Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı 4 müessese müdürlüğünde, iş sağlığı ve güvenliği nedeniyle üretimin durdurulmasının ardından, tüm gözler özel maden ocaklarına çevrildi.

Yaklaşık 178 yıllık taşkömürü üretimi geleneğine sahip olan Türkiye TaşKömürü Kurumu gibi bir işletme, iş sağlığı ve güvenliğini sağlayamazken, nasıl oluyorda özel ocaklar iş sağlığı ve güvenliğini sağlayabiliyorlar?

Türkiye Taşkömürü Kurumu bir devlet kuruluşu.

Sermaye sorunu yok.

Arkasında devlet hazinesi var.

Teknik ekip ve ekipman sorunu yok.

Binlerce, onbinlerce madenciyi bünyesine istihdam etmiş.

Türkiye Taşkömürü Kurumu KARDEMİR'i, ERDEMİR'i, İSDEMİR'i ve termik santrallerin var olma nedeni.

Neredeyse 200 yıllık şirket bugün üretim yapamaz hale getirildi.

TTK ve taşkömürü olmasa, Zonguldak diye bir şehir olurmuydu acaba?

100 binlerce insana ekmek kapısı olan TTK ve taşkömürü, aynı zamanda Zonguldak'ta zengin bir zümre de yarattı.

Günümüze bakarsak, som model araçlara binip, şatafatlı lüks hayat siren birçok aile servetini ve bu yaşantısını TTK'ya ve taşkömürüne borçlu.

Kimi TTK'dan rödevans yöntemiyle çıkardığı kömürden, kimisi ise kaçak madencilik yaparak bu servete sahip oldular.

Kimi rödevanslı sahalar üzerinden TTK'yı ve devleti soydu, kimileri ise TTK sahalarında kaçak madencilik yaparak soydu.

Elimizde bir listeler var.

TTK'ya rödevans borcu olanların listesi.

Devlete yüzlerce milyon lira vergi borcu olan rödevans sahası işleten şirketlerin listesi.

Kömür çıkardığı sahanın kirasını ödemiyorlar.

Çıkardıkları kömürün parasını ödemiyorlar.

Devlete vergi ödemiyorlar.

Devlete sigorta primi ödemiyorlar.

İşçinin maaşını, kıdem tazminatını bile ödemeyen rödevansçıla var.

Ocakta ölen işçisini dağın başında, yol kenarına atanlar var.

Ocakta yanan işçiyi hastaneye götürmeyip, odaya kapatan rödevansçılar var.

Bilinçli olarak kapatılan, batırılan şirketler var.

Rödevans sahalarında kaçak kömür çıkaran şirketler var.

Daha neler var neler!..

TTK sahasından çıkardıkları kömürün rödevans bedelini ödemeyen, sattığı kömürün vergisini ödemeyen, çalıştırdığı işçinin sigorta primini, kıdem tazminatını, kimi zaman maaşını bile ödemeyen rödevansçılar, kaçak kömürcüler, Zonguldak halkının gözünün içine baka baka, utanmadan, hasıkılmadan lüks JİP'lere, otomobillere binip, lüks içinde şaşalı bir hayat sürebiliyorlar.

Benim topu topu 10 bin liralık vergi borcum için banka gesaplarıma haciz koyan vergi dairesi, yüzlerce milyon lira borcu olan rödevansçılara nasıl oluyor da göz yumabiliyor?

Hadi diyelim şirketi kapatıp, başka bir şirket açıyorlar veya borçlu şirketi başka birine devredip işlerine devam ediyorlar. Mal varlıklarını akrabalarının üzerine yapıyorlar...

Bu devletin malı suçlarla ve suçlularla mücadele eden polisi var.

MASAK'ı var.

Bu devletin savcıları var.

Bu devletin valisi, Kaymakamı var.

İsteseler bu memlekette ne kaçak kömür çıkar, nede şirketleri bilinçli bir şekilde batırıp devleti dolandıranlar piyasada barınabilir.

