Madem Mühendisleri Uyardı: Mevzuat Yeraltı Madenciliği Gerçeklerine Uymuyor. Ocakların Aynı Anda Durdurulması Risk Yarattı
Maden Mühendisleri’nden Üretimin Durdurulmasına Sert Tepki: “Amaç Üretimi Güvenli Kılmak Olmalı”
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi 49. Dönem Olağan Genel Kurulu’nda, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda iş güvenliği gerekçesiyle üretimin durdurulmasına yönelik karar tartışma yarattı. Genel kurul sırasında alınan kararla toplantıya ara verilirken, Oda binası önünde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı Genel Kurul Divan Başkanı Prof. Dr. Kemal Barış okudu.
Amaç Üretimi Güvenli Kılmak Olmalı
Açıklamada, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun Zonguldak Havzası’nda 177 yıllık madencilik kültürünün taşıyıcısı ve Türkiye’nin tek yeraltı taşkömürü üreticisi olduğu vurgulandı. Kurumun stratejik önemine dikkat çekilerek, son dönemde izlenen yönetim anlayışının TTK’yı darboğaza sürüklediği ve işlevsiz hale getirme noktasına getirdiği ifade edildi.
Yönetim Krizi Ve Koordinasyon Eksikliği
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na bağlı yönetmelik kapsamında aldığı üretimi durdurma kararlarının teknik bir güvenlik önleminin ötesine geçerek yönetim krizine dönüştüğü belirtildi. Sürecin aylarca sürüncemede bırakılmasının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında koordinasyon eksikliği bulunduğunu gösterdiği savunuldu.
Teknik ve idari konuların yargıya taşınmasının kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada, yeraltı güvenliğinin mahkeme salonlarında değil sahada mühendislik aklıyla yönetilmesi gerektiği dile getirildi.
Sorun Kişiler Değil, Yanlış Politikalar
Denetim sürecini yürüten üst düzey bürokratların görevden alınmasının çözüm olmadığı ifade edilirken, asıl sorunun mevzuat ve uygulamalardaki hatalardan kaynaklandığı kaydedildi. Tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için verilen uzun sürelerin “acil” kavramıyla çeliştiği, bunun iş güvenliği kültürünü zedelediği vurgulandı.
Mevzuat Yeraltı Madenciliği Gerçeklerine Uymuyor
2016 yılından bu yana yürürlükte olan “İşin Acil Durdurulmasını Gerektiren Durumlar” düzenlemesinin yeraltı madenciliğinin teknik gerçekleriyle uyumsuz olduğu belirtilerek, mevzuat değişmediği sürece benzer krizlerin tekrar yaşanacağı ifade edildi.
Ocakların Aynı Anda Durdurulması Risk Yarattı
Tüm ocakların aynı anda durdurulmasının güvenliği artırmadığı, aksine yeni riskler doğurduğu dile getirildi. Havalandırma, su atımı ve tahkimat süreçlerindeki kesintilerin göçük, yangın ve gaz birikimi tehlikesini artırdığına dikkat çekildi. Açıklamada, kapatılan panoların yeniden açılmasının üretimi sürdürmekten daha tehlikeli olduğu vurgulanarak, “Amaç üretimi durdurmak değil, üretimi güvenli kılmaktır” denildi.
Ekonomik Ve Sosyal Etkiler Derinleşiyor
Kararın sosyal ve ekonomik sonuçlarına da değinilen açıklamada, binlerce madencinin ve ailesinin belirsizlikle karşı karşıya kaldığı, Zonguldak ekonomisinin daraldığı ve işçi motivasyonunun düştüğü ifade edildi. TTK’nın kentin can damarı olduğu ve bu yapının zayıflatıldığı savunuldu.
Maliyet Odaklı Politikalar Eleştirildi
Bugünkü tablonun tesadüf olmadığı belirtilerek, maliyet odaklı ve kamucu madenciliği gerileten politikaların kurumu bu noktaya getirdiği öne sürüldü. Madencinin can güvenliği söyleminin kurumun küçültülmesi için gerekçe haline getirilmemesi gerektiği ifade edildi.
Yetkililere Çağrı
Maden Mühendisleri Odası, yetkililere şu çağrılarda bulundu:
TTK’nın küçültülmemesi, norm kadro ile güçlendirilmesi,
Mevzuatın sektör gerçeklerine uygun biçimde değiştirilmesi,
Denetim raporlarının şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması,
Enerji ve Çalışma Bakanlıklarının iş birliğiyle ortak teknik yol haritası oluşturulması,
Üretimin güvenli koşullarda en kısa sürede yeniden başlatılması.
Sürecin Takipçisi Olacağız
TMMOB Maden Mühendisleri Odası, mühendislik bilimi, kamu yararı ve madencilerin can güvenliği temelinde sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayarak, TTK’nın tasfiyesine izin vermeyeceklerini ve Zonguldak’ın madencilik kültürünü savunmayı sürdüreceklerini kamuoyuna duyurdu.