TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Ankara Şubesi Zonguldak İl Temsilcisi Ş. Hakan Papila, "Sabrımız Tükendi" başlığıyla kamuoyuna yönelik dikkat çeken bir açıklama yaptı. Mesleğin karşı karşıya bulunduğu ekonomik, sosyal ve hukuki sorunlara dikkat çekilen açıklamada, inşaat mühendislerinin yalnızca kendi hakları için değil, halkın can ve mal güvenliği ile kamu yararı adına da mücadele verdiği vurgulandı. Açıklamada, 2027 yılı bütçe görüşmeleri öncesinde Türkiye genelinde eylem sürecinin başlatılacağı belirtilirken, şu ifadelere yer verildi:
Biz, bu ülkenin köprülerini, barajlarını, yollarını, konutlarını, okullarını, hastanelerini inşa eden inşaat mühendisleriyiz. Bilimi yok etmek için değil yaşatmak için, bilgimizi rant için değil halk için, mühendisliği formalite için değil can güvenliği için yaptığımıza inanan bir mesleğin mensuplarıyız.
Ve bugün açıkça ilan ediyoruz:
Sabrımız tükendi.
Yıllardır izlenen piyasacı politikalar, inşaat mühendisliğini kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarıp yalnızca bir "maliyet kalemi"ne indirgedi. Mühendislik bilgisi, mesleki birikim, bilimsel esaslar ve liyakat geri plana itildi. Bunların yerine denetimsiz, plansız, rant odaklı, "hızlı yapıp hızlı satan" bir yapılaşma düzeni kuruldu.
Mühendislik hizmetlerini imza ve prosedür olarak gören bu düzenin bedelini yalnızca inşaat mühendisleri değil, halkımız da ödedi.
Artık ödemeyeceğiz.
Ödetmeyeceğiz.
GELİNEN NOKTA AĞIRDIR
Bugün inşaat mühendisliği mesleği, tarihindeki en derin ekonomik krizlerden birini yaşamaktadır. Mesleğimizdeki işsizlik oranı yüzde 25'i aşmıştır. Emeğe, adalete ve geleceğe dair inancını yitiren genç meslektaşlarımız arasında bu oran daha da yıkıcı boyutlardadır. Ülkemizin nitelikli mühendise her zamankinden fazla ihtiyacı varken, on binlerce inşaat mühendisi mesleğini yapamaz hale getirilmiştir.
Kamuda çalışan meslektaşlarımız, düşük ücretlere mahkûm edilmiş; ek gösterge, özel hizmet tazminatı ve teknik sorumluluk karşılığı alacakları haklardan yoksun bırakılmıştır. Liyakatsiz atamalar, siyasi baskılar ve sürgün uygulamalarıyla teknik kadrolar yıpratılmıştır.
Özel sektörde çalışan meslektaşlarımız, meslek onurunu zedeleyen biçimde; uzun mesai saatleri, güvencesiz istihdam ve ağır çalışma koşulları altında, özlük hakları gasp edilerek asgari ücret düzeyinde çalıştırılmaktadır.
Emekli meslektaşlarımız, ülkemizin teknik aklını, mühendislik birikimini ve üretim gücünü temsil etmelerine rağmen bugün hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Emeklilik, gelecek endişesi duymadan yaşanacak bir dinlenme dönemi değil, yetersiz aylıklar nedeniyle "ikinci bir sömürü" dönemine dönüşmüştür.
Proje hizmet bedelleri, sınırsız ve kuralsız fiyat rekabeti içinde, nitelikli üretimi imkânsız kılacak seviyelere çekilmiştir. Mühendislik hizmetlerinin, kağıt üzerinde tamamlanan bir prosedüre dönüştürülmek istenmesiyle mühendislik onuru zedelenmiş, yapı güvenliği riske atılmıştır.
Yapı denetim hizmet bedelleri, denetim yapmayı fiilen olanaksızlaştıran düzeye düşürülmüştür. Artan maliyetler çalışan mühendislerin ekonomik hak kayıplarına yol açmıştır. Mevcut sistemde yapı denetim kuruluşlarının kamusal niteliğinin yok sayılması, denetim hizmetini sadece evrak üzerinde bir prosedüre dönüştürmüş, kamu görevlisi statüsünde sayılmayan meslektaşlarımıza yönelik şiddetin önünü açmıştır.
Deprem yargılamalarında meslektaşlarımız; mevcut yasal düzenlemelerdeki orantısız yükümlülükler, "sınırsız sorumluluk" anlayışı ve bilimsel gerçeklikten uzak hatalı değerlendirmeler sonucunda ağır cezalara mahkûm edilmiştir. Asıl sorumluların görünmez kılındığı yargılama süreçlerinde; evrensel hukuk ilkeleri ve adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş, toplumun adalete olan güveni sarsılmıştır.
BU TABLO BİR MESLEK MESELESİ DEĞİL, TÜM TOPLUMUN ORTAK MESELESİDİR!
Bilim ve tekniğin rehberliğinde yürütülen mühendislik hizmeti yok sayıldığı, liyakatin ve denetimin dışlandığı bir düzende yalnızca yapılar değil; kentler, su kaynakları, ulaşım ağları, üretim alanları, doğal yaşam ve ülkenin geleceği güvencesiz hale gelir.
Mühendislik bilgisinin değersizleştirilmediği, beyin göçüyle heba edilmediği, kamusal sorumluluk olarak kabul edildiği bir düzen; Türkiye'nin güvenli, onurlu ve aydınlık geleceğinin temel güvencesidir.
Bu nedenle haklarımız için verdiğimiz mücadele; aynı zamanda halkın can ve mal güvenliği, kamu yararı ve ülkenin geleceği için verilen bir mücadeledir. Mesleğimizi savunmak; toplumun yarınını, çocuklarımızın güvenli bir kentte yaşama hakkını savunmaktır.
ÇAĞRIMIZDIR
İnşaat mühendisleri olarak; mesleğimizin geleceği, meslektaşlarımızın hakları, halkımızın güvenliği ve kamu yararı için mücadelemizi büyütüyoruz.
2027 yılı bütçe görüşmeleri öncesinde, Kasım ayında ülkenin dört bir yanında sokakta, meydanda olacağız. O güne kadar; her şubemizde, her temsilciliğimizde, her şantiyede, her büroda, her üniversitede sesimizi yükselteceğiz. Sorunlarımızı anlatacağız. Çözümlerimizi tartışacağız. Haklı taleplerimizi kamuoyunun ve karar vericilerin önüne koyacağız.
Mesleğimizi savunacağız. Emeğimizi savunacağız. Halkımızın can ve mal güvenliğini savunacağız.
Kamu yararını savunacağız.
Bilimden, emekten ve mesleki sorumluluğumuzdan aldığımız güçle; yan yanayız, omuz omuzayız, meydanlardayız.





