenler. Bunların keşfi uzun yıllara dayanıyor. Eğer bizim bölgemizde de ikincil kaynaklar üzerinde yapılacak araştırmalarda bu elementlere rastlanırsa TTK için de bir katma değer üretme fırsatı yaratacak. Türkiye kendi atığından bu kritik maddeleri yine kendi kuracağı endüstriyel tesislerde %1 bile olsa geri kazanabilse, dışa bağımlılığı azaltan stratejik bir adım atılmış olur. TTK açısından bakarsak da gelir yapısına olumlu katkı sağlayacak aynı zamanda atık miktarını da azaltabilecek ve depolama yükünü hafifletecektir. Kaynak verimliliğinin artırılması açısından da önemli kazanımlar sağlayacaktır." dedi.