Geçmişte Çaydeğirmeni Belediye Başkanı bir iftar yemeğinde yumrukla terbiye etmeye çalışan Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, Temmuz ayı Belediye Meclis’inde verilen bir arada hak arayan iş insanı Yaşar Yemelek’i de yumrukladığı iddiasıyla gündeme gelmişti.

Önce ne olduğunu bir hatırlatalım;

7 Temmuz 2026 tarihinde, Devrek Belediye Meclis Salonu çıkışında yaşanmıştı.

Mesele şu; Yemelek ve Aktar ailelerine ait Devrek İmam Hatip Lisesi ve Egemenlik Parkı yanındaki yaklaşık 10 dönüm arazi üzerinde yaklaşık 45 yıl önce ‘Okul alanı’ kararı alınmış.

Müşterek arazi sahipleri, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan “O bölgede bir okul planlanmamaktır” yazısını almış. Bu yazıyla birlikte Belediye Başkanı Özcan Ulupınar ile görüşmüşler, yapılacak bir imar tadilatı bu kararı kaldıracağı sözünü verdiğini iddia ediyorlar.

Ancak, Özcan Ulupınar’ın bazı aile bireylerine de “O arazi çok kıymetli, size başka bir arazi verelim” teklifinde bulunduğunu iddia ediyorlar.

Özcan Ulupınar’ın hem söz verip, hem de perde arkasında yaptığı teklif aile bireylerini önce birbirine düşürmüş!

O nedenle Başkan Ulupınar ile yüzleşmek istemişler!

Ulupınar, bu taleplere yanıt vermeyince Yaşar Yemelek, ikamet ettiği İzmir’den kalkıp Belediye Meclis toplantısına gelmiş.

Hem Özcan Bey’le yüzleşmek hem de sorunun çözülmesini talep etmek istemişler.

O sıra meclis görüşmeleri sürüyor. Arazi sahiplerinden Elif Akmantar’da Meclis salonunda “Başkanım sürekli gelip gidiyoruz, nasıl yapacağız” diye sormuş.

Başkan Ulupınar, “Sana hesap mı vereceğim?” diyerek sert çıkmış!

Elif Akmantar ise “Başkanım bu nasıl üslup” diyerek karşılık vermesi üzerine Özcan Ulupınar, “Sana mı soracağım” şeklinde karşılık vermiş…

Meclise ara verildiği sırada dış salonda bekleyen Yaşar Yemelek, kapıya, yani Özcan Ulupınar’a doğru yönelmiş, konuşmak istemiş.

Yaşar Yemelek’in ifadesine göre; “Bu komisyonlardan bizimkiler niye geçmiyor. Bize karşı bir tavrınız mı var?” diye sorması üzerine Özcan Ulupınar, “Benim sana karşı ne tavrım olacak? Sen önce Meclise nasıl geleceğini bil. Zibidi gibi gelmişsin. Lan bir şey söyleyeceksen karıyı göndermeyeceksin” diyerek çenesine yumruk atmış.

Yaşanan arbedeyi, Bakırcılar Köyü Muhtarı Mesut Gedik, CHP’li Songül Malkoç ve damadı Abdullah Başoğlu ayırmış.

Yine iddiaya göre; Devrek Belediyesi’nden emekli ve Kahvehanede kumar oynattığı için Emniyet güçleri tarafından kapatılan işletmenin sahibi Tansel Tan, Yaşar Yemelek’in boğazından tutup salonun en ucuna kadar sürükleyip cama yapıştırıp göğsüne yumruk atmış.

Kalp hastası olan Yaşar Yemelek, göğsüne aldığı darbeler nedeniyle geceyi müşahede altında geçirdikten sonra sabah Savcılığa suç duyurusunda bulunmuş.

Yaşar Yemelek, Özcan Ulupınar ile arkadaş olduklarını, defalarca evine konuk ettiğini ve yaşadığı şaşkınlığı anlatmıştı.

Oysa biz, şaşırmamıştık!

Tıpkı; Savcılığın, Devrek Belediyesi’nden talep ettiği kamera kayıtları için “Elektrik kesinleri nedeniyle kamera kayıt cihazı arızalandı, Hard Diski zarar gördü” yazısına şaşırmadığımız gibi…

Tam o gün Hard Disk bozulmuş!

Allah'ın işine bak sen!

Özcan Ulupınar’ın siyasi hayatını bitirecek bu olayda, kamera kayıtlarını elektriğin yok ettiğine inandınız mı, bilmiyorum!

O, sizi bağlar!

Şahsen ben ikna oldum!

Merakım şu; Savcılık yalnızca kamera kayıtlarını mı istedi?

Yoksa kayıtların bulunduğu, arızalandığı belirtilen hard diskin de muhafaza altına alınmasını talep etti mi?