Devlet istesin adım attırmazlar bu tiplere.

Bu rödevans saçmalığını, bu rödevansçıların bu devlete yaptıklarını, biz gazeteciler dahil, bürokratından siyasetçisine, kenti yönetenler hep görmezden geldik.

Öyle ki kimi zaman destek bile olduk.

Yeri geldi, 'rödevans ücretleri düşürülsün, hatta kaldırılsın' dedik.

Yeri geldi, 'yerli kömüre teşvik verilsin' dedik.

Ama geldiğimiz son noktada yaşananlara bakıyorum da yanlış yapmışız.

Tabi bu arada, 'rödavansçılar' derken bir genelleme yapmıyorum.

Devlete ve çalışanlarına karşı sorumluluklarını yerine getiren, devleti ve TTK'yı dolandırmayan, işini layığıyla yapan şirketleri bu eleştirilerin dışında tutuyorum.

Benim kastettiğim, Nazif Çoraman gibi, ENKA Madencilik gibi rödevançılar.

Benim kastettiğim HATTAT Holding gibi, HEMA gibi rödevansçılar...

Adamın petrol istasyonu var.

Kozlu'da dükkanları, oto galerisi var.

İstanbul'da onlarca milyonluk rezidansı var.

Altında 20-30 milyon liralık Mercedes Mybach'ı var.

Ama hiçbiri kendi üzerine değil.

Devrettiği şirketinin 150 milyon liraya yakın vergi borcu var.

TTK'ya 10 milyon liraya yakın rödevans borcu var.

Kimbilir SGK'ya ne kadar borcu var.

İşçilere kıdem tazminatı ve maaş borcu var.

Bu kadar kanunsuzluk karşısında, bu adama hesap soran bir mekanizma yok.

Tazminatını, maaşını alamayan işçiler için adalet yok.

Devletin her kuruşunu, yakasına yapışıp alan bir bürokrasi yok.

'Nereden buldum kardeşim' diyen bir anlayış yok.

Devletin kömürü çalınırken, devletin kurumları dolandırılırken, şirketler batırılıp, naylon faturalarla kamu zarara uğratılırken, Zonguldak insanı bu ocaklarda bir bir can verirken;

Bürokrasi suskun!..

Siyaset suskun!..

Bakın HATTAT Holding 20 yıl boyunca bir ton kömür çıkarmamış, TTK'ya yüzlerce milyon lira rödevans ücretini ödememiş...

Tam da TTK'da üretim durdurulduğunda, haberler servis ediliyor basına, 'Amasra B sahasında günlük 4 bin 500 ton üretim yapılıyor' diye.

HATTAT Holding bu kömürü kime satıyor dersiniz?

Tabi ki borç taktığı TTK'nın müşterilerine...

Böyle bir tesadüf, böyle bir zamanlama olabilir mi?

Uzun lafın kısası;

Bugüne kadar rödevansçıların yaptığı yanına kar kalmış.

Bunlara hesap soran olmamış.

Bunları devlet disipliniyle, hizaya çeken de olmamış.

Bir dümen tutturmuş, yüzdürüyorlar gemilerini.

Artık birileri bu gidişata 'dur' demeli.

Artık birileri devletin varlığını bu tiplere hissettirmeli.

Artık yapanın yanına kar kalmamalı.

Yarın Eren Holding bünyesindeki ZETES ve ÇATES ile ilgili çok önemli istatistikleri yayınlayacağız.

Termik santrallerden çıkan partikülkerin insan sağlığına nasıl zarar verdiklerini...

Devletin sağlık sisteminin sırtına nasıl milyarlarca Euro yük yüklediklerini...

Binlerce çocuğun sağlığını nasıl tehlikeye attıklarını ve binlerce erken ölüme nasıl neden olduklarını siz okurlarımızla paylaşacağız.