Doğanın;

doğal, çılgın ressamı

ölüm tablosunu yapmak üzere,

alev topunu andıran,

kızıl boyalarını savurduğunda gökyüzüne,

saatler yedibuçuğu gösteriyordu.

Doğallığı yansıtması için tabloya katılan kan

bir şehrin umutlarını yok ediyordu.

Şekillenmeye başlayan resimdeki tek beyazlıklar,

fondaki siren sesleri eşliğinde,

Ölüm sessizliği taşıyan,

aydınlık yüzlü, talihsiz insanların kentinin

karanlık sokaklarına canhıraş feryatlarla dağılan

beyaz, beyaz, bembeyaz ambulanslar...

Susmayacağım dercesine çalan telefonlar,

sessizliği yırtan çığlıklar.

Ve;

milyonlarca insan sıcacık evlerinde,

Gazetelerini okuyup,

televizyonlarını seyrederken,

sobalarında yanan kömürün çatırtıları

yıllarca unutulmanın verdiği hırsla

intikamını alan birinin kahkahaları misali çınlarken.

''Sayın seyirciler '' diye başlayan bir son dakika anonsu,

bir anda titretir yürekleri.

Aslında;

kanıksanmıştır artık,

hayra alamet olmadığı.

Akıllardan geçen bir anda,bu haberin;

kim bilir,

nerelerde,

kimlerin yüreklerini dağladığı..

''Zonguldak'ta grizu patlaması'' diyen

spikerin titrek sesiyle,

milyonlarca insanın beyninde oluşan beter patlamalar.

Bilinen tek şey,

çok sayıda insanın hayatından endişe ediliyor olduğudur,

yüzlerce,binlerce,milyonlarca yüreğin bu haberle kahrolduğudur.

Gözler ağlamaklı,

yürekler yaralı,

kilitlenilir bir anda ekrana,

o malum görüntüleri izlemek için.

Ana baba gününü andırır,

patlamanın olduğu ocakların önü..

Bir kez daha kanıtlanır,

acı haberin ne denli çabuk yayıldığı,

izlenmek istenmese de insanları çaresizce

nasıl ekrana bağladığı.

Analar,babalar,eşler,çocuklar,

Hepsi şaşkın,

ne yapacağını bilmez halde.

Dudaklar mühürlenmiş,

sorulmak istenip de

cesaret edip sorulamayan sorular gözlerde.

O hüzün dolu bakışlar,

gözlerden süzülen yaşlar,

sessiz haykırışlar.

-Nerede,evlerinin direkleri erkekleri nerede?

-Sağ mı?

-Kurtuldular mı?

Allah aşkına birileri bir şeyler söylesin! ..

-Hiç gidesi yoktu bugün..

-Defalarca öptü kokladı çocuklarını,

-Hiç demezdi ama

ilk kez neler yapacağımı söyledi bana.

Ve daha binlerce sözcük,

hayalet misali dolaşmaya başlar,

sessiz kalabalığın içerisinde dansedercesine.

Ocakların başında erkeklerini bekleyen kadınların,

yavrularını bekleyen anaların babaların,

babalarını bekleyen çocukların,

Yüreklerine bir hançer gibi saplanıp

içlerini delercesine.

Bilinir,

bilinir ki böyle anlarda kurtuluş çok zordur.

Böylesi patlamalar,

hep ölüme uzanan

karanlık bir yoldur.

Tanburlar tekrar dönmeye başladığında

yönelen başlar,

Artık;

çıkarılan kimin eşi,kimin oğlu,kimin babası

sorularına yanıt ararlar.

Karanlıkların ressamı,

ölüm tablosuna son fırça darbesini vurup

resmini tamamlarken,

Kentin üzerine sinen bu ölüm sessizliği,

Maden Mühendisleri Odası: Grizu faciaları kader değil, önlenebilir!
Maden Mühendisleri Odası: Grizu faciaları kader değil, önlenebilir!
İçeriği Görüntüle

çaresiz insanlar

umutlara gebe,

aydınlanacak yeni bir günü karşılamak üzere dağılırlar...

KAYNAK: Çınar GÖLE-23 Ekim 2026

Tüm maden şehitlerinin anısına saygıyla…

Zonguldak Nostalji