Almanya’da 2018 yılında maden ocakları tamamen kapatıldı. O günü, bazı madenciler ocaklarda bira içerek kutladılar. Hüzünlü bir veda idi bu. Duygusal anlar yaşandı. Üstelik şehirlerindeki ocaklar 1700 yıllarında açılmaya başlamıştı. Bizden çok daha önce. Daha çok ürettiler. Bizden 15 kat daha fazla. En son Ruhr Havzası kömür ocaklarında maden kazası 1946’da meydana gelmişti.
Madenlerin kapatılma kararı alındığında kimse protesto yapmadı. Hiçbir gazeteci olumsuz bir yazı yazmadı. Çünkü biliyorlardı ki; bu kararı alanların mutlaka bir bildiği vardı. Bu bir devlet politikası idi. Üstelik 2035 yılında , tüm termik santrallerin de kapatılması için karar alınmıştı.
Ocaklarda çalışan binlerce işçi , issiz kalırım, çoluk çocuğum aç kalır korkusu yaşamadı. Zira işsizlik durumunda , yaşam paraları zaten belediye tarafından karşılanacaktı. Belediyeler kendi şehirlerinde bu durumun olumsuz etkilerini azaltmak ve ekonomisi sarsılmasın diye projeler uyguladı. Bazı şehirler temiz enerjiye yatırım yaptı. Bunda başarılı olamayan şehirler , elektronik sektörüne yöneldi. Şehirlerde sanayi siteleri kuruldu. Ocaklarda çalışan madenciler başka mesleklere yönlendirildiler. Bazı meselelerle ilgili kurslar açıldı. Kimisi metro makinisti oldu ,kimisinin ehliyet parasını ödediler LKW şoförü yaptılar. Kimisi sanat okulu düzeyinde C1 tesisatçı kursunu bitirdi. . Adam 60 yaşına gelmiş zaten demediler, gittiler onu kalorifer kursuna gönderdiler. Tüm masraflarını da üstlendiler. Gidin sorun ; bu şehirlerdeki bazı ailelerin , maden ocaklarının kapatıldığından bile haberleri yoktur.
Zonguldak’ta ise maden ocakları kapanacak diye işçilerin ödü kopuyor. Çünkü biliyorlar ki ; kimse onları düşünmeyecek. İşsiz kaldıklarında tek başınalar. Kira parasını ödeyebilecekler mi , çocuklarının okul masraflarını karşılaya bilecekler mi ? Tekrar iş bulabilecekler mi ? Kimsenin umurunda olmayacak. Devletin bile sorunu olmayacak bu. Kişinin kendi problemi olacak. Endişe etmekte son derece haklılar.
Zonguldak’ta madenler açıldığında kimse halka sormadı, açılsın mı diye ! Kapatıldığında da kimseye sormayacak. Devlet karar aldığında kimse bu kararı durduramayacak. Elbet bir gün kapatılacak.
Burada önemli olan kapatılıp kapatılmaması değil. Kapatıldığında işçilerin ve Zonguldak’ın ekonomisinin devleti yönetenler için herhangi bir kaygı duymayacak olması. Ocaklar açıldığında göç alan şehrin , kapatıldığında büyük göçlere neden olacağının pek düşünülmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Üstelik kapatma olacaksa , muhtemelen başka şartlar göstererek yapılacağını tahmin edebiliyoruz. Tıpkı bugün güvenlik endişesi ile geçici kapatılma kararı almaları gibi olacak. Hiçbir zaman bilinçli olarak güvenliğin sağlanmayacağı kuşkusu hepimizin içinde var zaten. Kapatılacaksa Almanya’daki gibi dürüstçe olmayacağını, bir takım oyunlarla kapatılacağını biliyoruz.
Aslında bu gerçekten içler acısı bir yöntem.
2025 yılında güvenlik eksikliği için alınan karar, TTK ve Sendika itirazı ile iptal edilmişti. Ocaklar kapatma kararına rağmen tekrar üretime açıldı. Bu bir sene geçen sürede kimse bu konuda düzenleme yapmamış. Bu süreçte herhangi bir kaza olsa idi; bu sefer Zonguldak , güvenlik dolayısı ile kapatma kararının uygulanmadığı için bakanlığı , TTK’yı , sendikayı suçlayacaktı. İşçi aileleri , mahkemelerde bu kararı kanıt olarak gösterecekti. Şimdi tam tersi güvenlik eksikliğinden dolayı kapatılmasını sorguluyorlar. Bakanlığı, TTK’yı, sendikayı suçluyorlar. Sonuna kadar haklılar ama sonunda haksız da çıkabilirler.
Tam bir belirsizlik durumu.
Devlet yetkileri doğru bir karar almış gibi yapıyor olabilir; hatta doğru bir karar almış bile olabilirler. İşte tam da bu durumu kapatma niyetleri için kullanıyor olabilirler .
Endişe bu !
Kimse kimsenin kararına , kimsenin niyetine güvenmiyor. Sırf kapatılması için güvenlik önlemlerinin düzeltilmemesi de olabilir, sırf kapatmak için güvenlik önlemleri nedeni de gösterilebilir.
Bu zamana kadar TTK’da , onca ölümlü kazalar olmasına rağmen güvenlik önlemleri düzeltilmesi için kapatma kararı alındığını görmedik ki. Hatta ocaklardaki yangını söndürmek, bir an önce faaliyete geçilmek için ; ocakta kalan '' ölüp ölmediği ''kanıtlanmamış madencilerin üzerine su sıkıldı bu memlekette.
Ben TTK’nın kapatılması taraftayım. Canını seven hiç kimsenin çalışacağı bir meslek değil bu.
Hatta insanlık suçu.
Ama böyle kapatılmamalı .
Asla böyle olmamalı.
Zamanında Zonguldaklılar zorla madenci yapıldı. Toprağı bıraktırıldı. Bir çok meslek unutturuldu. Şimdi öylece ''ben kapatıp ,gidiyorum'' diyemezsin.
Bu yüzden Almanya örneğini verdim. Adamlar lavuarı bile restore ettiler .Şimdi şehre yıllık 1 milyon turist geliri sağlıyorlar. . Bizim lavuar alanı 20 yıldır pislik yuvasına döndü.
Zonguldak’ta bir an önce şehrin ekonomisinin dönüştürülmesi gerekiyor. Bu zamana kadar yapılanlar pek başarılı olmadı. Ağır sanayiler işsizliği önleyemedi. Yerel bazda girişimler boş çıktı. Devlet yeteri kadar destek vermedi .Üstelik bunlar yalanlarla yapılmaya kalkışıldı.
TTK’ya alternatif gösterilen Filyos projesinin doğru olup olmadığını halen bilmediğimiz gibi ! ‘’Gaz’’ gerçekten Karadeniz’den mi çıkıyor yoksa Rusya’dan mı pompalanıyor ? Bunu bile bilmiyoruz.
Ama ben size bir şey söyleyeyim mi ?
Kesin bilgi ;
TTK uzun yıllar önce zaten kapatılmıştı.
KAYNAK: Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih