Osmanlı döneminde kömür üretimini artırmak amacıyla 1867 yılında "Dilaver Paşa Nizamnamesi" uygulanmaya başlandı.

Bu sistemle Ereğli Havzası'ndaki köylüler belirli dönemlerde madenlerde çalışmakla yükümlü tutuldu.

Halk arasında buna "mükellefiyet" denildi.

Köylüler tarım işlerini bırakıp zaman zaman zorunlu olarak ocaklara gönderiliyordu. Bu uygulama yıllarca devam etti ve bölge halkının sosyal hayatını derinden etkiledi.

Zonguldak'ta ekonomik hayat uzun yıllar kömür üretimine ve devlet işletmelerine bağlı kaldı. İnsanlar kendi işini kurmaktan çok, maaşlı ve güvenceli işlere yöneldi.

Tarımsal üretim aksadı, Aile düzeni değişti, ş kazaları ve sağlık sorunları arttı, köylülerde devlete karşı hoşnutsuzluk oluştu, göç hızlandı.

Fransızların işgali sırasında ise Fransız birlikleri Zonguldak, Ereğli ve çevresindeki stratejik noktaları kontrol altına aldı.

Halk günlük yaşamında işgal kuvvetlerinin denetimiyle karşı karşıya kaldı.

Yani Zonguldak halkı kömürün sahibi olduğu halde kömür ekonomisinin sahibi olamadı.

Kömürün çıkarılmasıyla bölgede büyük bir ekonomik değer üretildi.

Ancak bu değerin önemli kısmı önce Osmanlı bürokrasisi, yabancı şirketler ve imtiyaz sahiplerine daha sonra ise merkezi devlet kurumlarına aktı.

Yerel halkın büyük bölümü sermaye sahibi, tüccar veya sanayici olmak yerine işçi olarak sisteme dahil oldu.

Köylüler madenlerde çalışırken sermaye birikimi yapma ve kendi işletmelerini kurma imkanları sınırlı kaldı.

Şehirde ticaret ve hizmet sektörü gelişse de kömürden doğan büyük servetlerin önemli kısmı yerel bir girişimci sınıfa dönüşmedi.

Zonguldak'ın kimliğini şekillendiren taşkömürü, madencilik ve mükellefiyet döneminde yaşanan zorunlu işçilik uygulamaları nedeniyle; Zonguldaklı işçi, şehir ise ‘emeğin ve kömürün başkenti’ oldu.

Kente dışarıdan gelenler ticarette söz sahibi oldu!

Peki bu gün değişen bir şey var mı?

Zonguldak’ta siyaset yapanların ekonomik ve sosyal yaşantısına bakın!

Bir de halkın yaşam mücadelesine!

Zonguldak’ta özel sektör kömür işletmecilerin Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) eliyle kurduğu hileli düzene bakın!

Bir de işçi sınıfının yaşadığı hak mağduriyetlerine!

Zonguldak’ta eskiden “Mükellefiyet” vardı!
Bugün ise ‘Müesses Nizam’ var!

O gün emek sömürülüyordu, bugün ise halkın geleceği sömürülüyor.
Siyasi ve bürokratik elitlerin etkisi, büyük sermaye gruplarının çıkar kavgaları sürüyor.

Bedel ödeyen yine Zonguldak halkı oluyor!

Hulasa değişen bir şey yok...

Halk adına siyaset yapanlar, kendi sorunlarını çözüyor!

İşsiz çocuklarını torpille devlet kurumlarına yerleştiriyor!

Halkın hayatını kolaylaştırması gereken bürokrasi, kendisi ve ailesi için daha rahat bir yaşam oluşturmak için oturduğu koltuğun tüm imkanlarını pervasızca kullanabiliyor!

Dün köylü ocaklara mecbur ediliyordu!

Bu gün ise ‘Müesses nizam’ın çıkar düzenine mahkum ediliyor!

Kimdir onlar?

Zamanı gelince bu güç odaklarını anlatacağız!

Çorba için!

Dün Ereğli-Devrek yolu üzerinde bulunan Düzpelit Köyü’nü ziyaret ettik.

Ereğli merkezden köye kadar uzanan güzergahta adeta birinci sınıf ulaşım konforu yaşanıyor.

İstinat duvarları, sanat yapıları ve kaliteli asfaltıyla bölgeye yapılan yatırımlar gözden kaçmıyor.

Ereğli ve çevre köylerinde Karayolları ve DSİ yatırımlarının izlerini görmek mümkün.

Bölgenin milletvekili Saffet Bozkurt’un çalıştığını görüyorsunuz!

Düzpelit'ten Hasbeyler, Ortaköy ve Çamköy üzerinden Kozlu'nun Sivriler Köyü'ne, oradan da ZBEÜ Tıp Fakültesi'ne kadar uzanan bağlantı yolları dikkat çekiyor.

Çamköy ile Tıp Fakültesi arasında açılan toprak yol kısa sürede asfaltlanırsa Ereğli halkının hastaneye ulaşımı çok daha kolay olacaktır.

Sivriler Köyü’nde gün batımında Karadeniz’i seyretmek ise adeta terapi gibi...

Sonra ne mi oluyor?

At arabasında yolculuk başlıyor!

Fakültenin yollarında içiniz dışına çıkıyor!

Hele Zonguldak Merkez ilçeye geldiğinizde ‘yamaya’ razı oluyorsunuz!

Her yer çukur!

Her yer kasis!

Zonguldak’a ne lazım asfalt?

Vatandaş "Erdemli" çorba içsin...

Üşüyorsa “salep” tercih etsin...

Sıcak bastıysa Kızlar Plajı’nda serinlesin...

Asfalt neyinize!

Siyasette yaz modu!

Zafer Partisi Zonguldak İl Başkanı Oğuzhan Turhan, son dönemde yaptığı çıkışlarla dikkat çekiyor.

Düzenlediği basın toplantısında Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), hükümet politikaları ve Zonguldak’ın geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

İş Sağlığı ve Güvenliği gerekçesiyle üretimi durdurulan TTK’ya bağlı Kozlu ve Karadon müesseselerinde üretimin ne zaman yeniden başlayacağını sordu.

Kentte giderek büyüyen uyuşturucu kullanımına ve ticaretine dikkat çekti.

Eren Enerji Limanı’nda geçmişte yakalanan uyuşturucuyu hatırlatarak, “Zonguldak’ta uyuşturucu baronlarına geçit vermeyeceğiz” dedi.

İktidar partisi yetkililerine seslenerek, halkın çocuklarının zehirlendiğini duyurdu.

Ama ne yazık ki, kentin sorunları yerinde sayarken siyaset sahnesi adeta yazlık mesaiye geçmiş durumda.

TTK’da üretimin ne zaman başlayacağı, gençlerin geleceği, uyuşturucu tehdidi ve işsizlik konuşulması gerekirken, siyasetin gündemi tatil, düğün-dernek işlerine kaymış durumda.

Siyaset sahnesi adeta yazlık mesaiye geçti!

Çocuklar işe yerleşti!

Sırada; tatil, düğün-dernek işleri filan var!

Vakit kalırsa kentin sorunlarıyla ilgilenecekler!


Yılın siyasetçisi!

İşçiye kuyumcudan aldığı borçla maaş ödeyen Devrek Belediyesi’nin AK Parti Meclis Üyesi olduktan sonra Özcan Ulupınar tarafından Başkan Yardımcılığı görevine getirilerek aylık 90 bin lira maaş verdiği Özcan Özmekik, çok yoruluyor!

Özcan Bey’le Cunda adasında tatil, kahvaltı programları, açılış programları derken Özcan Özmekik, yoğun bir tempoda çalışıyor.

Bu gün de Devrek Lisesi Mezuniyet törenine katılarak dereceye giren öğrencilere plaket vermiş.

Mezun olan tüm öğrencilerimizi kutluyoruz!

Bahtları açık, yolları aydınlık olsun.

Kendilerine, ailelerine ve memleketlerine faydalı bireyler olarak başarılı bir gelecek inşa etmelerini temenni ediyoruz.

Herhangi bir mesleki ve akademik uzmanlığı olmayan, sırf AK Partili olduğu için önce Belediye Meclis Üyesi, ardından Belediye Başkan Yardımcısı ve son olarak İmar Komisyonu Başkanı olarak görev alan Özcan Özmekik’e, bu yoğun çalışma temposu nedeniyle “Yılın Siyasetçisi” ödülünü vermeyi düşünüyoruz!

Tüm bu yoğun tempo ve görev yüküne karşılık 90 bin lira maaş verilmesini ise kamuoyu vicdanına bırakıyor, esefle karşılıyoruz.