Korkunun gölgesindeki ilçe: Gökçebey!

Bugün Gökçebey’de Satılmış Aydemir’i ziyaret etmek için yola çıktım.

Terminalden Cumhuriyet Caddesi’ne kadar yürüdük. Çay ocaklarında oturduk.

Yolda selam verenlerle konuştuk.

Esnafla, vatandaşla ayaküstü sohbet ettik.

Ve bir kez daha gördük ki, ilçenin gerçek nabzı sokakta atıyor.

Gurbetçi Satılmış Aydemir’in “Gökçebey, Çanakçılar Köyü olmaktan öteye gidemez” ve “Gökçebey bilinçli olarak geri bırakıldı, sanayi yatırımlarını kim engelledi?” sözleri toplumda ciddi bir karşılık bulmuş.

Sokakta karşılaştığımız bazı vatandaşların “Biz konuşamayız, sen konuşmaya devam…”, “Seni tebrik ediyoruz…” sözleri sadece bir destek ifadesi değildi.

Aynı zamanda bir ruh halinin, yaratılan korku imparatorluğunun yansımasıydı!

İnsanlar düşüncelerini açıkça söylemekten çekiniyorsa, eleştirmekten korkuyorsa, "başımıza bir iş gelir mi?" kaygısı taşıyorsa orada bir sorun var demektir.

Gidin halkın arasına, karışın!

Öyle, sosyal medya algısı için halkla çekilen fotolardan bahsetmiyorum.

Makam odalarından, resmi törenlerden, kalabalık toplantılardan çıkıp vatandaşın içine karışın.

Patronlarla resim vermeyin, bir kahvede oturun, bir esnafın kapısını çalın, pazarda yürüyün…

O zaman insanların gerçek düşüncelerini, beklentilerini ve korkularını daha iyi görürsünüz.

Her sessizlik, memnuniyet değildir!

Bazen sessizlik, geçim kaygısından, işini kaybetme korkusundan!

Birilerinin karşısında yalnız kalma endişesinden kaynaklanır.

Gökçebey’in yıllardır konuşulan sorunları var.

İstihdam, yatırım, sanayi, gençlerin geleceği…

Bir ilçenin kaderi, sadece bir özel sektöre terk edilirse, alternatif OSB’ler yapılmazsa, yeni işletmelerin açılması için zemin hazırlanmazsa halkı mecburiyet ve muhtaçlık yaşar.

Ve bu muhtaçlık, fayda sağlayan patronlar doğurur!

Ya da tam tersi…

Patronlar, ucuz işçilik için muhtaç halklar yaratır!

Gelmesi muhtemel yatırımları siyasi bir güçle yok eder!

Rakip istemez, işçilerin alternatifi olsun istemez!

Toprağını terk etmek istemeyen insanları, ağır sanayide asgari ücrete mecbur eder!

Vatandaş sadece yaşadığı ilçenin gelişmesini, çocuklarının geleceğe umutla bakmasını istiyor.

Muhtaç duruma düşürüldüğü için halk susabilir…

Ama asla unutmaz!

Patronun süsleyip-püsleyip belirlediği Belediye Başkanı’nı sandıkta hesaplaşır!

Kaldı ki, Gökçebey'de göbeğini kaşıyanların kaybetmesi de bundandır!


Ali kıran baş kesen!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, açtığı davayı kazanarak görevine dönen İtfaiye Müdürü Erol Bina’yı yeniden görevden aldı.

Devrek belediye Başkanı Özcan Ulupınar, personelini sabah başka, akşam başka birimlere sürüyor. Hijyen denetimleri ile ülke gündemine oturan Zabıta Komiseri Abdurrahim Altuntaş’ı görevden aldı.

İmar rantı ile gündeme gelen Bakacakkadı Belediye Başkanı Oktay Albuz, mahkeme kararıyla görevine iade edilen Zabıta Komiseri Suat Boynukısa’yı ertesi gün fiilen boş bir düğün salonuna sürüyor…

Belediye Başkanları kamu kurumlarını kendi çiftlikleri sanıyor galiba!

Mahkeme kararını dinlemiyorlar!

Sanki Ali kıran baş kesen!

Vicdanları da sızlamıyor!

Sanki babalarının şirketlerini çalıştırıyorlar!

Hoş rahmetli Cemil amca, kendi işine çocuklarını bile karıştırmazdı ya, neyse…

Allah aşkına bu personel kıyımına dur diyecek yok mu?

Zonguldak, Devrek, Bakacakkadı çukur, çamur içinde!

İki kürek asfalt dökemeyince personele sarıyorlar!

Günün Sözü: Bazı düzenler yoksulluğu bitirmekten çok, yoksulları yönetmeyi tercih eder.