Hem bir gazeteci, hem de bir vatandaş olarak zaman zaman öyle olaylara şahit oluyoruz ki, bu olaylar karşısında yerelde devletimizi temsil eden bazı kamu kurumu yöneticilerini sorgular hale geliyoruz.
Tabi bu sorgulamayı durduk yere veya bürokratlara bir alerjimiz olduğu için yapmıyoruz.
Yaşanan olaylar karşısında empati yapıyoruz.
Mesela bir belediyenin İmar Kanunu'nu tepetaklak ederek, İmar dışı alana, resmi evrak üzerinde binbir türlü fırıldak çevirerek yaptığı inşaatı, sıradan bir vatandaş yapsaydı ne olurdu?
Tabi ki önce belediye ekipleri çökerdi vatandaşın tepesine...
Kontroller, denetimler, mühürlemeler, cezalar, suç duyurusu derken vatandaşa yasa ve yönetmeliklerle devleti varlığını en sert şekilde gösterirlerdi.
Peki, devletin yasa ve yönetmelikleri sadece vatandaş için mi var?
İşte bu sorunun cevabını ararken, söz değerli okurlarıma birkaç örnek vermek istiyorum.
Kdz. Ereğli Belediyesi, Erdemir ofis yolunda imarda 'Su Sporları' olarak görülen ve üzerine İller Bankası kredisi ile yapılan mini golf sahası, tırmanma rampası, sentetik paten pisti gibi gençlerin ve çocukların kullandığı tesisleri, kullanım ömrü dolmadan yıkıyor.
Bu alanın deniz tarafında bulunan yürüme yolunu da kapsayacak şekilde denizi dolduruyor.
Sonra bu alana bir balık lokantası inşa ediyor.
Balık lokantası binasının inşaat işini, başka bir adres üzerinden ihale ediyor. Çünkü, binanın inşa edileceği alan imar dışı...
Yıl: 2021.
Kdz. Ereğli Belediyesi tarafından imar dışı alana yapılan bu balık lokantası inşaatı şikayet ediliyor.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü şikayet üzerine bir rapor hazırlıyor.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü Ön Araştırmacı Şehir Plancısı imzasını taşıyan bu raporda, Kdz. Ereğli Belediyesi’nin imar dışı alana inşaat yaptığı, sözkonusu inşaatın yapı ruhsatını başka parsel üzerinden kestiği, inşaat yapılan yer ile yapı ruhsatı ve ihalede gösterilen adreslerin farklı olduğu tespit ediliyor ve gerekli delillerin mevcut olduğunun altı çizilerek, ön araştırma yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Daha açık anlatmak gerekirse; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü 2021 yılında, Kdz. Ereğli Belediyesi’nin imara aykırı balık lokantası inşaatını suç üstü yakalıyor.
Yıl: 2026.
Aradan geçiyor neredeyse 5 yıl...
Kdz. Ereğli Belediyesi’nin 2021 yılında yapımına başladığı ve İmar Kanunu'nu yerle bir ettiği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü'nün bunu bildiği balık lokantası şu anda Savarona Restorant olarak hizmet vermeye devam ediyor.
Kdz. Ereğli Belediyesi’ne 'dur' diyen yok!..
İmara aykırı inşaatı mühürleyen yok!..
Kdz. Ereğli Belediyesi hakkında kesilen bir ceza yok!..
Kdz. Ereğli Belediyesi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na takılan suç duyurusu yok!..
Oysa bu imara aykırı inşaatı sıradan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapmış olsaydı;
Önce mühürlenirdi...
Ardından ceza kesilirdi...
Sonra da bu vatandaş hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulurdu...
Kısacası devletin kurumları yasa ve yönetmeliklerle vatandaşın içinden geçerdi.
Biz bu olayı defalarca gündeme taşıdık.
Tüm belgeleri kamuoyu ile paylaştık.
Kaymakamlığı, Valiliği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü'nü göreve davet ettik.
Hiçbir kurumdan, tek bir açıklama gelmedi.
Kdz. Ereğli Belediyesi açıklama yaparak, şahsımı hayal ürünü, yalan ve kasıtlı haber yapmakla itham etti.
Kdz. Ereğli Belediyesi’nin imara aykırı olarak inşa ettiği balık lokantasını işleten firmanın sahibi mesaj atarak, 'artık sana olan sabrım tükendi' diyetek aba altından sopa gösterdi.
Yetmedi hakkımda algı operasyonu yaparak, mesleki onuruma ve kişiliğime hakaret edildi. Yaptığımız haberlerle çıkar sağlamaya çalıştığımız kamuoyuna pompalandı.
Sonuç olarak gidip elimdeki bilgi ve belgelerle Kdz. Ereğli Belediyesi ve Savarona Restorant'ın işletmecisi hakkında Kdz. Ereğli Cumhuriyet Savcılığı'na kamu davası açılması için suç duyurusunda bulundum.
Neden mi?..
Çünkü, devlet Kdz. Ereğli Belediyesi hakkında üzerine düşeni yapmadı.
Bu birinci örnekti...
İkinci örneğe gelirsek;
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’nun yönetim kurulu başkanı olduğu Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi içinde yıllardır bir çevre kirliliği yaşanıyor.
