12 Ocak 2026 tarihinde, 4 müessesesinde üretim durdurulan Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun akıbeti Zonguldak'ı tedirgin ederken, ocaklardaki iş güvenliği konusundaki eksikliklerin yıllar öncesine dayandığı, Sayıştay raporlarına da yansımış.
Sayıştay'ın 2019 ve 2023 raporlarına bakıldığında, tüm TTK müesseselerinde tespit ettiği bulguların neredeyse tamamında iş güvenliği uyarıları yer alıyor.
Gelinen noktada, Türkiye Taşkömürü Kurumu yöneticilerinin Sayıştay raporlarını çok da dikkate almadığını söyleyebiliriz.
Eğer TTK yönetimi Sayıştay raporundaki iş güvenliği ile ilgili bulguları dikkate almış olsaydı, belki de bugün ülkenin ve Zonguldak’ın gündeminde, TTK’da üretimin durdurulması hiç yer almayacaktı.
TTK yönetimindeki zafiyet ve ihmaller zinciri, üretimin durdurulmasında büyük rol oynuyor.
Zaten ben hiç anlamış değilim...
Neden TTK'da bir maden mühendisi değil de makine mühendisi genel müdür olarak görev yapıyor?
Mesele sadece üretimin durdurulmuş olması değil.
Sayıştay raporlarına baktığımızda, iş guvenliğindeki ihmallerin yani sıra, başka zaaflar da görüyoruz.
Mesela, TTK müesseselerinde üretim hedeflerinin nasıl gerisinde kalındığını görüyoruz.
Her yıl, bir önceki yıla göre üretimin nasıl düştüğüne şahit oluyoruz.
Sade iki müesseseden örnek vermek gerekirse;
TTK Armutçuk Müessesesi, 2023 yılında hedeflenen üretimin yüzde 45 gerisinde kalmış.
TTK Kozlu Müessesesi ise hedeflenen üretimin yüzde 42 gerisinde kalmış.
Her geçen yıl biraz daha artan işçi TTK'daki iş güvenliğini de üretimi de tehlikeye atıyor.
Sayıstay raporuna göre 2023 yılında TTK'nın norm kadrosu 2 bini yerüstü, 8 bin 750'si yeraltı olmak üzere toplamda 10 bin 750 iken, müesseselerde çalışan işçi sayısı sadece 7 bin 55 ...
Yani TTK'nın 2023 yılı sonu itibarıyla 3 bin 695 işçi açığı bulunuyor.
İşte, TTK'da iş güvenliğini tehdit eden asıl meselelerden birisi de kurumun işçi açığı.
İşçi açığı, TTK'da üretimin düşmesiyle eş orantılı.
İşçi sayısı-üretim ilişkisini geçmiş yıllardaki istatistiklere baktığımızda daha da net görebiliyoruz.
Ortaya çıkan bu durum, TTK'nın nasıl göz göre göre zarar ettirildiğini de net bir şekilde ispatlıyor.
Satılabilir taşkömürü üretimi 1 milyon tonun altına düşmüş bir TTK var önümüzde.
Merkezi yönetimin gözüyle bakarsak, 'sürekli zarar eden, iş kazaları yaşanan, devletin sırtında kambur olan, bütçeye yük olan bir TTK...'
Oysa Zonguldak'ta, yerin derinliklerinde 1,5 milyar ton taşkömürü rezervi bulunduğu söyleniyor.
Elinizdeki 7 bin küsür işçi, liyakatsız bir yönetim ve ithal kömüre rağbet eden, teşvik veren siyasi bir irade birleştiğinde, tabi ki TTK'nın yıllık üretimi 1 milyon tonun altına düşer.
Nerede kaldı, 'milli ve yerli' söylemi?..
Sayıştay'ın 2023 yılı raporunda insanı dumura uğratan bulgular var.
Amasra B Sahası gibi mesela...
Hattat Holding, 2005 yılında, 3 yıllık hazırlık taahhüdü ile Amasra B Sahası'nı TTK'dan kiralamış ve sahayı 2006 yılında teslim almış.
2023 yılına gelindiğinde, Hattat Holding'in 3 yıllık hazırlık süresi çeşitli bahaneler ve davalarla 13 yıla çıkarılmış.
TTK yönetimi Amasra B Sahası'nda tam 5 kez hazırlık süresini uzatmış.
Hattat Holding'in Amasra B Sahası'nda hazırlık süresinde 500 bin ton, birinci üretim yılında ise 2 milyon 500 bin ton taşkömürü üretimi taahhüdü vermiş.
Bırakın 3 milyon tonu, yıl 2006'dan 2023'e geldiğinde Hattat Holding, Amasra B Sahası'nda 1 ton bile kömür üretmemiş.
2024 ve 2025 yıllarını da dahil edersek, Hattat Holding'in TTK'ya borcu 2 milyar liraya yaklaşmış.
15 yılda 1 tin kömür üretmeyen Hattat Holding, TTK'ya olan milyarlık borcunun 1 lirasını bile ödememiş.
Bu 15 yılda 1 ton bile kömür üretmeyen, 1 lira bile borç ödemeyen Hattat Holding'e 'bakanlıklardan hibe ve teşvikler verildi mi, faizsiz veya düşük faizli krediler tahsis edildi mi' bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz, önümüzde TTK'ya yaklaşık 2 milyar lira borç takan bir Hattat Holding ve 2 milyar lira borcunu tahsil edemeyen bir TTK yönetimi var.
Biz, TTK kapatılmasın istiyoruz!..
Biz, TTK özelleştirilip, Hattat gibi holdinglere peşkeş çekilmesin istiyoruz!..
Biz, TTK üretime devam etsin istiyoruz!...
Biz, TTK küçülmesin, her geçen yıl üretimini arttıp, büyüyerek tıpkı geçmişte olduğu gibi ülke sanayisine, ülke ve bölge ekonomisine katkı sağlasın istiyoruz!..
Peki, ithal kömüre teşvik veren bir siyasi irade ve liyakatsız bir yönetimle TTK bizim bu isteklerimize cevap verebilir mi?
Hiç sanmıyorum.
Merkezi yönetim taşkömüründe dışa bağımlılığı azaltıp, zaman tamamen ortadan kaldırmak istiyorsa, öncelikle taşkomürü konusunda 'milli ve yerli' söyleminin altını dolduracak planlamaları hayata geçirmeli, TTK yönetimini liyakatlı kadrolarla yenilemelidir.
TTK'nın ve taşkömürünün geleceği, iktidarın içerisinde yerli ve milli üretim anlayışını barındıran politikalarına bağlıdır.
Merkezi yönetimin savunma sanayisinde izlediği yerli ve milli politikaları madenlerde de uygulanmadığı sürece, dışa bağımlılık artarak devam edecektir.