YAŞAM

Doğu ve Batı Zonguldak!

Misafir ya da müşteri olarak sürekli iş yerime gelen belli isimler var. Bazı isimlerle küçük sohbetler ve güncel hayata dair konuları değerlendirmeye alırız. Ekonomi ve ülke meseleleri özet geçilse de Zonguldak’ımız, ana gündem konusudur… Tarihçesinden başlayıp, kaldırımdaki parke taşına kadar konuşulur...

Ziyarete gelen isimlerden bazılarının son zamanlarda ayakları kesildi.

Gelmez, uğramaz oldular… Son yıllarda insanlar eskisi gibi sık sık bir araya gelemiyor... Bunun çeşitli nedenleri var ekonomiye ve sağlığa bağlı nedenler başta geliyor…

Cenazeler ve düğünler de olmasa dost ve akrabayla bir araya hiç gelinmeyecek… Cenazeler, son görev olduğu için kalabalık olabiliyor. Ancak düğünlerde durum aynı değil, ekonomik nedenlere bağlı, çiftleri kutlama zamanı ertelenebiliyor…

Geçenlerde ortak tanıdığımız bir arkadaşımızın cenazesinde iş yerime ziyaretleri kesilen bazı dostlarla bir araya gelebildik…

“-Neredesiniz? Uğramaz oldunuz” diye sordum…

“-Derenin Doğu yakası bize yasak…” Cevabını aldım.

Şaşırdım. “-O ne demek?” diye sordum.

Aldığım cevap beni güldürdü…

“-Biz derenin Batı yakasındayız Soğuksu, Acılık tarafındayız, yani Batı Zonguldak’tayız… Derenin karşı tarafı Doğu Zonguldak… Arada akan dere tampon bölge... Derenin karşısı bize yasak…”

Aklıma Berlin Duvarı geldi. Almanya’da Doğu ve Batı diye 1961 ile 1989 yılları arasında, Berlin’i ikiye ayıran utanç duvarı… Karşıdan karşıya kaçmak isteyenlerin kurşuna dizildiği, akrabaların, dostların birbirini görmek ve özlemlerini gidermek için dikenli tellerin ardından derenin iki yakasından birbirlerine el sallayarak özlem giderdiği o yıllar…

Kendi kendime güldüm, ama kafamda bir aydınlanma yaşadım ve tekrar sordum Doğu Zonguldak tarafında oturan, yani Soğuksu’da oturan dosta:

“-Konuyu biraz daha açarmısın dedim…”

“Bak bizler orta yaşın üstündeyiz, dizlerimiz, bedenimiz alarm veriyor. Yön duygularımız eskisi gibi çalışmıyor. Düzde bile dikkatli yürüyoruz. Merdivenler ve labirent gibi geçişler, yoğun yaya ve araç trafiği hareketliliği bizi çok yoruyor. Bütün bunlarla beraber yeni yapılan yaya üst geçidinden geçemiyoruz… Geçmemek için başka alternatiflere yöneliyoruz. O yüzden de derenin karşı tarafına aciliyeti yoksa geçmiyoruz. Kaldırım boyunca Acılık’a geçiyor, orada ihtiyaçlarımızı görüp aynı yakadan eve dönüyoruz… Üst geçit kavşağında polis sürekli yayalara uyarıda bulunuyor, “hayatını tehlikeye atmayın, üst geçidi kullanın” diye… Biz de bu bağlamda üst geçidi kullanamadığımız için hayatımızı da tehlikeye atmamış oluyoruz…”

Bu sözlerden sonra ne denir bilemedim!

…………………

Ben aynı konuya nasıl çözüm buldum onu paylaşayım…

Bu durumda ben derenin Doğu yakasındayım. Yani Gazipaşa Caddesi bölgesinde. Kentin Batı yakasına geçmem icap ederse üst geçidi kullanmadan güzergah harici hangi rotayı izleyebilirim düşüncesiyle yola çıkmadan önce planlama yapıyorum. Planlamayı sadece kendim yapıyor sanıyordum, öylede değilmiş, konu ne zaman açılsa herkeste bu planlamayı yapıyormuş zaten…

Soğuksu bölgesine geçmek için Uğur Mumcu Kavşağı’nın Kargo kapısı tarafındaki güzergahı takiben Ereğli Dolmuş durağının olduğu noktadan Milli Egemenlik Bulvarı başındaki yaya geçidinden geçip, balık lokantasının yanındaki otoparkın içinden geçerek Kozlu Belediye Otobüslerinin durağından Soğuksu’ya ulaşıyorum.

Acılık bölgesine geçiş biraz daha karışık. Değişik alternatifler mevcut olsa da gideceğim noktaya en uygun kararı Dökerel Köprüsü’ne varınca veriyorum.

Dökerel Köprüsü üzerinde Belediyenin sabah saatlerinde çorba, akşam saatlerinde salep dağıtımını da hatırlatayım. Benim geçiş saatlerime denk gelmiyor ancak Doğu ve Batı arasındaki tampon bölgenin (derenin) üzerinde yer alıyor. Olur ya üst geçitten geçtikten sonra denk gelirseniz tampon bölgenin tam ortasında çorba ve salep içerek yorgunluğunuzu da atarsınız…

Kaynak: Yüksel Yıldırım (Zonguldak Nostalji sayfası editörü)