Özel İdare’ye işçi alınırken aynı hüneri neden gösteremiyorsunuz?
Özel İdare’ye işçi alınırken aynı hüneri neden gösteremiyorsunuz?
İçeriği Görüntüle

Küçükvar, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve gelir kaybının özellikle emeklileri derinden etkilediğini belirterek, maaşların yalnızca enflasyon oranında artırılmasının yeterli olmadığını ifade etti. Refah payının, emeklilerin satın alma gücünü koruması ve ekonomik büyümeden pay almasını sağlaması gerektiğini vurgulayan Küçükvar, geçmiş yıllarda emeklilere enflasyon farkının yanı sıra ek zamlar verildiğini hatırlattı.

Sosyal güvenlik sistemindeki dengesizliklere de değinen Küçükvar, "Ülkenin genel ekonomik durumu (enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, döviz kurundaki iniş çıkışlar) açlık sınırı ve asgari ücret altında dar gelirlileri, doğrudan ve olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla ‘refah payı’ beklentisi artıyor.
Refah payı, çalışanların ve emeklilerin satın alma güçlerini, enflasyon karşısında korumak ve ekonomik büyümeden pay almalarını sağlamak amacıyla, maaş veya ücretlerine enflasyon oranında yapılan EK artıştır.
Örnek; yıllık enflasyonun %40 olduğu ortamda, maaşlara %50 zam yapılması, aradaki %10'luk fark, refah payı olarak kabul edilir. Refah payı ödemesi, yasal düzenleme ile sabittir.
Cumhuriyet tarihinde emeklilere enflasyon farkının yanı sıra ilâve "refah payı" veya "ek zam" verilmiştir. Son yıllarda yüksek enflasyon dönemlerinde ‘KÖK maaşlarını desteklemek’, alım gücünü korumak için enflasyon üzerinde refah payları ödendi.
Ancak, belirttiğim gibi, ‘hak almak- alınmış hakların korunması’ konusunda sıkıntılar vardır. Emekli Sandığı-BAĞKUR-SSK birleştirilip Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) yapılırken, Aktüeryal denge (toplanan primler ile dağıtılan maaş) dengesine (4 çalışana bir emekli) kıstasına dikkat edilmemiş. Bu gün 17 milyon emekli var. 68 milyon çalışan olmalı. Ancak, 32 milyon çalışan var. Dolayısıyla teorideki teknik varyasyonlar pratik/uygulamada gerçeği yansıtmıyor. Kök maaş, asgari maaş, asgari ücret uyumsuzluk nedeni bu.
Aslında, refah payının birinci temel amacı, ‘alım gücünü korumaktır’. Emekli gelirini sadece geçmiş enflasyona/TÜFE’ye göre arttırmak, mevcut durumu korumaktır. Refah payı, emeklinin yaşam kalitesine ‘ekstra’ dokunmaktır.
Refah payı verilmesinde ikinci temel amaç, Milli Gelir’de büyümenin maaşlı kesimlere de yansıtılmasıdır. Başta belirttiğim gibi, sistem bozuk olduğu için, hem hak almak hem de verilen hakların korunması sıkıntılıdır.
Örnek, 2008’de BAYRAM İKRAMİYELERİ asgari ücretin yüzde 62’si idi. Bu gün asgari ücretin(28.000TL) yüzde 62’si 17 bin lira ediyor. Ödenen 4 bin lira. Yıllar önce harcamalarını faturalandıran emekliye yüzde 5-12 oranında ‘ÖDEME verilirdi. EK ÖDEME’ ye çevrilip yüzde 4 olarak verilmeye başlandı.
Gelelim, ekonomik büyümeyi emekliye yansıtmaya. Türk ekonomisi 2024’te yüzde 3.2 oranında büyüdü. Bu oran emekli maaşları güncelleme katsayısını 0.92 puan arttırıyor. Ancak, bu uygulama 1 Ocak 2025 sonrası emekli dilekçesi verenleri kapsıyor. TÜİK-SGK anlaşmazlığı emekli mağduriyetine döndü.
SONUÇ: işte tam da bu noktada, ‘refah payı’ artık bir ‘tercih’ değil, bir zorunluluk, bir sosyal denge unsurudur.