Kelebeğin rüyası, Hikmet Bila'nın senaryosu mu?

2011 yılında kaybettiğimiz Zonguldaklı gazeteci yazar Hikmet Bila’nın 2007’de yazdığı ‘Kömür Kara’ adlı kitabı piyasaya çıktı. Ancak kitabın Yılmaz Erdoğan'ın son filmi ‘Kelebeğin Rüyası’yla neredeyse bire bir aynı olması yeni bir tartışmaya sebep oldu...

Türk basınının önemli kalemlerinden, 2011 yılında yitirdiğimiz gazeteci-yazar Hikmet Bila’nın 2007 yılında yazdığı ‘Kömür Kara’ adını taşıyan senaryosu kitap oldu. Hikmet Bila Zonguldak’ta büyümüştü. ‘Kömür Kara’yı da, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bu kentte yaşayan ve veremden ölen Zonguldaklı genç şairler Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu’nun yaşamından esinlenerek kaleme almıştı. Üç genç şair ve mükellefiyet kararı nedeniyle okula gitmek isterken maden ocağında çalışmak zorunda olan bir genç kazmacı yamağının öyküsünü konu alan senaryosunu kitaplaştırmak, Hikmet Bila’nın en büyük hayaliydi. ‘Kömür Kara’, Morpa Yayınları tarafından piyasaya verildi.

NECATİGİL'İN ÖĞRENCİLERİ

Kömür Kara’da öykü, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce başlıyor. Yaşamları hemen hemen aynı olan Kerem (Rüştü Onur), Engin (Muzaffer Tayip Uslu) ve Cemil üç lise öğrencisidirler. Ama diğer lise öğrencilerinden farkları, edebiyata olan inanılmaz ilgileridir. Hırslı gençlerdir. Dergi çıkarmak için uğraşırlar. Yerel gazetelerde yazı ve şiirler yazarlar. Dergi çıkarmak için uğraşırlar. Edebiyat öğretmenleri olan Behçet Necatigil’le arkadaş olurlar. Salah Bisel, Necati Cumalı gibi şairlerle mektuplaşırlar. Kendilerini yeni şiirin, Garip akımının temsilcileri olarak görürler. Yoksuldurlar. Biri yetimdir. Biri öğretmen, diğeri emekli polis çocuğudur. Ve bir sorunları vardır: Verem…

BÜYÜK BENZERLİK

Hikmet Bila’nın senaryosunun konusu şu sıralar çekimi devam eden Yılmaz Erdoğan’ın ‘Kelebeğin Rüyası’ filmiyle neredeyse bire bir aynı. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği, oyuncu kadrosunda Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Farah Zeynep Abdullah ve Belçim Bilgin’in de yer aldığı ‘Kelebeğin Rüyası’ filmi de aynı isimlerin etrafında geçiyor. Yılmaz Erdoğan yaptığı açıklamalarda kendisinin filmde Behçet Necatigil’i canlandırdığını açıklamıştı.

ÖNSÖZDEKİ SİTEM

Kitaba bir önsöz yazan Hikmet Bila’nın oğlu Baran Bila, babasının 2007’de yazdığı bu senaryoyu bazı yapımcılara gönderdiğini hatırlatarak şöyle diyor: “Kömür Kara bir senaryo formatında yazıldı. Çünkü babam bu eserin aynı zamanda bir sinema filmine dönüştürülmesini çok istiyordu. 2007’de senaryolaştırdı ve noterde onaylattı. Vefatından kısa süre önce senaryoyu paylaştığını söylediği bazı yapımcıların kendisine nasıl bir yanıt verdiğini öğrenme şansımız olmadı.”

Baran Bila, ‘Kelebeğin Rüyası’nın içeriğini çıkan haberlerden öğrendiğini, bu haliyle babasının senaryosuyla çok büyük benzerlikler olduğunu ve bunu araştıracaklarını söyledi.

'KÖMÜR KARA' ARKA KAPAK YAZISI

Şiirlerimizde hep sarışın kadınlar var. Oysa sevdiğimiz kadınlar esmer. Şiirlerde hep mavi gözlü kadınlara tutkunuz. Oysa sevdiklerimizin gözleri kara. Şiirlerimizde hep İstanbul’dan dem vuruyoruz. Oysa dönüp dolaşıp geldiğimiz yer, şu kara kömür, şu Zonguldak. Şiirlerimizde hep yaşam var ama biz ölümle vuruşuyoruz.

Böyle anlatır genç şair peşlerinden koştukları hayaller ile yaşadıkları gerçekleri.

Öykü İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Zonguldak’ta başlar. 16 yaşından büyük erkeklerin maden ocaklarında çalışmalarının zorunlu olduğu “mükellefiyet” döneminde geçer. Genç şairler Mehmet Çelikel Lisesi’nde öğrencidirler. Edebiyat öğretmenleri Behçet Necatigil’dir. Salah Birsel, Necati Cumalı gibi şairlerle mektuplaşırlar. Yeni şiirin, Garip akımının temsilcileri olarak görülürler, hatta onlarla yarışırlar. Garip akımını Orhan Veli’den önce başlatmadıkları için hayıflanırlar. Yoksuldurlar.

Ve bir sorunları vardır : Verem...