Bölgede yaşayan ve Tarım arazileri bulunan köylüler ile çevre aktivistleri Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi içinde akan derede yaşanan bu kirliliği defalarca şikayet ettiler.
Jandarma defalarca tutanak tuttu.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü şikayetler üzerine sözkonusu dereden ve dereye yakın sanayi kuruluşlarının atık su giderlerinden defalarca numune aldı.
CHP Zonguldak Milletvekili Dr. Eylem Ertuğrul bu konuyu TBMM gündemine taşıdı ve açıklamalar yaptı.
Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi içinde balık ölümleri yaşandı.
Tıpkı Kdz. Ereğli Belediyesi’nin imara aykırı yapılaşması gibi Organize Sanayi Bölgesi içindeki bu çevre kirliliğini de gündeme taşıdık.
Yine devletin Zonguldak’taki temsilcilerini göreve davet ettik.
Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi içinde yaşanan dere kirliliği ile ilgili alınan numunelerin analiz sonuçlarının açıklanması çağrısında bulunduk.
Diğer illerde olduğu gibi örneklerini de paylaşarak, Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi içinde yaşanan çevre kirliliği ile ilgili firma veya firmalara kesilen ceza ve uygulanan yaptırımların kamuoyuna açıklanmasını talep ettik.
Kdz. Ereğli Belediyesi'nin imara aykırı inşaatında olduğu gibi hiçbir kurumdan, tek bir açıklama gelmedi.
Biz Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü'nün, Vali'nin başkanı olduğu Kdz. Ereğli Organize Sanayi Bölgesi'nde yaşanan çevre kirliliğini neden olanları bulup, cezalandırmasını beklerken, ne oldu biliyormusunuz?
Kirliliğin yaşandığı sözkonusu derenin üst tarafında faaliyet gösteren bir çelik firması, avukat ordusuyla Tempo Gazetesi Sahibi Gazeteci Alev Uzunbaş ve benim hakkımda 500 bin liralık tazminat davası açtı.
Biz çevre ve insan sağlığını gözeterek, kamu yararına haber yaptığımız için adliye kridorlarını arşınlarken, çevre kirliliği ile mücadele etmesi gereken devletin temsilcileri tüm bu olup bitene seyirci kaldılar.
Gelelim 3'üncü örneğe...
Olayın kahramanı yine Kdz. Ereğli Belediyesi.
Kdz. Ereğli Belediyesi bu sefer de imarda 'Park Alanı' olarak ayrılan bir arsa üzerine ne yaptı biliyor musunuz?
Salıncak yapmadı!..
Kaydırak yapmadı!..
Tahteravalli yapmadı!..
İnsanların oturacağı banklar yapmadı.
İnsanların güneşten ve yağmurdan korunacağı kamelyalar yapmadı!..
Ağaçlar, çicekler dikmedi!..
Çocuklarımızın kullanımı için ayrılan bu alana bir beton ve metal yığını inşa ederek, kafeterya açtı.
Bu kafeteryayı da bir şirkete kiraya verdi.
İmarda 'Park Alanı' olarak ayrılan, Erdemir Sineması'nın yanında bulunan bu alanda, şuan ticari bir işletme olan Midway Kafe faaliyet gösteriyor.
Bunu da diğerlerinde olduğu gibi gündeme taşıdık.
Yine hiçbir kurumdan, tek bir açıklama gelmedi...
Hani yazımın başında, 'Hem bir gazeteci, hem de bir vatandaş olarak zaman zaman öyle olaylara şahit oluyoruz ki, bu olaylar karşısında yerelde devletimizi temsil eden bazı kamu kurumu yöneticilerini sorgular hale geliyoruz' demiştim ya...
Devletin Zonguldak’taki kurumlarını ve bu kurumların yöneticilerini neden sorguladığımızı anladınız mı?
Vatandaşlar için geçerli olan ve ihlal edildiğinde uygulanan kanunlar, maalesef sözkonusu Kdz. Ereğli Belediyesi ve çevreyi kirleten sanayi kuruluşları olunca anlamını kaybedebiliyor.
Yasa ve yönetmeliklerin bir anlam ifade etmediği bu kurum-kuruluşlar da görevini kamu yararı gözeterek, layığıyla yapmaya çalışan fanteziler üzerinde güç gösterisi yapma hakkını kendilerinde buluyorlar.
Yine bedel ödeyen biz oluyoruz.
Yine cezalandırılmak istenen biz oluyoruz.
Yine susturulmak istenen biz oluyoruz.
Memleketin deresini, denizini, havasını, doğasını kirletenler, devletin kanunlarını tepetaklak ederek yok sayanlar bedel ödemezken, kamu yararı gözeten biz gazetecilere bedel ödetilmeye çalışılmasını anlamakta güçlük çekiyorum.
Milletin, devleti sorgulamasına neden olan devletin bürokratlarının bu olaylar karşısındaki umursamaz tavırlarını da anlamakta güçlük çekiyorum.
Ve buradan devletin bürokratlarına sesleniyorum;
Binbir güçlükle, yokluk içinde, şehitlerimizin kanıyla kurulan bu yüce devleti, millete sorgulatarak bu memlekete en büyük kötülüğü yapıyorsunuz.
Vazgeçin bu kötülükten!..
Milletin, devlete olan güvenini daha fazla zedelemeyin!..