Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Taşkömürü İşletmesi’nde 14 Ekim 2022’de meydana gelen ve 43 madencinin hayatını kaybettiği facianın üzerinden dört yıl geçti. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi, facianın yıl dönümünde yaptığı açıklamada, madencilikte işçi sağlığı ve iş güvenliğinin üretim hedeflerinin önünde tutulması gerektiğini belirterek, sorumluluk zincirinin tüm kademeleriyle araştırılması çağrısında bulundu. Açıklamada, “Bugüne kadar ne Soma’da adalet sağlandı ne Amasra’da. Gerçek sorumlular hesap vermedikçe de adalet sağlanamayacaktır” ifadelerine yer verildi.
TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi’nin açıklaması şöyle:
Amasra Faciası: Amasra da Adalet!
Tam 4 yıl önce, 14 Ekim 2022 tarihinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü’ne (TTK) bağlı Amasra Taşkömürü İşletmesi Müessesesi’nde (ATİM) edinilen bilgilerde saat 18:09 ‘da -320 kotunda meydana gelen grizu ve zincirleme toz patlamaları nedeniyle 43 madencimiz hayatını kaybetti. Öncelikle hayatını kaybeden madencilerimizi saygıyla anıyor, ailelerine sevenlerine, madencilik camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Bugün burada yalnızca geçmişte yaşanan acıyı hatırlatmak için değil, bu acılardan ders çıkarılması gerektiğini bir kez daha vurgulamak ve yeniden Amasra, yeniden Soma, yeniden Ermenek YAŞANMASIN demek için bulunuyoruz.
Ancak gün geçmiyor ki, Çayırhan’ da, Zonguldak’ ta, Soma’ da canlarımızı kaybediyoruz. Her faciadan sonra,
- Göçük altında kaldılar, ekipler kurtarma çalışmalarına başladı,
- Göçükteki işçilerle ses teması kuruldu, kurtarma çalışmaları devam ediyor,
- Acı haber geldi, işçilerin cansız bedenlerine ulaşıldı,
- Savcılık olaya el koydu, soruşturma başlatıldı,
- Yetkililer olay yerinde, “başımız sağ olsun”,
- Fıtrat, Kader,…
- Gereken yapılacak, sorumlulardan hesap sorulacak DEDİLER.
ONLAR SÖYLEMEKTEN USANMADI, BİZ DİNLEMEKTEN BIKTIK ARTIK…! Bugüne kadar Ne Soma’da Adalet sağlandı, Ne Amasra’da. Gerçek Sorumlular hesap vermedikçe de Adalet sağlanamayacaktır.
Maden Mühendisler Odası olarak her kazadan/her faciadan sonra hazırladığımız teknik raporları, kamuoyunun ve ilgili kurumların bilgisine sunuyoruz. Ancak burada önemli bir sorumluluk da karar alıcılara ve uygulayıcılara düşüyor.
Bir maden emekçisinin daha hayatını kaybetmemesi için yapılabilecek bir şey varsa ve bu yapılmıyorsa, artık ortada yalnızca teknik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bir sorumluluk olduğu gerçektir.
Madencilikte üretim hedefleri, ekonomik kaygılar veya işletme programları hiçbir zaman insan yaşamının önüne konulamaz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, üretimin önünde bir engel değil; üretimin vazgeçilmez koşulu olmalıdır.
Madencilik bilim ve tekniği; kazaları, göçükleri ve ölümleri önleyecek bilgi ve deneyime sahiptir. Sorun, bu bilgi ve tekniğin üretimin her aşamasında eksiksiz uygulanması ve denetim mekanizmalarının etkin işletilmesidir.
Karadon’da, Soma’da, Amasra’da yaşanan facialar bize şunu göstermiştir: her facianın ardından yalnızca sahadaki birkaç işçiyi veya mühendisi yargılamak, sistemdeki bütün sorumluluk zincirini ortaya çıkarılamadığıdır.
Biz mühendislerin sorumluluğunun ortadan kaldırılmasını savunmuyoruz. Tam tersine, gerçek sorumluluğun ortaya çıkarılmasını, ADALETİN sağlamasını savunuyoruz.
Sorumluluk; kazanın meydana geldiği noktadan başlayıp, kararın alındığı, üretim modelinin belirlendiği, kaynakların tahsis edildiği, personel yapısının oluşturulduğu ve denetim sisteminin işletildiği bütün kademeler boyunca araştırılmalıdır.
Çalışma hayatının düzenlenmesi ve denetlenmesinin nasıl olacağı, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının geliştirilmesi, madencilik politikasının nasıl kurulacağı, kamu madenciliğinin hangi anlayışla sürdürüleceği, havza ölçeğinde planlama yapılıp yapılmayacağı, üretim modelinin nasıl şekillendirileceği gibi üst düzey tercihler yalnızca işletme seviyesinde tartışılabilecek konular değildir.
Eğer uzun vadeli havza planlaması yapılmıyorsa, kamu işletmelerinin asli üretim ve yönetim kapasitesi zayıflatılıyorsa, bunun işletme düzeyindeki sonuçlarının yanı sıra siyasi-bürokratik düzeyindeki sonuçları da değerlendirilmelidir.
Çünkü yalnızca sahadaki kişileri cezalandırıp sistemi değiştirmezseniz, bir sonraki kazayı önleyemezsiniz.
Gerçek sorumluların, gerçek karar mekanizmalarının ve facialara yol açan sistemin ortaya çıkarılması gereklidir.
Amasra, yalnızca bir facia değil; kamu kurumlarının ve denetim mekanizmalarının zayıflatılmasının kaçınılmaz bir sonucudur. Bu sistem değişmedikçe facialar önlenemeyecektir. Amasra Faciasında hayatını kaybeden maden emekçilerimizi tekrar saygıyla anarken yakınlarına başsağlığı ve tedavileri devam eden yaralılara acil şifalar diliyoruz.





