Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişleri tarafından Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez, Karadon ve Kozlu müesseselerinde denetim yaparak üretimi durdurma kararı alınması kentte tepkilere yol açtı.

Vatan Partisi Zonguldak İl Başkanı Av. Gökhan Yılmaz, üretimin durdurulmasının yalnızca Zonguldak’ı değil, Türkiye’nin devlet güvenliğini ve stratejik çıkarlarını doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.

Vatan Partisi Zonguldak İl Başkanı Av. Gökhan Yılmaz, yayımladığı yazılı basın açıklamasında, hükümeti eleştirerek; “Dünyanın 3. Paylaşım Savaşına sürüklendiği bir dönemde, silah ve mühimmat yapımının ham maddesi Demir ve Çelik üretiminin vaz geçilmez parçası, Devletin Güvenliği için stratejik hammadde olan Taş Kömürü üretiminin, sadece 3 müfettiş tarafından ve geçerliliği tartışmalı gerekçelerle durdurulmasının kimin işine yarayacağı açıktır.

Bu durdurma kararının acilen geri alınıp, ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin 25. Maddesinin acilen değiştirilerek, Taş Kömürü gibi Devletin Güvenliği ile ilgili stratejik ürünlerin üretiminin durdurulması konusunda ilgili Bakanlıklar, İlgili Kurum ve Sendika temsilcilerinin bulunduğu bir kurul tarafından karara bağlanması konusunda yeni düzenleme yapılması gerekmektedir” dedi.

TTK Meclis gündeminde!: Kapatmalar sistematik bir politikanın parçası mı?
TTK Meclis gündeminde!: Kapatmalar sistematik bir politikanın parçası mı?
İçeriği Görüntüle

İl Başkanı Gökhan Yılmaz'ın açıklaması şöyle;

Vatan Partisi Zonguldak İl Başkanı Av. Gökhan Yılmaz, yayımladığı yazılı basın açıklamasında, hükümeti eleştirerek; “Dünyanın 3. Paylaşım Savaşına sürüklendiği bir dönemde, silah ve mühimmat yapımının ham maddesi Demir ve Çelik üretiminin vaz geçilmez parçası, Devletin Güvenliği için stratejik hammadde olan Taş Kömürü üretiminin, sadece 3 müfettiş tarafından ve geçerliliği tartışmalı gerekçelerle durdurulmasının kimin işine yarayacağı açıktır.

Bu durdurma kararının acilen geri alınıp, ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin 25. Maddesinin acilen değiştirilerek, Taş Kömürü gibi Devletin Güvenliği ile ilgili stratejik ürünlerin üretiminin durdurulması konusunda ilgili Bakanlıklar, İlgili Kurum ve Sendika temsilcilerinin bulunduğu bir kurul tarafından karara bağlanması konusunda yeni düzenleme yapılması gerekmektedir dedi. Açıklamanın tamamı şöyle:

Emeğin ve Emekçinin başkenti Zonguldak Taş Kömürü üretimine başladığı günden beri binlerce şehit vermiş bir şehir olup, bu şehirde hiç kimsenin bir madencimizin ayağına taş değmesini istemeyeceği, iş sağlığı ve güvenliğinin her şeyden önde tutulması gerektiği izahtan varestedir.

Ancak kamu oyunca da yakından takip edildiği gibi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişleri, 9 Ocak 2026 tarihinde Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müessese Müdürlüklerine bağlı maden ocaklarında tespit ettikleri eksiklikler nedeniyle, ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik’ kapsamında geçici olarak üretimi durdurma kararı almış ve 3 müesseseye ait 4 maden ocağında Salı gününden itibaren üretim durdurulmuştur.

Bilindiği gibi, Mayıs 2025 tarihinde de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından benzer tespitler yapılmış ancak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında “mevzuat hükümlerinin yorumlanması ve uygulanmasında farklılıkların bulunduğu anlaşıldığı” gerekçesiyle bakanlık tarafından teftişlerin durdurulması kararı alınmış idi.

Bu tarihten itibaren Gerek TTK gerekse Enerji Bakanlığı tarafından söz konusu eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar başlatılmış, ihaleler yapılmış ve süreç halen devam etmekte iken, Teftişlerin Ocak 2026 tarihinde hangi amaç ile ve hangi gerekçeyle yeniden başlatıldığı kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Bu konuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklama yapılmalıdır.

“Hayati Tehlike” olup olmadığı konusunda TTK, Sigorta Şirketleri ile iki Bakanlık arasındaki görüş farkı nereden kaynaklanmaktadır?

