TERMİK SANTRALLER YA HASTA EDİYOR, YA ÖLDÜRÜYOR
Merkezi Belçıka-Brükdel'de olan Sağlık ve Çevre Birliği(HEAL), 5-6 yıl önce termik santrallerinin insanlara ve kümülatif sağlık maliyetine verdiği zararları konu alan bir 'Zonguldak Raporu' hazırlamış.
Sağlık ve Çevre Birliği'nin (HEAL), 'Kronik Kömür Kirliliği Zonguldak Özel Dosyası' adı altında hazırladığı rapora göre;
ÇATES ile Eren Holding bünyesindeki ZETES-1, ZETES-2 ve ZETES-3 termik santrallerinin 1989-2020 yılları arasındaki kümülatif sağlık maliyeti 8.8 milyar Euro, yani 132.45 milyar Türk Lirası.
HEAL'in Zonguldak Dosyası'nda çarpıcı istatistikler yer alıyor.
Örnek vermek gerekirse,
Zonguldak’ta işletmede olan dört kömürlü termik santralden kaynaklanan toplam sağlık yükü:
Erken ölüm: 3 bin 563
Erken doğum: Bin 749
Çocukta bronşit vaka: 24 bin 772
Yetişkinde kronik bronşit vakası: 2 bin 750
Solunum ve kalp-damar hastalıkları
şikayetlerine bağlı hastaneye başvuru: 4 bin 705
Astım ve bronşit semptomu gösterilen gün (astım hastası çocuklarda): 216 bin 732
İş günü kaybı: 701 bin
Hasta geçirilen gün: 9 milyon
ÇATES’in 1989 yılından 2020 yılına kadar kümülatif sağlık maliyeti 34 milyar 350 milyon lira.
Eren Enerji bünyesindeki ZETES-1 termik santralinin 2010 yılından 2020'ye kadar ki kümülatif sağlık maliyeti 16 milyar 50 milyon lira.
Eren Enerji bünyesindeki ZETES-2 termik santralinin 2010 yılından 2020'ye kadar ki kümülatif sağlık maliyeti 55 milyar 50 milyon lira.
Eren Enerji bünyesindeki ZETES-3 termik santralinin 2010 yılından 2020'ye kadar ki kümülatif sağlık maliyeti ise 27 milyar lira.
Eren Enerji'nin sağlık sistemine yüklediği kümülatif sağlık maliyeti toplamda 98 milyar 450 milyon lira.
Ben bu rakamlar karşısında hayrete düştüm.
Elbette termik santrallerin ve Erdemir gibi büyük sanayi kuruluşların Zonguldak'ın hava kalitesine ve insan sağlığına verdiği zararı biliyoruz.
Ama işin sağlık boyutunda devlet bütçesine verilen zararın boyutu insanı dumura uğratıyor.
Sadece Eren Enerji'nin termik santrallerinin toplum.sağlığı açısından devlete maliyeti neredeyse 100 milyar lira.
Eren Enerji ile ÇATES birleşince bu rakam yaklaşık 10 milyar Euro'yu buluyor.
Tabi erken ölümlere bir fiyat biçemiyoruz.
Termik santraller nedeniyle 3 bin 500'den fazla insanımız Erken ölüm yaşamış.
Çocuklarada 200 binden fazla astım ve bronşit vakası yaşanmış.
Daha kanser vakalarında ilgili rakamları bilmiyoruz.
Maden hastalığına yakalanan madenci sayısını bilmiyoruz.
Ama birkaç büyükşehir dışında sadece Zonguldak'ta çocuk onkoloji servisi olduğunu biliyoruz.
Zonguldak insanının nasıl bir kaderi varsa, taşkömürü çıkarken binlerce madenci şehit oluyor.
Elektrik üretilirken binlerce insan erken ölüp, yüzlerce kadın erken doğum yapıp, çocuklarında yüzbinlerce astım bronşit vakası yaşanıyor.
Ölümler vadesiz, çocuklar hasta.
Nasıl bir kader bu?
'Yaşadığın yer kaderindir' diyorlar ya, işte Zonguldalı olmanın, Zonguldak'ta yaşamanın kaderi bu olsa gerek.
POSBIYIK'IN 'ÇAMUR' GÜNDEMİ
Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, askeriye limanına hafriyat taşıyan kamyonların yollarda yarattığı çamur kirliliği için ortalığı ayağa kaldırmış, son açıklamasında ise 'artık sabrımız tükendi' demişti.
Başkan Posbıyık’ın, 'sabrımız tükendi' açıklamasının ardından belediye ekipleri hafriyat kamyonlarının önünü keserek, uyarılarda bulunmuştu.
Ben Başkan Posbıyık'ın çamur gündemiyle ne yapmaya çalıştığını açıklamıştım.
Hatta askeriye limanı inşaatını yapan firma sahiplerine de ne yapmaları gerektiğinin altını çizmiştim.
Dün Kdz. Ereğli Belediyesi'nden bir basın açıklaması geldi. Açıklamada, firma yetkililerinin Başkan Halil Posbıyık'ı ziyaret ettikleri ve çamur sorununu çözdükleri belirtiliyordu.
Peki, sorun nasıl çözülmüş dersiniz?
Belediye şu şebekesinden bir hat çekerek, liman inşaatından çıkan kamyonların çamurlu tekerleklerini tazyikli suyla yıkamaya başlamış.
