Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, ısrarla bizi kışkırtmaya çalışıyor!

Bozuk psikolojisine veriyorum ama bardağı taşırıyorlar!

Özcan Ulupınar, 2002 Yılında AK Parti Adayı oldu!

Bir dönem Devrek Belediye Başkanlığı yaptı.

2004 Yılında tekrar seçildi, istifa etti, AK Parti adayı oldu.

2011 Yılında Parlamentoya girdi!

Şimdi, “Attan inip eşeğe binmem” dediği Devrek Belediye Başkanlığı koltuğunda oturuyor!

23 Yıldır kendisini tanıyorum!

Bir kez olsun kendisinden ticari veya kişisel bir talebim olmamıştır.

Zonguldak’a hizmet etmişse haberlerine yer verdik.

“Ben olduğum sürece Tabur Devrek’ten gitmeyecek” sözünü tutmamışsa eleştirdik.

Almanya’da Zonguldaklılar gecesinde “Zonguldak’ta kemençenin sesini kısacağız” deyip toplumu ayrıştırdığı için de çok eleştirdim.

Siyasi hatalarını da...

En büyük hizmeti olan; Mecliste vatandaşlara ısmarladığı yemeği de yazdık!

2024 Yerel seçimlerinde ‘Herkesi bu kucağa oturtacağım” diyen kin ve nefret dolu bir karakter yerine toplum Özcan Ulupınar’ın AK Parti Zonguldak belediye Başkan Adayı olmasını talep etti.

Toplumun bu talebine kayıtsız kalamazdık.

O dönem Ulupınar’a yapılan siyasi ayak oyunlarını da yazdık, eleştirdik.

AK Parti onu Devrek Belediye Başkanlığı’na layık gördü.

Siyasi hatalarına rağmen dürüst olduğuna inandık!

Kısa sürede yanıldığımızı anladık!

Kendi yandaşları için iktidar gücünü fütursuzca kullanacağını bilemezdik.

Hani bir atasözü var ya ‘Kavun değil koklayamazsın, karpuz değil yoklayamazsın’

Psikolojik sorunlarının bu kadar ilerlediğini de tahmin edemedik!

Hem de o kadar ilerlemiş ki; yurtdışına çıkmadan önce eşi Özlem hanım, aradı.

Telefonlara bakamadım, WhatsApp hattından babamın hastalığı için geçmiş dileklerini iletti.

Kendisine teşekkür ettik.

Ortak bir dostumuz aracığıyla kahve içme talebinde bulunuldu.

Misafir gibi gelip içebilirdi belki...

Ancak eşi Özcan Ulupınar’ın kendisine yönelttiğimiz eleştiri ve soruları bertaraf etmek için sağda-solda geçmişte ve gelecekte kendisinden talebimiz olduğuna yönelik imalarda bulunuyormuş...

‘Para istedi, talepte bulundu’ numaraları çok bayatladı, kimse yemiyor artık!

Ayrıca mertse çıksın açıklasın, 23 yıldır kendisinden hangi talebimiz olmuş?

Biz, ticari faaliyeti kiminle, nasıl yapacağımızı bilecek şuur ve yaştayız!

Üstelik ‘param yok’ diyenle de maddi imkanlarımızı paylaşacak kadar da zenginiz.

Sizinle, kardeşiniz Celal Ulupınar bile ticaret yapmıyor ki, biz yapalım!

Kız kardeşiyle alacak-verecek meselesini çözüp, helallik almamış biriyle ticaret yapılıp-yapılmayacağını Devrek’te bir deliye sorsanız, size söyler!

Eğer ticari bir talebimiz olduğunu hala söyleyebiliyorsa hiç durmasın!

Parası varsa doktoruna gitsin, ilaçların dozunu artırsın!

Yoksa biz yardımcı olabiliriz!

Biz doktor filan değiliz!

Ne tedavi, ne de terapi yapıyoruz!

Kapımıza da kimseyi göndermesin!

Bu saatten sonra misafir olarak da Özlem hanımı kabul etmemiz mümkün değil!

Çok kahve içmek istiyorlarsa Avukat hanımla içebilirler!

O da kabul ederse!

Bizim dışımızda gelişen, konuşulan hiç bir şey bizi bağlamıyor...

Terzi değiliz ki, konuşanların ağzını büzelim!

Meraklıların ilgisine!

Kamuoyunun bilgisine!

Yarın görüşmek üzere...

*

Bu akşam müsaadenizle!

Nihayet yoğun bakımda yer bulundu, babamın ameliyatını yaptırdık çok şükür...

Bunu da torpile filan bağlarlar diye söyleyelim...

Torpil yaparak, bekleyen hastaların hakkına girerek yer bulmadık.

Bir ayda 3 kez yatış yapıp çıktık, sıramızı bekledik!

Darısı, siyasetçilerimizden aylardır ‘la fontenden Şehir Hastanesi masalı’ dinlemek zorunda kalan hastalarımızın başına...