2016 tarihinden beri yürürlükte olan ‘İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin 25. Maddesine göre; “İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur.” hükmünü haizdir.

Bildiğimiz kadarıyla TTK İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı bünyesinde, aralarında TTK ve müessese yetkilileri, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ve Sendika temsilcilerinin de bulunduğu bir kurul bulunmakta olup, bu kurul her ay muntazaman toplanmakta ve TTK bünyesindeki müesseselerde iş sağlığı ve güvenliği konularında gereken denetimlerin yapılması, tedbirlerin alınması ve mevzuata uygun olmayan eksikliklerin giderilmesi konusunda çalışmaktadır.

Diğer taraftan TTK bünyesindeki müesseseler her yıl SBM ve Sigorta Şirketi müfettişlerince yılda 2 defa denetlenmekte ve sigortalanmaktadır. Amacı kar etmek olan Ticari Şirket vasfındaki sigorta şirketi müfettişlerinin, mevzuata aykırı herhangi bir durum veya “hayati tehlike” olması halinde sigorta yapmayacağı, mevzuata aykırı sigorta yapılması ve riskin gerçekleşmesi halinde şirketlerinin milyarlarca lira zarara uğrayacağı da açıktır.

Eğer Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri üretimi durdurma konusunda verdikleri kararda haklı ise, TTK İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı ve bağlı kurul, görevini ihmal ederek ve herhangi bir kaza olması halinde ceza alacaklarını bildikleri halde işçilerimizi hayati tehlike altında mı çalıştırmaktadır?

Eğer Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri üretimi durdurma konusunda verdikleri kararda haklı ise, SBM ve Sigorta Şirketi müfettişleri, “hayati tehlike” olan müesseselerde, şirketlerinin zararına olacak şekilde Sigorta mı yapmaktadır?

Bu iki soruya verilecek cevapta aynıdır. O halde Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri bu kararı neden aldılar?

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan Önceki dönem TTK Genel Müdürlerinden Rıfat Dağdelen’in; “TTK ocaklarının kapatılıp rehabilite edildikten sonra açılmasının madencilik bilim ve tekniğine aykırı olduğu, bu rehabilitasyon ’un ocak çalışırken yapılması gerektiği, üretimin durdurulması halinde ocakta birikecek metan gazının patlamaya neden olabileceği, bu güne kadar TTK’da hiç elektrik kesintisi yaşanmadığı, tüm sistemlerin yedeği olduğu, TTK’nın uzun bir tarihi ve bilgi birikimi olduğu, önemli olanın yatırım ve istihdam olduğu” yönündeki açıklaması çarpıcıdır.

Devletin Güvenliği için stratejik konumda olan Taş Kömürü ve benzeri stratejik ürünlerin üretiminin durdurulması kararı, sadece 3 müfettişin insiyatifine bırakılmamalıdır.

İş Yerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmeliğin ve özellikle 25. Maddesinin acilen değiştirilerek, Taş Kömürü gibi Devletin Güvenliği ile ilgili stratejik ürünlerin üretiminin durdurulması konusunda ilgili Bakanlıklar, İlgili Kurum ve Sendika temsilcilerinin bulunduğu bir kurul tarafından karara bağlanması konusunda yeni düzenleme yapılması gerekmektedir.

Amaç Özelleştirmenin önünü açmak mı?

Yukarıda yazılı tüm gerçekler ortadayken, adı geçen 2 bakanlık ile birlikte TTK Genel Müdürlüğü ve Ak Parti İl Başkanlıklarının sessizliği hep birlikte değerlendirildiğinde, TTK gibi tarihi birikim ve tecrübesi olan Zonguldak şehri ile özdeşleşmiş stratejik bir kurumun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı 3 müfettişin insiyatifi ile üretiminin durdurulamayacağı, bu işin arkasında başka hesaplar olduğunu düşündürmektedir. Bu ihtimali düşünenler karşılarında başta emekçi kardeşlerimiz olmak üzere, Vatan Partisi ve Zonguldak’ta bulunan tüm siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarını bulacaklarını bilmelidir.

Atlantik sisteminin çöktüğü bu dönemde, yükselen Asya da başı dik, üreten, birleşen tam bağımsız Türkiye’nin yerini alabilmesi için, Ak Parti hükümetlerinin uyguladığı, kişilerin çıkarına dayalı Özelleştirmeci ekonomik politikalardan vaz geçilerek, partimizin programı olan kamu odaklı Üreticilerin Milli Hükümeti modelinin uygulanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda tüm halkımızı Vatan Partisi saflarında birleşmeye davet ediyoruz.