Yani neymiş?..
Çamur o kadar da büyük, çözülemeyecek bir sorun değilmiş.
Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, kentin o kadar sorunu varken, işi gücü bırakıp günlerce çamur gündemini dayattı kamuoyuna.
En başta söylediğim gibi Posbıyık'ın derdi de gündemi de çamur değildi.
Posbıyık’ın derdi, liman inşaatını yapan firma sahiplerinin ayağına gelip, icazet almalarıydı.
Öyle de oldu...
Firma yöneticileri Posbıyık'ı makamında ziyaret etti ve anında çamur problemi çözüldü.
Keşke Posbıyık firma yetkilileri ile görüşmesini basın mensupları huzurunda yapsaydı.
Başkanlık makamında, Posbıyık firma yetkilileri ile ne konuştu?
Bilmiyoruz...
Sorunu medya üzerinden gündeme getiren, hatta meclis toplantısında dile getiren Posbıyık, firma yetkilileri ile oturduğu çözüm masasını gazetecilerden ve halktan gizledi.
Şimdi ortada şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında kurulan masada bulunan şaibeli bir çözüm var.
Madem belediye günlerce gündeme taşıdığı bu çamur sorununu bir su borusu ve hortumla çözebiliyordu, neden firma yetkililerinin makamına gelmesini bekledi?
Madem çözüm bu kadar basitti, Posbıyık neden Kaymakam'ı, Vali'yi, emniyeti göreve davet edip, yardım istedi?
Posbıyık inandırıcı olmak istiyorsa, biraz şeffaf olmalı.
Bu kadar kargaşa, bu kadar bağırıp çağırma, sanırım sadece su satmak için değildi.
Benim tanıdığım Posbıyık, bu kadar küçük işler için ortalığı ayağa kaldırmaz.
Ama şöyle de bir gerçek var, hiçbir şey gizli, saklı kalmaz.
Elbet birgün bu çamur gündeminin perde arkası gün ışığına çıkar.
Bekleyip, hep birlikte göreceğiz bu çamur meselesinin gerçeklerini.
NAZİF ÇORAMAN VAKASI
Nazif Çoraman adını daha önce de gündeme taşımıştık.
Tabi belirtmek isterim, sermaye düşmanı değilim. Kimsenin cebinde ve parasında da gözümüz yok.
Ama ortada ciddi bir şaibeli durum var.
ENKA Madencilik üzerinden Nazif Çoraman'dan 10 yıldır tazminat haklarını, mahkeme kararına rağmen alamayan maden işçileri var.
Vergi dairesine ödenmemiş 150 milyon liraya yakın vergi borcu var.
TTK'ya borç var.
SGK'ya borç var.
Ama diğer taraftan yaşanan lüks ve şatafatlı bir hayat da var.
Daireler, dükkanlar, onlarca milyon değerinde otomobiller, rezidanslar petrol istasyonu, lüks araçların alınıp, satıldığı galeri, değeri 100 milyonlarca lirayı bulan araziler.
Ama baksanız hiçbiri bu arkadaşa ait değil.
Ama kiminle konuşsanız, tüm bu varlıkların Na,if Çoraman'a ait olduğu söyleniyor.
Ama devletin ilgili kurumları istese, tüm bunlar söylenti mi yoksa gerçek mi çık kısa zamanda ortaya çıkarır diye düşünüyorum.
Bahse konu taşınır, taşınmaz mal varlıklarının sahibi görünen kişiler incelense, Nazif Çoraman'la ilişkileri araştırılsa, 'Nereden buldun' diye sorulsa, tüm gerçekler tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir.
Koca koca çeteleri, saadet zincirlerini, suç ağlarını çökerten devlet, istese Zonguldak'ı da kanunsuz işler tapan, haksız kazanç sağlayan, vergi kaçıran, naylon fatura düzenleyen, devleti ve milleti dolandıran tiplerden temizler.
TTK yönetimi istese kendi sahasında kömür çıkaran şirketlerin devredilerek, içi boşaltılarak, bilinçli bir şekilde batırılarak gem devlete hem de vatandaşa zarar vermesinin önüne geçebilir.
TTK’nın ruhsatlı maden sahası içinde kömür çıkaran şirketleri denetlemek, yine TTK yönetiminin görevidir.
Bir şirketi biri kurmuş, TTK sahasında kömür çıkarmış, şirketin içini boşaltıp, vergi dairesine milyonlarca borç takmış, TTK'ya milyonlarca borç takmış, SGK'ya milyonlarca borç takmış, maden işçisine milyonlarca borç takmış, sonra da şirketi ya batırmış, yada başka birine devretmiş.
Allah aşkına, böyle bir ticaret olur mu?
Böyle bir ticarete devlet nasıl yıllarca göz yumabilir?
Yüzmilyonlarca borç biriken kadar TTK, vergi dairesi ve SGK yöneticileri neredeydi?
Küçük esnafın 10 bin lira, 20 bin lira borcu için anında yasal takip başlatan, banka hesaplarına e-haciz koyan bu kurumlar, 100 milyonlarca lira alacağını nasıl tahsil edemiyor?
TTK yönetimi, teminat eksiği bulunan özel ocaklara nasıl oluyor da, alacağını tahsil etmeden üretim yapmasına izin veriyor?
Akıl alır gibi değil...