BEUN ek bina inşaatında maaş ve tazminatlarını alamadıklarını ileri süren 18 işçi, firma tarafından tehdit edildiklerini ve iftiraya uğrama korkusuyla şantiye alanına giremediklerini belirtti. Kaldırımda ve geceleri hastane bahçesinde yattıklarını söyleyen işçiler, aileleriyle birlikte mağdur olduklarını ifade ederek BEUN Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ulusoy’a “Sesimizi duyun” çağrısında bulundu.

Zonguldak’ta Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ek bina inşaatında çalışan 18 işçi, ödenmeyen maaş ve diğer haklarını alamadıkları gerekçesiyle çatıya çıkarak başlattıkları eylemi sürdürüyor.

İşçilerin, inşaatın ana yüklenicisi Arc İnşaat bünyesinde taşeron olarak faaliyet gösteren CNR Mekanik firması tarafından çalıştırıldığı belirtildi. İşçiler, aylardır maaşlarını ve bazı haklarını alamadıklarını, bu nedenle mağdur olduklarını ileri sürdü.

İşçiler ayrıca, kendilerinden önce aynı firmada çalışan bazı işçilerin de benzer şekilde mağdur edildiğini iddia etti. Daha önce firmada çalışan bir işçinin kendilerine ulaşarak yaşadığı süreci anlattığını belirten işçiler, söz konusu kişilere de “Siz evinize, memleketinize dönün, hesaplarınıza maaşlarınızı göndereceğiz” denildiğini, ancak ödemelerin yapılmadığını öne sürdü.

İşçiler, kendilerine de benzer bir teklif yapıldığını belirterek, “Biz de onlar gibi memleketimize gidip mağdur olmak istemiyoruz. Maaşlarımızı ve haklarımızı ödesinler, biz de öyle memleketimize gidelim” dedi.

“Maaşımızı istediğimiz için tehdit ediliyoruz”

İşçilerden biri yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle anlattı; “Maaşlarımızı alamıyoruz, burada mağduruz. Maaş ve tazminatlarımızı alıp evimize dönmek istiyoruz. Maaşımızı istediğimiz için işveren adına bizi tehdit ediyorlar. ‘Sizi damgalarız, başka bir yerde de çalışamazsınız’ deniliyor. Aynı firma bizden önceki işçilere de aynısını yapmış. Biz maaşlarımız için eylem başlatınca o işçi arkadaşlarımız bize ulaştı. Onlara da ‘Siz evinize, memleketinize dönün, biz size maaşlarınızı göndereceğiz’ denilmiş. Hâlâ onlar da maaşlarını bekliyor.”

“İftira atılmasından korktuğumuz için şantiyeye girmiyoruz”

İşçiler, alacaklarını talep ederken herhangi bir suçlama veya iftirayla karşı karşıya kalmaktan endişe ettiklerini belirterek şantiye ve inşaat alanına girmediklerini söyledi.

Bir işçi, yaşadıkları durumu şöyle anlattı: “Haklarımızı istediğimiz için şantiyeye bile gelmiyorlar. Biz kavga edecek insanlar değiliz. İftira atılmasından korktuğumuz için şantiye ve inşaat alanına girmiyoruz. Kaldırımda yatıyoruz. Gece hastanenin bahçesinde yatıyoruz. Yanımızda hastane var diye sesimizi bile çıkarmadan bekliyoruz. Şantiyeye de gitmiyoruz. Alacaklı olduğumuz firmadan çekiniyoruz. Allah korusun, şantiyede bir şeyler yapıp üzerimize atarlar diye korkuyoruz.”

İşçiler, yaşananların bir kavga veya eylemden ibaret olmadığını belirterek, amaçlarının yalnızca alacaklarını tahsil etmek olduğunu ifade etti. “Biz burada eylem yapmıyoruz, haklarımızı istiyoruz. Dün buraya emniyet güçleriyle geliyorlar. Biz kavga edecek insanlar değiliz ki, haklarımızı istiyoruz. Evimize para gönderemiyoruz. Aramızda üniversite okuyan arkadaşımız var, bir paket sigara alacak paramız yok. Dün eylem yapınca biraz sus payı gibi bir maaşın yarısı kadar para verdiler. Kimi arkadaşımızın 6 ay, kimi arkadaşımızın 5 ay alacağı var. Ancak biz birikmiş alacaklarımızı ve tazminatlarımızı istiyoruz.”

“Ya hakkımız ya canımız”

Başka bir işçi ise şantiyedeki çalışma koşullarına dikkat çekerek, “Çalıştığımız inşaatta herhangi bir iş güvenliği de yok. İnsanlar canlarından bile vazgeçmişken alın terimizin karşılığını alamıyoruz. Geçenlerde burada bir miktar ödeme yapıldı. Biz sus payı istemiyoruz. İçeride kalan maaşlarımızı ve tüm haklarımızı istiyoruz. Alana kadar da gitmeyeceğiz. Biz sadece alın terimizin hakkını istiyoruz. Ama bizi tehdit ediyorlar. Ya hakkımız ya canımız” ifadelerini kullandı.

“100 bin lira maaş alan işçinin sigortası asgari ücretten yatırılıyor”

İşçilerden biri, ücretlerinin bir bölümünün elden ödendiğini ve sigorta primlerinin gerçek ücretleri üzerinden yatırılmadığını da ileri sürdü.

İşçi, “Mesela bir arkadaşımızın maaşı 100 bin lira. Ancak taşeron firma sigortamızı asgari ücret üzerinden ödüyor. Geri kalan parayı bize elden veriyorlardı. Ancak aylardır maaşlarımızı da vermiyorlar. Hem biz mağdur ediliyoruz hem de devlet mağdur ediliyor. Haklarımızı istediğimiz için devletin emniyet güçleriyle bizim yanımıza geliyorlar. Sanki suçlu bizmişiz gibi davranılıyor” diye konuştu.

İşçiler, kendilerine yönelik baskı ve kışkırtma olduğunu da iddia ederek, “Bizi kışkırtmaya çalışıyorlar. Bizden korkup emniyet ekipleriyle geliyorlar. Biz burada kavga etmiyoruz. Sadece alacağımızı istiyoruz” dedi.

“Ailelerimiz de mağdur”

Maaşlarını alamamaları nedeniyle yalnızca kendilerinin değil, ailelerinin de mağdur olduğunu belirten işçiler, BEUN Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ulusoy’a çağrıda bulundu.

İşçiler, üniversite yönetiminden yaşanan mağduriyetin çözümü konusunda destek beklediklerini belirterek, “Biz burada ailelerimizle birlikte mağduruz. Evimize para gönderemiyoruz. Çocuklarımız, ailelerimiz bizden gelecek parayı bekliyor. Biz BEUN Rektörü Prof. Dr. Ahmet Ulusoy’dan yardım istiyoruz. Bizim sesimizi duysun. Burada kimsenin hakkını istemekten başka bir derdi yok. Maaşlarımızı ve tazminatlarımızı alıp ailelerimizin yanına dönmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu firma bunu alışkanlık haline getirmiş”

İşçiler, daha önce aynı firmada çalışan bazı kişilerin de maaş ve haklarını alamadan memleketlerine gönderildiğini ileri sürdü.

İşçiler, “Bu firma daha önceki çalışanların da maaş ve haklarını vermemiş. O insanları memleketlerine göndermişler. Firma bunu alışkanlık haline getirmiş. Ama biz haklarımızı almadan buradan gitmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

18 işçi, maaş, tazminat ve diğer yasal haklarının ödenmesini talep ederken, alacakları tamamen ödeninceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.