Zonguldak’ın trafiğinde vebal kimin? / Yasakçı ve tahammülsüz! / Koltuk korkusu!

Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, şehir merkezinde yaşanan trafik rezaletinin birinci derecede sorumlusunun yerel yönetim olduğunu söylemiş.

Sormak lazım: Hangi yerel yönetimin?

Seçime altı ay kala Fevkani Köprüsü’nü apar topar hurdacılara peşkeş çekip, kent trafiğini Hindistan’a çevirdikten sonra 4-5 kişinin TIR’ların altında ezilerek hayatını kaybetmesine sebebiyet veren yerel yönetimin mi?

O köprü yıkılırken siz görevde değil miydiniz?

Köprü altı esnafını ikna eden, ‘Köprü yıkılmalıdır’ diyen siz değil miydiniz?

Bu vebal kimin?

Sayın Vali’nin elinde trafik verileri vardır.

Fevkani Köprüsü döneminde kaç yılda, kaç kişi TIR’ın altında can verdi?

Fevkani Köprüsü yıkıldıktan sonra kaç kişi feci şekilde hayatını kaybetti? Yollarda yaralamalı ve maddi hasarlı kaç kaza meydana geldi?

Fevkani Köprüsü döneminde yayalar araç trafiğinin içinde geçiş arıyorlar mıydı?

Siz hiç Acılık’ın Çevre Yolu’na çıkışında yaşanan ölüm dansını gördünüz mü?

Zonguldak Belediyesi’nin arkasındaki tren geçidinden karşıya geçtiniz mi?

Siz hiç o yapılan üst geçitlerden inip çıktınız mı?

Abuk sabuk yapılan üst geçitlere Belediye Başkanı Tahsin Erdem ne yapsın?

Evet, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem her şeyi eline yüzüne bulaştırdı!

Ancak Fevkani Köprüsü’nün yıkılmasıyla birlikte Çevre Yolu’nda meydana gelen ölümlü kazalarda sorumluluğu bulunanlar da belli!

Zonguldak insanı hala Uğur Mumcu Kavşağı’ndan Gazipaşa’ya, Acılık çıkışından karşıya, Gazipaşa’dan Acılık tarafına, belediyenin arkasındaki tren geçidinden Gazipaşa’ya ulaşmaya çalışırken adeta ölümle burun buruna geliyor.

Böyle bir tabloda çıkıp, “Tüm sorumluluk yerel yönetimdedir” diyorsanız, o zaman bizim de sormamız gerekir:

Bu kentin trafik sorununu çözmek yerine sorumluluğu topyekün belediyeye yüklemek mi sizin çözümünüz?

Yoksa siz de Zonguldak’ın sahipsiz bırakıldığını görüp, tayin zamanınızı mı bekliyorsunuz?

Yasakçı ve tahammülsüz!

Devrek belediye Başkanı Özcan Ulupınar, Devlet Hastanesi Kantini’ne hijyen denetimi yaptırdı.

7 adet tarihi geçmiş sucuğa el konuldu, ardından bu olayı basına servis etti.

Kantin işletmecisi Mustafa Taşçı, “Sayın Belediye Başkanı! Bu işler bu kadar ucuz olmamalı. İnsanların ekmeğiyle oynamak hiç kimsenin hakkı değildir. Bu insanlar sana oy verdi. Bundan sonraki seçimlerde senin Belediye Başkanı olduğun il ve ilçeyi terk edeceğim” diyerek basına servis edilmesine tepki göstermişti.

Taşçı’nın bu sözlerinin ardından Özcan Ulupınar misilleme yaparak Devrek Belediyesi’nin resmi sosyal medya hesabından kantinin ruhsat müracaatının olmadığı ifşa etti.

