Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak İl Başkanlığı ve Genel Merkez tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Toplanıyor” toplantısına katılmak ve çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a geldi.
Özdağ, program kapsamında yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin ağır bir süreçten geçtiğini belirterek, Cumhuriyetin kuruluş değerlerine vurgu yaptı.
Özdağ, “Bugün Zonguldak'ta, Zonguldak İl Başkanlığımız ve Genel Merkezimiz tarafından düzenlenen ‘Atatürk'ün Kızları Toplanıyor’ toplantısına katılmak ve ziyaretler gerçekleştirmek üzere bulunuyorum. Türkiye ağır bir süreçten geçiyor ve Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana karşı karşıya olduğu en ağır ve büyük tehdidi yaşıyor. Atatürk'ün kurmuş olduğu milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti ağır çekim bir yıkım süreci içerisine sokulmuş durumda” dedi.
PKK’ya yönelik süreç ve anayasa değişikliği tartışmalarına da değinen Özdağ, şöyle konuştu:
“PKK terör örgütüne çıkarılan af, bu sürecin sadece bir adımını teşkil ediyor. Bundan sonra yapılması planlanan anayasa değişiklikleriyle, İstiklal Harbimizin neticesinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin millî ve üniter devlet karakteri ortadan kaldırılmak isteniyor.”
Türkiye’nin bölünme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu öne süren Özdağ, “Lübnan'da, Yugoslavya'da parçalanan; Suriye'de, Irak'ta yaşananların şimdi Türkiye'de yaşanması tehdidiyle Türk milleti karşı karşıya” ifadelerini kullandı.
Özdağ, Zafer Partisi olarak bütün milli ve Atatürkçü güçlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirterek, “Biz Zafer Partisi olarak, bütün gücümüzle, bütün milli ve Atatürkçü güçlerin, siyasi partilerin bir araya gelerek bu süreci durdurmak için mücadele etmesi gerektiği inancını ilk günden beri dile getiriyoruz ve dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.
“Cumhuriyet, Atatürk’ten taviz verilerek korunamaz”
Zonguldak halkına da çağrıda bulunan Özdağ, Cumhuriyetin kuruluş esaslarına sahip çıkılması gerektiğini belirtti.
Özdağ, “Bu vesileyle sevgili Zonguldak halkına da Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş esaslarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmaları için çağrıda bulunuyoruz. Ve Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin, Atatürk için özür dilenerek, Atatürk'ten taviz verilerek, bölücü kavramlar ve tezler kabul edilerek korunamayacağını da hatırlatmak istiyoruz” diye konuştu.
“Türk halkının yüzde 90’ı fakirleşiyor”
Ekonomik tabloya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, sanayide çalışanların oranının düştüğünü, emeklilerin ve asgari ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığını savundu.
Özdağ şöyle konuştu:
“Cumhuriyetimiz bu ağır tehditle karşı karşıyayken, öte yandan Türk milletinin, ülkemiz zengin olmasına rağmen, her geçen gün daha da fakirleştiğini ve sanayinin ya yurt dışına çıktığını ya da iflaslarla kapandığını görüyoruz. 2009'dan 2026'ya kadar geçen süre içerisinde Türkiye'de sanayi sektöründe çalışan işçilerin oranı yüzde 36'dan yüzde 29'a inmiş durumda. Yani fabrikalar kapanıyor veya yurt dışına taşınıyor.”
16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin açlıkla mücadele ettiğini ileri süren Özdağ, “Adeta onlara, ‘Siz neden bu kadar uzun yaşıyorsunuz da size para vermek zorunda kalıyoruz?’ muamelesi yapılıyor” dedi.
Özdağ, “11 milyon asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılan insanımız, sefalet seviyesinde hayat şartlarına zorlanıyor. Çiftçinin üretimden her geçen gün koptuğunu ve aldığı mahsulün girdi fiyatlarını karşılamakta zorlandığını görüyoruz. Türk halkının yüzde 90'ı fakirleşirken, rantiyeci yüzde 10 her geçen gün biraz daha zenginleşiyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye yeniden üretim ekonomisine dönmeli”
Türkiye’nin üretim ekonomisine dönmesi gerektiğini belirten Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulmasını savundu.
Özdağ, “Bu ülke ekonomisini AKP yönetemiyor. Türk halkını enflasyonun acımasız pençesinden kurtaramıyor. Sadece fakirliği yönetmeye ve rantiyeyi daha zengin yapmaya odaklanmış bir politika ısrarla izlenmeye devam ediyor” dedi.
Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine dönmesi gerektiğini ifade eden Özdağ, “Türkiye'nin yeniden üretim ekonomisine dönmesi, ancak Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması ve on yıllardır rezidans, AVM inşaatına giden paraların bundan sonra fabrikalara, atölye inşaatlarına aktarılmasıyla mümkündür” diye konuştu.
Sığınmacılar üzerinden iktidara eleştiri
Sığınmacılar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’nin bu alanda ciddi bir ekonomik yük üstlendiğini savundu.
Özdağ, “Zonguldak'ta gerçi çok fazla Suriyeli yok, Afgan yok ama onlara yapılan masrafları sizin de ödemediğiniz anlamına gelmiyor. Sizlerin cebinden de para çıktı. 150 milyar dolara yakın bir para harcandı” dedi.
Sığınmacıların Türkiye’de kalıcı hale getirilmek istendiğini iddia eden Özdağ, “Bunun sadece ekonomik bir boyutunun olmadığını, sadece Türkiye'yi fakirleştirmediğini, Türk halkının sırtına yük yüklemediğini; aynı zamanda bir milletin Türkiye'ye ithal edildiğini söyledik ve haklıydık” ifadelerini kullandı.
