Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda üretimin durdurulmasına üzerinden yaklaşık 1 ay geçti.

Bilirkişi heyetinin mahkemeye sunduğu, 'üretim devam edebilir' raporuna bakanlık itiraz edince, duruşma Mart ayına ertelendi.

Anlaşılan o ki TTK ile ilgili yeni üyelerden oluşan, yeni bir bilirkişi raporu hazırlanacak.

Diğer taraftan bakanlık müfettişlerinin Türkiye Taşkömürü Kurumu işletmelerinde tespit ettiği eksikliklerin giderilebilmesi için yaklaşık 700 milyon lira gibi bir rakamdan bahsediliyor.

Ama asıl mesele bu rakam değil tabi ki...

Asıl mesele TTK işletmelerinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için olan makine ve teçhizatların üretim ve temin edilme süreci insanı endişelendiriyor.

Bedeli yaklaşık 700 milyon lirayı bulan bu alımlar nasıl yapılacak?

Her zaman olduğu gibi standart ihale süreci mi izlenecek, yoksa doğrudan temin mi tercih edilecek?

Gerekli olan makine, ekipman ve teçhizat yeniden mi üretilecek veya tüm bunlar piyasada üretilmiş halde bulabiliyor mu?

Eğer Mart ayındaki duruşmada, 'TTK işletmelerindeki eksikliklerin giderilmesi, üretim devam ederken giderilebilir' kararı çıkmazsa, o zaman ne olacak?

Benim anladığım kadarıyla bakanlık, TTK işletmelerinde tespit edilen eksiklikler giderilmeden, üretime yeniden başlanmasına sıcak bakmıyor.

Peki, TTK işletmelerinde tespit edilen eksikliklerin teknik olarak giderilmesi ne kadar sürecek?

1 ay!..

3 ay!..

5 ay!..

1 yıl!..

Eksikliklerin giderilmesi için lazım olan ekipman, makine, teçhizat, jeneratör, motor...

Tüm bunların ihale süreci, üretim süreci, temin süreci, tamir süreci ve montaj süreci birlikte değerlendirildiğinde, öyle bir kaç ayda hayata geçirilemeyeceği gerçeğiyle yüzleşiyoruz.

Eğer bakanlık, TTK işletmelerindeki eksikliklerin, üretim devam ederken giderilmesine yine karşı çıkarsa, o zaman hükümetinZonguldak ve TTK için farklı planları olduğu gerçeğiyle karşı karşıya geleceğiz demektir.

TTK’da üretim durdurulması ile gündeme gelen, 'küçülme ve özelleştirme' iddiaları bakanlığın tavrı ile felaket senaryosu olmaktan çıkıp, bambaşka bir anlam kazanıyor.

Hükümetin gerçekten TTK için bir planı var mı?

Tüm bu yaşananlar, TTK'nın küçültülmesi veya özelleştirilmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor mu?

TTK'da üretimi durdurma aşamasına getiren müfettiş raporları ile kurumun küçültülmesi veya özelleştirilmesi için zemin mi hazırlanıyor?

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere, iktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin, Genel Maden İşçileri Sendikası yönetiminin ve yerel siyasetin sessizliğine bakılırsa, Zonguldak ve TTK için bir planın olduğu ihtimali giderek kuvvetleniyor.

TTK'da üretimin durdurulması Zonguldak’ta, bir üst geçit kadar gündemde yer bulmadı.

Nihilist Penguen bile, TTK'da üretimin durdurulmasından daha çok gündem oldu.

Zonguldak'ın top yekun TTK'da üretimin durdurulması konusundaki sessizliği ve tepkisizliği insanın gerçekten kafasını karıştırıyor, endişelendiriyor...

Bu satırları yazarken amacım felaket tellallığı yapmak değil.

Amacım, TTK ve Zonguldak için olası en kötü ihmalleri göz önünde bulundurman ibaret sadece.

'Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek' diye bir söz var.

Acaba diyorum, TTK'da üretimi durdurarak Zonguldak'a ölümü gösterip, TTK'yı özelleştirerek Zonguldak'ı sıtmaya razı etmeye mi hazırlıyorlar?

Tüm bunlar Zonguldak'ın cevabını araması gereken önemli sorular.

