Zonguldak Tarihinden
Kadir Ağa Anıtı
1950 öncesinde Deniz Kulübü’nün bulunduğu koya, İsmail ağanın koyu derlermiş. Şehir Stadından, İnağzı’na kadar uzanan sahil kısmı da kapuz olarak tanımlanır. Hatta Maden Mektebine eskiler, Kapuz Okulu derlerdi. Kapuz; “Dar ve derin koyak ve içine girilemeyen sık orman” anlamına geliyor. Bağlık köyü eski bir yerleşim yeri olmakla birlikte, sahildeki koyların çevresi çocukluğumda da içine girilemeyen meşe, defne mersin ve dikenden oluşan sık ormanlıktı. Yani kapuzdu.
İsmail ağa koyu (Deniz Kulübü) ile Sehir Stadı arasındaki arazı Maden Müdürlüğü Planlarında İsmail ağa tarlası ve İsmail ağa evleri olarak görülür. EKİ 1940’dan sonra Fransız Mahallesi yakınındaki lojmanların yapımı ile başlar Fener Mahallesini oluşturmaya. 1945 - 46’da EKİ Yönetimi İsmail ağa’dan satın alır buraları... A tipi, Deniz Kulübü, Tenis Kortu yapılır. Sonra da diğer EKİ lojmanları…
İsmail Ağa (Barlı), Hacı Ahmet Ali ağa’nın (Ahmed Alija Velovic’in) 3. çocuğuydu. Doğuştan bir ayağı sakattı. İsmail ağa’ya, topal olduğu için Topal İsmail de denirdi.
Şimdiki Deniz Kulübünün yani Kapus (Kapuz) Koyu’nun üst kısmındaki araziye yerleşti. İsmail Barlı, Ahmet Ali adını verdikleri ilk çocuklarını 10 yaşında (1918’de) kaybetti. İkinci çocuğunun adı Kadir’di. Deniz Kızı Eftalya Hanım’ın aşkı İsmail Ağa, 1937’de hayatını kaybetti.
Kömür havzasının ilk maden patronlarından Hacı Ahmet Ali’nin 1907'de ölümünden sonra mirasçıları; Ali Barlı, Mustafa Barlı ve Süleyman Sırrı (Barlı) 1940’a kadar havzadaki işletmecilik faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Ahmet Ali Ağa’nın, kömür işletmeciliğinin pek içinde olmayan oğlu İsmail ağanın tek varisi evlenmemiş çocuksuz oğlu Kadir Ağa’ydı.
Kadir ağa anıtı olarak bilinen anıtı yapan da O dur.. Tersaneli balıkçı İbrahim Hasdemir’in anlattığına göre, kendi elleriyle yapmış bu anıtı Kadir ağa. Babası İsmail ağa’nın kabrini Acılık Mezarlığından (mezarlık kaldırılırken) bu anıtın olduğu yere taşımak istemiş. Önce merdivenlerini yapmış sandalıyla gidip gelerek. Defin için izin alamayınca incivez’de oluşturulan aile mezarlığına taşımış babasının kabrini. Anıtı 1964 yılında tamamlamış Tersaneli Coke Bahattin’in de yardımıyla…
Tersane, Fransızların gemilerini tamir amaçlı kurdukları bir yarım adadadır. Anıt, Tersane yarım adası ile Deniz Kulübü koyu arasındadır. Biz ki; o küçük adacıkların , yarım adaların, koyların kıymetini bilemedik, denize bakmayı bilmeyenlere anlatmak zor. O kayaların çocukları bilir, dünyanın en güzel yerleridir buralar.
Kadir ağanın evi Etem çarşısının arkasındaydı. Hemen her gün Tersanedeki çekeğine gelirdi. Genellikle yürüyerek… Çekeğinde Ayvansaray yapımı işlemeli ahşap teknesi ve bir de kiki (ince uzun yarış kayığı) vardı. Değişik bir insandı. Kibar adamdı… Herkese saygılıydı. Kahverengi çuha elbiseleri kalmış hatırımda Kadir ağa’nın…
- Arabaya binmez miydi? Dedim Tersanelilere.
“EKİ sıralı işçi kamyonuna binerdi bazen, para vermeyi sevmezdi” dediler.
Yanında çok çocuk okuttu.
“Anıtın kulesinin dört bir çevresinde mermere kazınmış sözler vardı. Bu yazıları her yıl Fahri Bozbaş, Ben, Cemalettin Ceylan arkadaşımla beraber boyardık” şeklindeki yorumuyla -ilk paylaşımıma, yıllar önce- katkı veren Sabri Arslan’ın, sözler hakkında verdiği bilgi şu şekildedir:
Açık deniz tarafında; YURT GÜLMEDEN GÜLMEDİM BEN, SİZİNLEYİM ÖLMEDİM BEN (ATATÜRK).
Deniz Kulübü tarafında; TÜRK HER ZAMAN ÜN SALACAK, BU DENİZLER TÜRK KALACAK (BARBAROS HAYRETTİN PAŞA).
Emirgan tarafında: SİZ KORUYUN DURU, ARI FEHT ETTİĞİM DİYARLARI... (FATİH SULTAN MEHMET).
Sahile bakan tarafta: YURDA FEDA MALIM CANIM, ULUSUMA, ARMAĞANIM (KADİR AĞA)
Barlı ailesinden Zonguldak’ta kimse kalmadı. Oysa 50 yıl öncesinde tüm Zonguldak onlarındı. Onlardan geriye birkaç metruk köşk direnmeye çalışıyor insanlığın ve doğanın yok edici etkisine…
Bir de Kadir ağa anıtı kalmıştı ki geriye, 12 Kasım 2007 tarihinde deli dalgalara dayanamayıp o da yıkıldı.
Bu yazdıklarımdan “Mal da yalan Mülk de yalan…” diye bir sonuçla ortaya çıkar belki…
Bunun kıssadan hissesini çıkarması gerekenler kendi çıkarsın…
Bundan hisse çıkaran mal - mülk sahipleri, anıtı eski haline getirsin isterim..
Kaynak: Ekrem Murat ZAMAN





