Devrek belediye Başkanı Özcan Ulupınar,Devrek Dönüşüm Sanayi Sitesi projesiyle ilgili Devrek Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Abdullah Başoğlu’na şeffaflık ve eşitlik çağrısında bulunmuştu.

Belediye yönetiminde şeffaflık, adalet ve kamu kaynaklarının korunması vurgusu yapmak adına sık sık "beytülmal”a (kamu malına) sahip çıkacağız" anlayışını dile getiriyor.

Bizim de kendisine ‘Beytülmal’ ve şeffaflık adına bazı sorularımız olacak.

1- Çikolata (eşinizin isim annesi olduğu D'Cholates) fabrikası için BAKKA’dan alınan para ne kadardır?

2- BAKKA’dan para alabilmek için AK Partili bir il genel meclis üyesine fatura kestirilip mi alındı?

3- Çikolata fabrikasını kim yaptı? Yaptıysa bu fabrika nerede? Kaç kişi çalışıyor? Mali desteğin üzerinden 2 yıl geçmiş BAKKA destek şartlarına uyuldu mu?

4- Şayet BAKKA’ya mali destek almak için fatura kesildiyse neden Devrek Belediyesi başka birine ihale vererek iş yaptırdı?

5- Çikolata fabrikası yapımı için çıkılan ihale yöntemi ihale kanunlarına uygun mu, değil mi?

6- Yine Devrek Belediyesi 2.700. 000 TL’lik tabak-çanak alımı yaptı mı? Yaptıysa bu malzemeler nerede ?

İş adamı Ahmet Çolakoğlu!

Yerel halkın anlatılarına göre bir kamyonetin arkasında köy köy halı satan Ahmet Çolakoğlu, daha sonra ürün yelpazesini arttırarak bir başarı hikayesine dönüştürüyor.

Kamyon kasasında esnaflık yaparken bir satış dükkanına geçiyorlar.

Dükkandan da mağazaya...

Aslen Malatyalı oldukları iddia edilen aile, mağaza kültürüne geçerken yerel halka taksit imkanı sunmaya devam ediyor.

Sonra...

Esnaf Çolakoğlu ailesinin bir ferdi olan Ahmet Çolakoğlu, 2002 yılında AK Parti Çaycuma İlçe Yönetimine giriyor.

İşi düşen yerel halk Ahmet Çolakoğlu’na iş gördürmek için daha çok tercih ediyor.

Çeşitli görevlerle birlikte yaklaşık 12 yıl İlçe Başkanlığı’nı sürdürdü.

İktidar gücünü arkasına alan Ahmet Çolakoğlu artık ilçenin en güçlü figürü haline gelmişti.

Görüşmelerini özellikle mağazasında yapıyordu ki, hem dostları alışverişte görüyor, hem de siyaset yapıyordu.

Arada taksit defterine bakıp yoklama yaptığı da oluyordu.

Paratoner gibi müşteri çekince yatırımlar da birbirini takip ediyordu.

Sadece mobilya ile kalmamalıydı, yerel halkın barınma sorunu için inşaat sektörüne de girmeliydi.

İş arayanda, yolunu yaptırmak isteyen de, tayin isteyende mağazada buluşuyordu.

Önce alışveriş, sonra fiş kesiliyordu.

Ticarette eşraf, siyasette PR yapıyordu.

O yılları hatırlayanlar bilir, Çolakoğlu’nun kafasını kaşıyacak vakti olmuyordu.

Sonuçta, çok başarılı bir iş çıkardı.

Aile şirketlerini zirveye taşıdı!

Siyasette de zirveye çıkmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne artık ilçe başkanı sıfatıyla değil Milletin vekili olarak girmişti!

Cidden müthiş bir ticari zeka!

Müthiş bir başarı öyküsü yazdı!
Tıpkı dönemin AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar gibi hem işi düşen halkı müşteri yapıyor, ürün satıyor parasını alıyor, hem de oyunu almayı başarıyordu.

O yüzden iş adamı Ahmet Çolakoğlu’nu başarılı buluyorum.

Asfalt bahane, TEKAY şahane!

Karadeniz Ereğli İlçesinde bir dostumuz aradı,

“Halil Posbıyık’ın asfalt döktüresi geldi galiba” dedi.