Şiir yazar, yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlar, tartışırlar. Bir yandan ölümcül hastalıkla, bir yandan geçim derdiyle pençeleşmek zorundadırlar. Zonguldak’ta İstanbul vapurunu dört gözle beklerler, çünkü, gazete ve dergiler o vapurla gelmektedir. Ve onları İstanbul’a o vapur götürecektir.

Ve Ali, 16 yaşında bir çocuktur. Beş çocuklu bir maden ailesinin oğludur. Ali çalışkandır. Okumak, büyük kentlere gitmeyi düşlemektedir. Ama okul yerine kendini maden ocağında bulur. Mükellefiyet kararı onu ocağa sokar. Genç bir öğrenci olarak Reisicumhur’un oğlu Erdal İnönü’yü karşısında gördüğü ocağa…

20’li yaşlarında veremden ölen Zonguldak’lı şairler Rüştü Onur ve Muzaffer tayip Uslu’nun kısa ama dopdolu yaşam öykülerinden esinlenerek kaleme alınan bu senaryo, İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli yıllarında genç şairlerin ve kazmacı yamağı Ali’nin hayalleri ile yaşadıkları arasındaki farkın öyküsüdür.( Hürriyet Gazetesi-2012)

SONUÇ:

Fikret Bila: Ağabeyim Hikmet Bila'nın ismi keşke Rüştü ve Muzaffer'e yakın olsaydı…

Fikret Bila, Zonguldak’ta yaşayan Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu adlı iki genç şairin veremden ölene kadar geçen sürede hayatlarını konu alan “Kelebeğin Rüyası” adlı filmi yazdı.

Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila, geçtiğimiz yıl kanserden hayatını kaybeden Hikmet Bila’nın “Kömür Kara” senaryosuna atıf yapılan “Kelebeğin Rüyası” filminde, ağabeyinin anılmasının kendisini duygulandırdığını söyledi. Bila, “Filmin sonunda, “teşekkür” bölümünde, “Hikmet Bila” ismine de yer verilmişti. Keşke ismi Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’ya daha yakın bir yerde olsaydı diye geçirdim içimden” dedi.

Kelebeğin Rüyası filminde, ağabeyinin Kömür Kara senaryosuna atıf yapıldığını söyleyen Bila, “Kelebeğin Rüyası’nı izlerken, Hikmet abim de, “Kömür Karası” da zihnimden bir film gibi akıp geçti. Film boyunca Kelebeğin Rüyası ve Kömür Kara’nın esintileri arasında gidip geldim. Kömür Kara’nın özgün sahneleri aktarılmış olsaydı, Kelebeğin Rüyası’nı Zonguldak’taki mükellefiyet koşullarındaki yaşam açısından tamamlardı diye düşündüm” dedi.

Fikret Bila’nın “Bir ‘teşekkür’ün düşündürdükleri” başlığıyla yayımlanan (26 Şubat 2013) yazısı şöyle:

Bir ‘teşekkür’ün düşündürdükleri

Hafta sonu doğup büyüdüğüm Zonguldak’taydım. Kömür havzasının sorunlarını ve geleceğini tartıştık. Zonguldak’taki meslektaşlarımla sohbet ettik.

Pazar günü de Yılmaz Erdoğan’ın yönettiği, “Kelebeğin Rüyası” filminin Zonguldak’taki galasına katıldım.

Film başlamadan önce sahneye çıkan Yılmaz Erdoğan’ın, geçen yıl kaybettiğim abim Hikmet Bila’nın 20’li yaşlarında veremden ölen genç şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun, İkinci Dünya Savaşı boyunca Zonguldak’a damgasını vuran “mükellefiyet” döneminde geçen yaşamlarını konu alan “Kömür Kara” senaryosuna atıf yapması ve rahmetli abimi anması beni duygulandırdı.

Filmin sonunda, “teşekkür” bölümünde, “Hikmet Bila” ismine de yer verilmişti. Keşke ismi Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’ya daha yakın bir yerde olsaydı diye geçirdim içimden.

Kelebeğin Rüyası’nı izlerken, Hikmet abim de, “Kömür Karası” da zihnimden bir film gibi akıp geçti. Film boyunca Kelebeğin Rüyası ve Kömür Kara’nın esintileri arasında gidip geldim. Kömür Kara’nın özgün sahneleri aktarılmış olsaydı, Kelebeğin Rüyası’nı Zonguldak’taki mükellefiyet koşullarındaki yaşam açısından tamamlardı diye düşündüm.

Kelebeğin Rüyası’nda, mükellefiyetten kaçan Zonguldaklıların zincire vurulmuş halde kömür ocaklarına götürülüşü, işçilerin bitlenişi ve perişan görüntülerini canlandıran birkaç sahne yer alsa da, genç şairlerin, “Suzan”a doğru akıp gitmeleri, filmi dramatik bir aşk öyküsü eksenine oturtup, yaşandığı dönem Zonguldak’ından uzaklaştırmış gibiydi.

Şiirde Garip akımının genç mensupları sayılan Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu için en büyük heyecanlardan biri olan; kısacık yaşamlarında çok büyük yer tutan Salah Birsel’i ve Oktay Rifat’ı gözlerim aradı doğrusu... (Milliyet Gazetesi-2013)

Zonguldak Nostalji-Ekim-2021

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.