Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında fon vurgununa ve yolsuzluklara yönelik net mesajlar verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle;

“İster piyasa manipülasyonuyla, ister borsa oyunlarıyla, ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun, her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur!

Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın.

Kimse bizi milyarlarca liralık yolsuzlukları savunmak için meydan meydan, şehir şehir dolaşanlarla mukayese etmesin. Biz, onlara benzemeyiz.

Bizim kırmızı çizgimiz aziz milletimizdir. Milletimiz söz konusu olduğunda da tavrımız bellidir.

Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız.

Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.”

Hükümette ciddi bir anlayış değişikliği yaşanıyor!

Biz bu sözleri, bundan sonraki süreçte vurgun, yolsuzluk, usulsüzlüklere tahammül edilmeyeceği şeklinde okuyoruz.

CHP’li Belediye operasyon yapılırken, AK Partili Başkanlarında güç zehirlenmesi yaşadığını gördük!

Şimdi sıra onlara geldi!

Önceki gün eski AK Partili ve MHP’li başkanlara yolsuzluk soruşturmasında tutuklandı.

Zonguldak’ta da iktidar gücüyle zehirlenen belediye başkanları, bürokratlar ve hatta siyasetçilerden etkilenen yargı mensupları var!

Filyos Limanı’nda milyonlarca dolarlık/euroluk yolsuzluk iddiaları gündemde!

Hiçbir şey sonsuz değildir.

Bir gün keser döner, sap döner.

Derviş dervişin arkasına sırayla geçer!

TP-OTC’da milyonluk vurgun iddiası
Filyos Limanı’nda faaliyet gösteren TP-OTC’nin alt taşeronu Ber Çevre ve Lojistik A.Ş. hakkında çarpıcı iddialar gündeme geldi.
İddialara göre gemilerden alınan atık yağ ve atık suların bir bölümünün Zonguldak TTK Limanı’ndaki Atık Kabul Tesisi’ne götürülmek yerine Karadeniz’e bırakıldığı öne sürüldü.
Şirketin ayrıca TP-OTC’den sıfır olarak aldığı bazı jeneratör, pirinç ve valf gibi ekipmanları hurda adı altında limandan çıkardığı, İzmir Aliağa’da ki tesislerinde işleyerek yeniden TP-OTC’ye sattığı ve bu işlemler üzerinden milyonlarca liralık haksız kazanç sağladığı iddia edildi.
Ber Çevre’nin TP-OTC’ye aylık yaklaşık 30 milyon liralık fatura kestiği de ileri sürülürken, şirketin Filyos Limanı’ndaki bazı yetkililerle ilişkileri üzerinden iş aldığı ve Çeşme’de villa satın aldığı yönünde de çeşitli iddialar ortaya atıldı.

İddialarda Seafort firmasının sahipleri arasında bulunduğu iddia edilen Adem Gencal’ın referansı ile Ber Çevre ve Lojistik’in, Filyos Limanı’ndaki atık yükleme ve arıtma işini TP-OTC Genel Müdürü Cem Erdem’in desteğiyle aldığı da iddialar arasında yer alıyor.
Üstelik sadece bu iddialarda değil!

Geçmişte FETÖ soruşturmasında geçen isimler, soyadını değiştiren firma sahipleri…

Vergi kaçakçılığı, resmi belgede sahtecilik, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, sahte faturalarla malvarlığına el konulan isimlerin çocukları üzerine kurdukları farklı şirketlerle alınan hakkedişler!

Aynı ekipmanın iki farklı yerde aynı anda çalışıyor gösterilmesi ve bu şekilde iki ayrı hak ediş düzenlenmesi gibi onlarca yolsuzluk iddiası elimize ulaştı.
Bakalım bu iddialarla ilgili TP-OTC’nin kamuoyuna bir açıklaması olacak mı?

Yetkili devlet kurumları bu iddiaları soruşturacak mı?

İspatla!

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, kendisi ve ailesi üzerinden yürütüldüğünü savunduğu iddialara tepki gösterdi.

“Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim” dedi.

Yavuzyılmaz, meydan okumak yerine ispat etsin!

Geçmişte gündeme gelen danışmanlık iddialarıyla ilgili belgeleri ortaya koymak…

Örneğin, adına danışmanlık maaşı ödendiği ileri sürülen akrabası Özlem Yavuzyılmaz Sökmen gerçekten TBMM’de danışman olarak görev yaptı mı?

Fiilen görev yaptı mı?

Maaşını kendi çekti mi?

Deniz Yavuzyılmaz, “Danışman maaşını ben almadım” diyorsa bunu banka kayıtlarıyla ortaya koysun.

Kimin hesabına ödeme yapıldı?

Maaş kartı kimdeydi?

Parayı kim çekti?

Danışman olarak gösterilen kişiler Meclis’te hangi tarihlerde, hangi görevleri yaptı?

Bunların cevabını belgelerle ortaya koymalı!

Dolayısıyla “itibar suikastı” ve “susturma girişimi” ifadeleri yerine ortaya belge koyarak ispat edebilir!

Bu iddialar gündeme geldiğinde esip gürlemişti!

Şimdi de meydan okuyor!

Bu kadar zorlanmaya gerek yok!

Belgeyle ispatlanabilecek bir meseleyi mağduriyete çevirmeye gerek yok.

Suçu olmayan insan meydan okumaya gerek duymaz öyle değil mi?