“Çerçeve yasa anayasa değişikliklerini de kapsıyor”
Özdağ, kendisine yöneltilen “Çerçeve yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna da yanıt verdi.
Çerçeve yasanın yalnızca PKK affını kapsamadığını, anayasa değişikliklerinin de gündemde olduğunu ileri süren Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Çerçeve yasanın sadece PKK affı değil, aynı zamanda anayasa değişikliklerini kapsadığını gördük. Anayasa'nın 42. maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın 66. maddesi, yani ‘Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.’ maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın girişinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa'nın mahallî idarelerle ilgili 127. maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. 160. maddenin değiştirilerek bölgesel Sayıştaylar kurulması düşüncesinin tartışıldığını duyuyoruz. Ve devrim yasalarını belirleyen 174. maddenin değiştirilmesi planlanıyor.”
Özdağ, Abdullah Öcalan üzerinden de sert ifadeler kullandı.
“Evet, şimdi Abdullah Öcalan'dan neden ‘kurucu önder’ diye bahsedildiğini anlıyor musunuz arkadaşlar? Abdullah Öcalan kurucu öndermiş. İşe bakın! Bir narko-terör örgütünün elebaşısı ve on binlerce insanın öldürülmesinden, şehit edilmesinden sorumlu bir eşkıya çetesinin elebaşısı şimdi bir komisyonun başkanlığını yapacakmış. Ya da o komisyonda görev yapacakmış. Bu komisyon nerede toplanacak acaba? İmralı'da mı?” dedi.
“Seçim vatandaşın hafızasında başladı”
Geçtiğimiz hafta dört siyasi parti genel başkanıyla gerçekleştirilen toplantıya ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, toplantının istişare niteliğinde olduğunu söyledi.
Özdağ, “Biz bir istişare toplantısı yaptık. Bu tür toplantıları yapmaya önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Türkiye'nin bu amansız süreci aşması, Cumhuriyetin birliğini muhafaza etmek için bütün Atatürk'e inanan güçlerin bir araya gelmesine ihtiyaç vardır. Biz de bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz” dedi.
Erken seçim sorusuna ise Özdağ, “Seçim erken olacak. Seçim zaten vatandaşın hafızasında başladı arkadaşlar” yanıtını verdi.
“Bakalım Abdullah Öcalan ne diye atanacak”
Suriye’deki gelişmelerle ilgili soruyu da yanıtlayan Özdağ, SDG’nin feshedilmesinin ardından örgütün eski liderinin Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından danışman olarak atanmasına ilişkin değerlendirmesinde, “Bakalım Abdullah Öcalan ne diye atanacak, göreceğiz” ifadelerini kullandı.
Başkanlık sisteminin bazı yetkilerinin Meclis’e devredilmesinin gündemde olduğunun hatırlatılması üzerine ise Özdağ, bunun Zafer Partisi’nin programında bulunan bazı önerilerle örtüştüğünü söyledi.
Ancak anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi halinde bunun anlamını yitireceğini savunan Özdağ, “Konuşulanlar müsteşarlığın geri gelmesi gibi Zafer Partisi'nin programında olan ve Zafer Partisi'nin üzerinde sık sık durduğu hususlar. Ancak bunların yanında bahsettiğim maddelerin değiştirilmesi söz konusu olur ise bu değişiklikleri yapmanın hiçbir değeri ve önemi olmaz” diye konuştu.
“Zonguldak yeni sanayi ve enerji koridorunun merkezi olmalı”
Özdağ, Zonguldak’a ilişkin parti programında yer alan projeleri de açıkladı.
Türkiye’de sanayi ve enerji yatırımlarının Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmasının milli güvenlik riski oluşturduğunu savunan Özdağ, Zonguldak’ın önemli bir sanayi ve lojistik merkez haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Biz dört yeni Marmara bölgesi oluşmasını, dört yeni sanayi ve enerji koridoru oluşması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü her şey Marmara Bölgesi'ne yığıldı. Bu, Türkiye için bir millî güvenlik riski.
Bu dört yeni Marmara bölgesinden bir tanesi de limanı Zonguldak olmak üzere Ankara ve Bursa'ya uzanan hat olacak. Bu anlamda bugün İstanbul Limanı neyse, Zonguldak da o işlevi üstlenecek.”
Savunma sanayi tesislerinin de Zonguldak ve Karadeniz Bölgesi’ne taşınması gerektiğini ifade eden Özdağ, şöyle devam etti:
“Savunma sanayi tesislerinin yine Zonguldak'a, Karadeniz'e taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Burada dağların altına taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de çok uygun bir coğrafya var. Karabük Demir Çelik'in kurulmasının nedeni de Cumhuriyetin başında bu bölgenin, biliyorsunuz, o günün hava saldırılarına karşı savunma açısından çok uygun bir coğrafya olmasıydı.”
İran-İsrail savaşına da değinen Özdağ, “İran-İsrail savaşı göstermiştir ki artık savaşlarda öncelikli olarak sanayi ve savunma tesisleri hedef alınıyor. Bundan dolayı savunma tesislerinin, yüksek teknoloji üreten tesislerin Karadeniz Bölgesi'ne ve bu arada tabii Zonguldak ve çevresine taşınması ve burada korunaklı alanlara nakledilmesi bir zorunluluktur” dedi.