2026 yılının başında ilk ihale hazırlığı 150 milyon TL üzerinden yapılmış.

Ancak sezon içerisindeki ek maliyetler ve serpme asfalt çalışmalarıyla birlikte toplam harcanan bütçe 200 Milyon TL sevilerine ulaşmış.

İddiaya göre, Halil Posbıyık, Bozhane Limanı için Tekay inşaat ile 80 Milyona anlaşmış, sonra asfalt işlerine 200 Milyonluk bir bütçe ayrılmış.

Aslında bir TEKAY İnşaat meselesidir gidiyor.

Asfalt işini TEKAY İnşaat almış!

Kdz. Ereğli Belediyespor Kulüp Başkanlığı’na TEKAY İnşaat’ın ortaklarından Recep Yılmaz getirilmiş!

Ne var canım bunda!

Halil Posbıyık, festivali sever!

Yatırımı, kaldırımı sever!

Yol yordamla sever böyle iş çıkaran adamları!

Kültürlü Müdür!

Bir Belediye de iki Müdürlüğü birlikte yürüten ateş gibi kültürlü bir müdür varmış.

Dört yıl önce borç harç içinde meteliğe kurşun atarken borcunu sıfırlamış.

Ardından CHP’li, müteahhit bir Belediye Meclis Üyesinden daire almış.

Barınma işini çözdükten sonra oğluna ve kızına Peugeot 208 almış.

Direksiyonu kırmış bu kez AK Parti’li bir Belediye Başkan Adayının Kafe/Restoranına oğlunun adına yüzde 50 ortak olmuş.

Oğlu ve gelinini de Belediyeye işe aldırmış.

Merak ettik, bir belediyede bir müdür maaşı ne kadar?

Kadrolu memur statüsündeki bir müdürün maaşı ortalama 85-105 bin lira.

Sosyal denge tazminatı filanla 100-135 bin bandında...

Nasıl bir dengesizlik olmuşsa bizim kültürlü müdür bir anda uçmuş...

Bir çok Belediyede maalesef manzara böyle!

Homini gırtlak

Oldu olacak size bir Belediye hikayesi daha anlatayım.

Kendisiyle, karısıyla, kardeşiyle, ablasıyla, personelle, kentliyle, köylüyle, köpeğiyle kavgalı bir Belediye Başkanı, haplarını fazla dozda alınca ortaya komik hikayeler de çıkıyor.

Bu başkanın çok meşhur bir sekteri varmış.

Başkan ona öyle güveniyormuş ki, banka kartları, şifreleri, vekaleti, evinin anahtarını bile vermiş.

Öyle ki, Başkanın sabah kahvaltısı, akşam yemekleri sekreteri ve arkadaşının evinde pişiyor, Belediyenin Zabıta aracıyla evine götürülüyormuş.

Başkanla ahbap-çavuş ilişkileriyle işini yürütüyor, aynı belediyede görev yapan eşini de başkanın şerrinden böylelikle koruyor, emekliliğinin dolması için muazzam tiyatro oynuyormuş.

Kadın sekter bir gün yıkama-yağlama işini iyice abartmış.

“Başkanım Allah seni başımızdan eksik etmesin başkanım. İki dönem daha başkanımız olun başkanım, bizi bırakmayın başkanım...” derken ağlamaya başlamış.

Karısı tarafından sürekli hakarete maruz kaldığı için aşağılık kompleksi yaşayan başkan, “Tabi senin emeklilik süren dolmayacak ya... O yüzden böyle söylüyorsun. Ben gidersem sende çöp arabasına gidersin” diye yapıştırmış cevabı.

Allah muhabbetlerini artırsın da Belediyenin malını, parasını babasının mirasını zanneden Başkanın evine giden yemeklerin faturasını merak ettim.

Pazar alışverişi de Belediyenin kasasından çıkıyor!

Sekreterin evinde pişiyor, Zabıta araçlarıyla Başkanın konutuna götürülüyormuş.

Birçok belediye başkanında beytülmal korkusu yok!

Kamu malı homini gırtlak harcanıyor.

Türk ebebiyatının önemli şairlerinden Tevfik Fikret’in ünlü “Han-ı yağma” şiiri gibi...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar

Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.

Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.

Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini

Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.

Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!

Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,

Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!