Belediye’nin “Hastane Kantininin ruhsatı yok, müracatı yok” açıklamasının yer aldığı paylaşıma Yeniden Refah Partisi Devrek Belediye Başkan Adayı Yakup Kurubaş, “Ben böyle bir şey görmedim de duymadım da. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yönetim yok. Bizden her şey mübah, bizden değilsen her türlü uygulama uygulanıyor. Bunu yerelde gördüğümüz gibi genel siyasette de görüyoruz. Bizdensen her şey serbest, karşı isen her türlü denetleniyorsun. Bu uygulama sadece bizde var.” şeklinde yorum attı.

Anında o yorum silindi!

Silmekle de kalmadı, paylaşımlar vatandaşın ‘yorumuna’ kapatıldı!

Belediye Başkanı Özcan Ulupınar’ın kendisini mecliste darp ettiğini ileri süren Yaşar Yemelek olayında da Belediyenin resmi hesabını vatandaşın yorumuna kapatmıştı.

Eşinin ortağı olduğu Devbazaar Kooperatifiyle ilgili iddialara yanıt vermeyen Özcan Ulupınar’ın uğraştığı işlere bakın.

Sanki Belediye’nin hesabı, sizin şahsi malın!

Gece yarısı esnafın dükkanına ‘mavi doc’ gönderiyor!

Sabah masa, sandalyesini toplatıyor!

Zabıta ekiplerine nakliye hamalı gibi davranıyor!

Alacaklı esnafı mahkemeye verirken Devletin bile tespit edemediği FETÖ firarisi şirketin alacağını ödüyor!

Belediyenin tüm imkanlarını eşinin ortağı olduğu kooperatife kullandırıyor, ticaret yapıyorlar!

Belediye personeli, eşinin ortak olduğu Kooperatifte çalışıyor!

Belediyenin araçları, eşinin ortak olduğu Kooperatif için servis çekiyor!

Belediyenin araçları, Ankara’da yaptırılan ürünleri Devrek’e getiriyor!

Belediye’nin bütçesiyle yapılan ‘Devrek Konağı’ eşinin ortağı olduğu Kooperatife satış mağazası olarak veriliyor!

Belediye’nin bütçesi ile eşinin ortak olduğu Kooperatiften ürün alınıyor!

Belediye personeli de geçtiğimiz Ağustos ayından bu yana mesai ücretlerinin ödenmesini bekliyor!

Meclis toplantısına katılan vatandaş yumruklu saldırıya uğruyor!

Kamera kayıtları arızalı çıkıyor!

Belediye, Belediye değil, şirket sanki!

Belediye, Belediye değil, arka sokaklar sanki!

Koltuk korkusu!

Bu gün Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, izinli galiba!

Yerine Belediye Başkan Vekili Sezgin Gül’ü bırakmış.

Nasıl bir korku varsa!

Sezgin Gül, Özcan Ulupınar’ın koltuğunun yanına bir sandalye koymuş, öyle resim çektirmiş!

Bir de bu görüntüyü Belediyenin hesabında paylaştılar!

Halkın seçtiği Meclis Üyesi, o koltuğa oturamamış yada oturtulmamış!

Sanki Özcan Ulupınar, o koltuğu şirketinden getirdi!

Beyler o koltuk halkın makam koltuğu!

Emanet koltuk!

Bu gün siz oturursunuz!

Yarın kimin oturacağına halk karar verir!

Üstelik kimden ve neyden korkacağınızı da öğrenememişsiniz!

Hak’tan korkacaksınız!

Beytülmal’a sahip çıkmıyorsanız korkacaksınız!

Haksızlık karşısında susuyorsanız korkacaksınız!

Özcan Ulupınar’dan onun koltuk kaygısından değil...

Ya siz kimi seversiniz?

Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı sever.

Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu sever.

Ördek kazı, güzel nazı, âşık sazı sever.

Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı sever.

Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu sever.

Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever.

Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı sever.

Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı sever.

Âlim kelini, cömert elini, cimri dilini sever.

Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru sever.

Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı sever.

Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever.

Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği sever.

Memur masayı, ermiş asayı, hâkim yasayı sever.

Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever.

Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu sever.

Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı sever.

Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever.

Mektup pulu, Tanrı kulu sever.

Ya siz kimi seversiniz?