Zonguldak’ın tanınan isimlerinden, Çatalağzı eski Belediye Başkanı Cengiz Kınay’ın oğlu Mert Kınay hayatını kaybetti. Kınay’ın vefatının ardından kayınpederi Hasan Güleryüz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda damadını anlattı.
Mert Kınay’ın gezgin kimliğini, kitap tutkusunu, yaşam sevgisini ve birlikte paylaştıkları anıları dile getiren Güleryüz, yaklaşık 60 gün yoğun bakımda kalan damadının kaybıyla yaşadığı derin acıyı ifade etti.
Güleryüz’ün “Gülerken ağlamanın zamanı” başlıklı paylaşımı şöyle:
Büyük bir gezgin; dünyanın her tarafını gezmiş, görmüş, işçilik yapmış, başta İngilizce olmak üzere birkaç dile hâkim bir kimlikti o ve adı Mert Kınay’dı…
Zonguldaklı, 1860’lı yılların Kafkas göçmenlerinin çocuğu olan bir Abazaydı. Zonguldak ülkücü geleneğinden geliyordu ve seküler bir yaşamı vardı.
Saatlerce Türk tarihi, İslam dini, inançlar, kentler ve uygarlıklar üzerine konuşuyorduk. Türk kültürünü ve siyasal tarihini kucaklayışıma, sahiplenişime bazen şaşırıyordu… Kitaplığımdan iki yüze yakın kitabı kolileyip alması için ona bırakmıştım. Alıp götürdü. Tüm kitalığıma talipliydi... Tam bir kitap tutkunuydu. Evine her gittiğimde masanın üzerinde yeni bir kitap olurdu.
Ona bir konuşmamızda, "Nikolai Kazancakis’in Aleksi Zorba’sı gibisin," demiştim. Yaşamı gerçekten de öyleydi; her zaman, her yerdeydi. 2023 yılında bir deniz teknesi aldılar. Ege’de, yanlarında bir hafta kaldım. Denizde yatıp kalkmak bambaşka bir kültürdü!
Ve sonra ver elini Kazan… Kazan’ı anlatırdı… Tatarca cümleler öğrenmişti…
Kızımla yeni bir sağlık sektöründe çalışırken tanışıp arkadaş olmuş, sonra da evlenmişlerdi. İkisi de alaylı doktor düzeyindeydi. Hangi ilacın etken maddesi nedir? Kan tahlillerini çapraz ilişkilerle çıkarımda bulunurlardı. Çok iyi anlaşıyorlardı... Evlilikte damda düşenlerdendiler… Gökyüzündeki yıldızlar bile kıskanıyordu onları.
Bir gün Mısır’daki Karnak Tapınağı’nda gezerlerken, sonraki günlerde İzmir Konak’ta tökezleyip düştü. Bunun üzerine hastaneye başvurdular. Kalbi besleyen damarlarının tıkandığını söyleyip "Ameliyat," dediler. Ameliyata girdi, ardından yoğun bakıma alındı. Altmış gün yoğun bakımda kaldı ve ne yazık ki oradan çıktı çıkıyor derken sağ çıkamadı.
Dedelerimin, ninelerimin ölümüne tanık oldum. Babamın vefatında kendimi tutamayarak otuz saniye, üniversiteden ve meslekten arkadaşım İlhami Arslan’ın ölümünde ise içim boşanarak ağladım. Ve şimdi bir oğlumu kaybettim; her saat başı ağlama krizleri yaşıyorum… Ölümün yaşamın bir tamamlayıcısı, doğanın değişmez yasası olduğunu biliyorum… Oğlumuzu Zonguldak Filyos’ta öte dünyaya ışıklarla, iyi dileklerimizle, özlemlerimizle ve gözyaşlarımızla uğurlayacağız. Anılarıyla yaşayacağız!
Işık çocuk Volkan Konak, bu gibi durumlar için “Gülerken ağlamanın zamanı!” diyordu. Şimdi ben de gülerken ağlamanın zamanını yaşıyorum… Ölüm, adın dirim olsun! Sevgili Mert, yolun açık ve ışığın bol olsun… Ailenin ve sevenlerinin başı sağ olsun..





