Geçtiğimiz hafta, Zonguldak İl Özel İdaresi'nin personel alacağına dair haberler gündeme geldi.
Tabi, sözkonusu İl Özel İdaresi olunca, kimlerin işe alınacağı, kimlerin kadroya alınacağı da merak konusu oluyor.
Zonguldak Belediyesi nasıl ki CHP'lileri veya çocuklarını torpille işe alırken, İl Özel İdaresi de Ak Partili belediye başkanları, eski-yeni Ak Parti yöneticileri, İl Genel Meclisi üyelerinin akrabalarını ve Ak Parti'ye yakın muhtarların çocuklarını torpille işe alıyorlar.
Geçtiğimiz ay İl Özel İdaresi'ne yapılan alımların, hangi Ak Partililerin akrabası olduğunu yazmıştık.
Zonguldak İl Özel İdaresi'ne personel alımı yapılacağının iddia edildiği habere baktığımızda;
'Mevcut çalışan personelinin içinden merkez ve ilçe bakım evlerinde çalıştırılmak üzere İŞKUR üzerinden işçi kadroya alınacaktır' ibaresi yer alıyor.
İşin içine İŞKUR'un girmesi doğal olarak kafamızı karıştırıyor.
Madem, İl Özel İdaresi 'mevcut çalışan personeli' kadroya alacak, İŞKUR'a neden ihtiyacı olsun ki?..
Zonguldak İl Özel İdaresi, mevcut çalışan personellerini kurayla mı kadroya alacak?..
Gerçi, Zonguldak İl Özel İdaresi, Ak Parti'nin arka bahçesi gibi.
İşin içine İŞKUR'u da katsa, noter huzurunda kura da çekse, işe girenler de, kadroya alınanlar da Ak Parti'nin torpiliyle olacak.
Yine, Ak Partili belediye başkanlarının, il-ilçe yöneticilerinin, il genel meclisi üyelerinin ve Ak Parti'ye yakın muhtarları yakın akrabaları işe veya kadroya alınacak.
Adı ister Zonguldak Belediyesi, isterse İl Özel İdaresi olsun...
Adı ister CHP, isterse Ak Parti olsun...
Diğer illeri bilmem.ama Zonguldak'ta kamu kurumlarına yapılan personel alımlarında, yönetici atamalarında liyakat değil, torpil ve siyasi ilişkiler ön planda tutuluyor.
İşte bu siyasi adam kayırmacılık ve yandaş istihdamı politikası, belediyelerde de kamu kurumlarında da bir taraftan iş barışını zedeleyen, bir taraftan da disiplini ve ciddiyeti ortadan kaldırıyor.
Tabi biz sürekli bu liyakat meselesini, torpil meselesini yazıp duruyoruz.
Okurlar da yorum atıp duruyorlar.
Ereğli Devlet Hastanesi'ndeki soruşturma ili ilgili son durumu bize soruyorlar.
Bizimle dertleşip, bazen de bize sitem ediyorlar.
Sanıyorlar ki biz gazetecilerin elinden her iş gelir.
'Her kapıyı açarız, her bürokratı ulaşırız, her sorunu çözeriz' sanıyor sevgili okurlarımız.
Biz elimizden geldiğince vatandaşın mağduriyetlerini, yolsuzluk, arsızlık iddialarını gündeme taşımaya, işin ciddiyetine göre de gündemde tutmaya çalışıyoruz.
Bakın, birçok kamu kurumu ile ilgili önemli iddiaları gündeme taşıdık.
Sadece Ereğli Devlet Hastanesi ile ilgili yazdıklarımla ilgili Zonguldak İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Özkan Gün görüşme, bilgi alma hassasiyetini gösterdi.
Mesela, Ereğli OSB'deki çevre kirliliği ile ilgili hala Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü'nden ve Vali Osman Hacıbektaşoğlu'ndan açıklama bekliyoruz.
Ereğli OSB'deki demeden alınan numelerin analiz sonuçlarını, çıkıp halka açıklamalarını bekliyoruz.
Çaycuma Devlet Hastanesi'nde bazı doktorların hastalardan bıçak parası aldıkları yönündeki iddialarla ilgili tek kelime eden bürokrat yok ortada.
Diğer taraftan, Ereğli Devlet Hastanesi'nde 1 gecede, 6 vatandaşımızın ihmal sonucu hayatlarını kaybettikleri yönünde bir düzine yorum var internet sitemizde. Köşe yazılarımız var.
6 vatandaş, 1 gecede hayatını kaybediyor. Hiç bir bürokrat, 'nedir bu iddianın aslı' diye merak dahi etmiyor.
Bürokratları tüm bu iddialar karşısındaki duyarsızlığının, karşı kör, sağır, dilsiz olmasının nedeni Zonguldak Valisi Sayın Osman Hacıbektaşoğlu'dur.
Çünkü Zonguldak'ta devlet Sayın Vali'dir.
Devlet, memurunun, işçisinin milletinin isyanına kulaklarını tıkamaz.
Devlet, milletinin mağduriyetine sessiz kalmaz.
Devlet, milletin hakkına girenleri görmezden gelmez.
Yani sevgili okurlarımız, sandığınız gibi, biz gazetecileri her sorunu çözmek gibi bir gücü yok.
Kaldı ki bu güçle de ilgili değil.
Kenti, sorunlara duyarsız bürokratlar yönettiği sürece, bu yozlaşma büyüyerek devam edecek.
Bakın, ben gazeteci olmama rağmen, yaklaşık 6-7 aydır Sayın Vali Bey'le görüşemiyorum.
Randevu talep ediyorum...
Vali Bey'i bizzat cep telefonundan arıyorum...
Yüzsüzlük yapıp, mesaj bile atıyorum...
Buna rağmen bırakın Vali Bey'i, Özel Kalem Müdürü ile bile görüşemiyorum.
Burada mesele benim Vali Bey'le görüşüp, görüşememem değil.
Benim meselem, bir gazeteci olarak ben bile Vali Bey'le, yani devletimi temsil eden makamla 6-7 aydır görüşemiyorsam, millet nasıl görüşecek ki?..
Belki, bu yazıdan Vali Bey rahatsız olacak...
Belki kızacak...
Belki sorunu özel kalem personeline bağlayacak...
Benim artık görüşmek gibi, randevu talep etmek gibi bir beklentim yok...
Beklentim o ki; Vali Bey iddialara karşı duyarlı olsun.
Kamu kurumlarındaki liyakatsız yöneticilerin keyfi tutumlarına ve yozlaşmalarına göz yummasın...
'Bizimle görüşmüyor' diye devletimize küsecek, darılacak değiliz.
Ama devlet, olaylar karşısında kör-sağır-dilsiz olup üç maymunu oynamaz.
Devletin olduğu yerde yolsuzluk, arsızlık olamaz.
Devletin olduğu yerde yozlaşma olamaz.
Biz yine devletimize olan inancımızı ve saygımızı kaybetmeden, milletimizin çıkarları doğrultusunda, kamu yararını ön planda tutarak haberlerimizi, makalelerimizi yazmaya devam edeceğiz.
Sayın Vali Bey ne yapar bilmiyorum ama biz, OSB'deki çevre kirliliğinin, devletin kurum ve kuruluşlarına siyasi torpille personel alımlarının, kamu kurumlarındaki yolsuzluk iddialarının, devletin hastanesinde milletten bıçak parası alan doktorların, devletin çalışanlarına mobbing uygulayan yöneticilerin peşini bırakmayacağız.