Eğer Zonguldak top yekun bu sorularım cevabını zaman kaybetmeden bir an evvel bulamazsa, TTK için çok geç olabilir.

Burada en önemli görev Genel Maden İşçileri Sendikası yönetimine düşüyor.

Zonguldak’ta herkes TTK ile ilgili bu süreci sadece sessizce takip etmeyi tercih edebilir.

Ama Genel Maden İşçileri Sendikası yönetimi bu süreci sessiz sedasız, sıradan vatandaş gözüyle takip edemez.

Bizim sorduğumuz soruları GMİS yönetimi daha yüksek sesle sormalı.

Ortada, 'eksiklikler üretim devam ederken giderilebilir' görüşü bildiren, uzmanlardan oluşan bilirkişi raporu varken ve bu karara vakanın itiraz etmişken, sendika yönetiminin bu sessiz tavrı akıl alır bir tavır değil.

Şu ana kadar Genel Maden İşçileri Sendikası yönetiminin, TTK'da üretimin durdurulması ile ilgili hiçbir kamuoyu oluşturma çabası yok.

TTK'nın ve Zonguldak’ın kaderini ilgilendiren böylesine önemli bir olay karşısında, sendika yönetiminin sıradan insanlar gibi duruş sergileyip, süreci tribünlerden seyretmesi kabul edilemez bir durumdur.

Genel Maden İşçileri Sendikası yönetimi, TTK'da üretimin durdurulduğu ve yeniden üretime ne zaman geçeceginin belki olmadığı, küçülme ve özelleştirme tartışmalarının yapıldığı bir süreçte, Hakan Yeşil başta olmak üzere kamuoyu oluşturma çalışmalarını başlatmalıydı.

GMİS yönetimi başta olmak üzere tüm Zonguldak, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları'nın özelleştirme sürecini hatırlasın.

TTK'nın yüzde 1 ihtimal olsa da kapatılması, küçültülmesi ve özelleştirilmesi sözkonusu ise GMİS başta olmak üzere, tüm Zonguldak bir tavır ve duruş sergilemek zorundadır.

Bakanlığın mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna itiraz ederek, TTK'ta üretimin durdurulması konusundaki ısrarı, TTK ve Zonguldak için pek hayra alamet bir tavır değildir.

Peki, bakanlığın bu tavrını biz görürken, GMİS yönetimi görmüyor mu?

CHP milletvekilleri ve yönetimi görmüyor mu?

Ak Parti milletvekilleri ve yönetimi görmüyor mu?

Kaldı ki TTK'da üretimin durdurulmasına 12 Ocak'ta karar verilmedi. Aslında Mayıs 2025 tarihinde karar verildi ama ne olduysa karar o tarihte hayata geçirilmedi.

İktidar partisinin Zonguldak temsilcileri ve GMİS yönetimi ta Mayıs 2025'te TTK'da üretimin durdurulacağından haberdardı.

Ama hiçbir şey yapmadılar.

Susup, sessiz sedasız sürecin 12 Ocak'a gelmesine, yani TTK'da üretimin durdurulmasına seyirci kaldılar.

Ak Parti yöneticileri ve GMİS yönetimi, bakanlığın bilirkişi raporuna itiraz etmesine de tepki göstermeyerek, seyirci kaldılar.

TTK yönetiminin, bakanlık müfettişlerince işletmelerinde tespit edilen eksiklikleri gidermesi aylarca sürebilir, hatta 1 yıl bile sürebilir.

Bakanlığın üretimin durdurulması konusundaki ısrarı devam eder ve mahkeme bu yönde karar verirse ne olacak?

Yöre siyasetçileri ve GMİS yönetimi, iş işten geçtikten sonra mı tribünlerden kalkıp, sahaya inecekler?

Geçen ki köşe yazımda da vurguladığım gibi, TTK'nın kaderi, GMİS başta olmak üzere, Zonguldak'ın tavrına bağlı.

Gücünü ve yetkisini maden işçilerinden alan GMİS yönetimi ve taşkömürü ile var olan Zonguldak tepki gösterip, mücadele etmediği sürece TTK'yı iyi bir kader beklemiyor.

Taşkömürü sayesinde var olan Zonguldak ve maden işçisi sayesinde var olan GMİS, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nu kaderine mi terk edecek?