Mondros Mütarekesi sonrası Fransızlar, kömür havzasını kontrol etmek amacıyla İstanbul Hükûmeti'nin bilgisi ve izni dâhilinde Zonguldak'a asker çıkardı. Fotoğraftaki Osmanlı askerlerinin dostane tutumu, tamamen İstanbul Sarayı'nın "işgale direnme, uyumlu ol" politikasının bir yansımasıydı.
Şehir o dönemde tam bir strateji alanına dönüştü:
Fransız askerî ve idarî yönetimi ile Saray direktiflerine uyarak Fransızlarla iyi geçinen resmî görevliler.
Dağlarda ve yeraltında direnişi örgütleyen, Ankara Hükûmeti'ne bağlı Kuvâ-yı Milliye unsurları ile hem Fransızlarla diplomatik bağ kurup hem de Ankara'ya gizlice istihbarat ve lojistik sağlayan çift taraflı vatanseverler.
Ankara Hükûmeti'nin askerî ve siyasî başarıları (özellikle Fransızların bölgede karşılaştığı direniş ve sonrasındaki anlaşmalar) sonucunda Fransızlar Haziran 1921'de Zonguldak'tan tamamen çekilmek zorunda kaldı. Fotoğraftaki o "güçlü" Fransız komutanların gidişinden tam 4 yıl sonra, 1924 yılında Zonguldak, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk ili ilan edilerek taçlandırıldı.
Bu fotoğraftan 10 sene sonra Gazi Mustafa Kemal, 26 Ağustos 1931'de Zonguldak'ı ziyaret ederek şehrin kömür üretimine ve işçi haklarına verdiği önemi yerinde gösterdi.
Bu fotoğraftan 16 sene sonra, 1936 yılına gelindiğinde, yabancıların imtiyazındaki Zonguldak kömür madenleri ve Fransız şirketi (Ereğli Şirketi) devlet tarafından satın alınarak tamamen millileştirildi. Böylece Fransızların şehirdeki ekonomik ve fizikî varlığı son buldu.
Atatürk’ün İstanbul için söylediği "Geldikleri gibi giderler" sözü, Zonguldak’ın hem askerî işgalden kurtuluşuyla hem de madenlerinin millileştirilmesiyle ekonomik anlamda tam bağımsızlığa kavuşmasıyla birebir karşılığını bulmuştur.
Görsel, Zonguldak'ın işgal yıllarındaki çok başlı yapısını ve askerî-diplomatik ilişkileri harika bir şekilde canlandırıyor.
Masanın en solunda ve tam ortasında oturan iki subay, dönemin tipik Osmanlı/Türk askerî üniformasını giyiyor. Başlarındaki kalpak tarzı başlıklar ve haki renkli ceketler, İstanbul Hükûmeti'ne bağlı resmî Osmanlı subay kimliğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ortadaki subayın önünde geleneksel Türk kahvesi/çay setinin bulunması, misafirperver bir diplomatik görüşme ortamı yaratıldığını gösteriyor.
Masanın sağ tarafında oturan üç asker ise dönemin Fransa ordusunun karakteristik koyu mavi/lacivert üniformalarını taşıyor. Başlarındaki kırmızı-mavi şeritli kepi (Fransız askerî şapkası) ve pantolonlarındaki kırmızı şeritler, onların Fransız sömürge veya işgal gücü subayları olduğunu kesinleştiriyor.
Arka planda görünen Zonguldak’ın batısında yer alan Baba Burnu (Bal Kaya) ve fotoğrafın çekildiği yerin denizden yüksekliği, fotoğrafın bugünkü Fener Mahallesi (Deniz Feneri) Liman Arkası mevkiinden çekildiğini gösteriyor. Burası hem denize hâkimiyeti hem de o dönem Fransızların yerleştiği korunaklı bir bölge olması sebebiyle bu tarz üst düzey bir buluşma için en ideal noktaydı.
Lakin daha çaylar soğumadan geldikleri gibi gittiler.
Kaynak: Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih





