Madenci Anıtı önünde partililerle bir araya gelen Özel, kordon boyunda bir bankın üzerine çıkarak kendisini dinleyenlere hitap etti.
"Zonguldak'a yakışan halkçı bir belediye başkanını görevlendirdiniz"
31 Mart yerel seçimlerindeki başarıya değinerek sözlerine başlayan Özel, Zonguldak halkına verdikleri destekten ötürü teşekkür etti. Emeğin başkentinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Özel, şunları söyledi:
"Değerli Zonguldaklılar, bir kez daha Zonguldak'ta olmaktan, emeğin başkentinde olmaktan, kara elmas diyarında olmaktan, Kıbrıs fatihi Ecevit'in canı Zonguldak'ta olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Zonguldak'a genel seçimlerden önce gelmiştik. Başkanımızı, Tahsin başkanı size emanet etmiştik. Milletvekillerimizle, genel başkan yardımcımızla, il başkanımızla, tüm ilçe başkanlarımızla birlikte çok önemli çalışmalar yapmıştık. 31 Mart yerel seçimlerinde hem Zonguldak'a yakışan halkçı bir belediye başkanını hem de altısı ilçe, altısı belde 12 belediye başkanını görevlendirdiniz. Hepinize minnettarız, hepinizi çok seviyoruz. İyi ki varsınız."
"Emeğin kenti emekli kenti oldu, müesseseler kapanmanın provasını yapıyor"
Zonguldak'ın ekonomik ve demografik olarak küçüldüğüne dikkat çeken Özel, maden müesseselerindeki işçi sayısındaki düşüşü ve emeklilerin yaşadığı sıkıntıları eleştirdi. Özel, iktidarın politikalarının kenti nasıl yoksullaştırdığını şu sözlerle ifade etti:
"Öfke doğru, üzgünlüğünüz doğru, hayal kırıklığınız doğru. Ama bunu, bu enerjiyi birbirinize değil de iktidara yönelik bir kararlılığa yönlendirmek lazımdı. Değerli Zonguldaklılar, daha sonra buraya Kasım ayında, Ekim ayının sonunda geldik. Millet iradesine sahip çıkıyor mitingimizi yaptık. O mitingde Zonguldak'ın sorunlarını, emeklisi emekçiden fazla olmuş, emeğin kentinin emekli kenti olduğu, o emeklilerin de tarihin en büyük vefasızlığıyla karşı karşıya olduğunu konuştuk. Asgari ücretteki sorunları konuştuk. Zonguldak'ın küçülmesini konuştuk. Zonguldak AK Parti iktidara geldiğinde 620 bin nüfus, Türkiye o zaman 60 milyon, 62 milyon, Türkiye gelmiş 85 milyona, Zonguldak'ın da 850 bin olması lazım ama Zonguldak gerilemiş 560 bine.
Dört müesseseden ikisi kapanmış. Vaktiyle 48 bin işçinin büyük madenci yürüyüşünü başlattığı müesseselerde AK Parti aldığında 16 bin işçi varmış, şimdi 8 bine düşmüş. Kimi görsem diyor ki kapanmanın provasını yapıyorlar. Ya bu iki müessese niye kapalı? Çünkü iş sağlığı, iş güvenliği tedbirleri alınmamış. Kim almamış? Türkiye Taşkömürü Kurumu almamış. Kim denetlememiş? Bugünkü bakanlık denetlememiş, son denetlemede de kapatmaya karar vermiş. Kimse görevini yapmamış ama Zonguldak, büyük bir inançla, büyük bir kararlılıkla bir arada kol kola hayata tutunmaya çalışıyor. Şehir küçülüyor, AVM'ler kapanıyor, dükkanlar kapanıyor. Şehrin emeklisinin sayısı, çalışanının sayısının üstüne geçmiş.
Ortalama emekli maaşı 23 bin lira, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Verildiği günden beri 3500 lira gerilemiş. Şimdi emekliye düzenleme kanun teklifi sadece enflasyon kadar. Yani emeklileri kendi erittiklerini veriyorlar. Ve erimeye devam edecek altı ay boyunca da. Bugün beş tane emekli bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Düşünün, eskiden emekliler 1,5 asgari ücret alırken, eskiden bir emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 8 çeyrek alırken şimdi 5 emekli bir araya geliyor, yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Memlekette asgari ücretle yoksulluğun açlık sınırının altında. Emekliler açlık sınırının altındalar. Madenciler yoksulluk sınırının altındalar. Ve Zonguldak her geçen gün biraz daha zayıflıyor, biraz daha yıpranıyor."
"Kaptan limanda değil, fırtınada lazım"
Partisinin genel seçimlerde aldığı sonuca dair özeleştirilerde bulunan Özel, parti içindeki "güvenli liman" tartışmalarına da değindi. Siyasette asıl hedefin iktidar olmak olduğunun altını çizen Özel, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Verilen sözleri tutan yok. Zonguldak'ta iyiye giden tek şey belediyenin yaptığı sizin de takdir ettiğiniz işler. Onun dışında Zonguldak'a dönüp bakan yok. Biliyorsunuz, biz son girdiğimiz genel seçimi, kazanmamız gereken genel seçimi, avucumuzun içindeki genel seçimi kendi hatalarımızla, hiç millete kabahat bulmayalım kaybettik. Sonra büyük bir üzüntü yaşadık hep beraber. Sokağa çıkamaz olduk, ayağa kalkamaz olduk, birbirimizin yüzüne bakamaz olduk. O sırada ne deniyordu? Efendim olsun, devam edelim, güvenli limana gidelim. Yahu siyasette gemi dediğin şey eğer bir partinin gemisiyse, siyasette marifet gemiyi limana çekmek değil, gemiyi menzile ulaştırmak, hedefe götürmek, iktidara götürmektir. Kaptan limanda lazım değil, kaptan fırtınada lazım. Rüzgarda lazım. Okyanusları geçmek için lazım kaptan.
Türkiye'de 24 yıllık yorulmuş, yıpranmış, bırakın milletle birlikte yürüyecek koşacak adımı atacak takati kalmamış bir iktidar vardır. Liyakat yoktur, adam kayırma vardır. Milletin derdiyle dertlenmek yoktur, milletten alınan oydan sonra millete sırtını dönmek vardır. Emekliyi unutmuş, çalışanı unutmuş, köylüyü unutmuş, gençlerin gelecek ümitlerini kurutmuş bir iktidar vardır. Karşısında girdiği ilk seçimi 5 ay sonra kazanmış, yenilgiyi evde bırakmış, korkuyu evde unutmuş, iktidara yürüyen dinamik, genç, güçlü bir ekip vardır."
Son dönemde CHP'ye ve belediyelerine yönelik yargısal müdahalelere sert tepki gösteren Özel, yaşananları iktidarın siyasi bir hamlesi olarak nitelendirdi. İktidarın, seçim başarısı gösteren kadroları yargı eliyle durdurmaya çalıştığını belirten Özel, şöyle konuştu:
"Bu iddia seçimden önce efendim 1 Nisan sabahı büyük hezimet geliyor diyenler o günden sonra susmak yerine butlan başı beklediler. Seçimdeki zaferin sahipleri iktidar yürüyüşünü başlatırken bundan rahatsızlık duyan Erdoğan şunun farkındaydı. Bizi kurulduğumuz günden beri yenemediler. Partide, bizi yenmeye bir inanç, bir kararlılık yoktu. Ne zaman bu değişim ekibi çıktı, ne zaman kararlılığını ortaya koydu, ne zaman hedefi belirledi, AK Parti kurulduğu günden beri ilk kez yenildi. Ve bu değişim ekibi böyle kalırsa, anketlere bakıyorlar Türkiye'nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi, bunları buradan indirmemiz lazım dediler. İçinde bulunduğumuz durum, 19 Mart'taki darbeyle, Ekrem Başkanın gözaltına alınmasıyla, 18 Mart'ta diplomasının iptal edilmesiyle, 23 Mart'ta ön seçimin yapılacağı gün tutuklama yapılmasıyla, bütün belediyelerimize yapılan operasyonlarla, partimize açılan davalarla beraber yapılan iş Erdoğan'ın kendini yenecek ekibe darbe yapmasıdır.
Bu sefer darbeyi general üniformalarıyla değil, savcıların hakimlerin cübbeleriyle yapmaya kalktılar. Bu darbe Türkiye'de görev yapan yargının bağımsızlığına inanan, kuvvetler ayrılığına inanan tüm savcı ve hakimleri saygıyla selamlarken AK Parti yargı kollarının yaptığı bu darbeye milletimizle birlikte sonuna kadar direnme kararlılığındayız."
"Bize binalar lazım değil, biz binada oturarak birinci parti olmadık"
Mutlak butlan kararı sonrası parti binalarına polisin girmesini hatırlatan Özel, CHP'nin gücünü binalardan değil, halktan aldığını vurguladı. Meydanlarda yeni bir siyasi yürüyüş başlattıklarını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yazdırdığı Onuncu Yıl Marşı'ndaki gibi her yaştan gençleriyle, her yaştan. Nasıl? 30 yaşında adam butlancu olmuş, olmaz olsun onun gibi genç. Cumhuriyet her yaştan ama cumhuriyete sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan, ülkesine partisine Atatürk'ün emanetine sahip çıkan gençlerle yürüyecek, her yaştan.
Emeğin başkentinden, Ecevit'in şehrinden Türkiye'ye söylüyorum. Ne zaman ki butlan kararından sonra polisimizi Atatürk'ün emaneti Cumhuriyet Halk Partisi'ne soktular, partiyi tarumar ettiler, partiden seçilmişleri attılar, atanmışlara partiyi teslim ettiler... O gün biz o binadan çıktık ve eskimiş bir siyaseti gerimizde bıraktık. Yağmurun, dolunun altında adım adım yüzler bin oldu, binler on binler oldu, meclisimize doğru yürüdük. Bu yürüyüş yeni bir yürüyüştür. Bu yeniyi kuran bir yürüyüştür. Bu yenilik emeklilerin yeni yolu, yeni yürüyüşüdür. Emekçilerin yeni yürüyüşüdür. Bize binalar lazım değil. Biz binada oturarak bu partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmadık. Milletin içinde çalışarak yaptık.
Geçen geldiğimde partimizin otobüsünün üstünde madenci anıtında hepinize seslenmiştim, göz göze. Şimdi de göz gözeyiz. Bu sefer altımızda bir kuvvetli sesli araç yok. Ne var altımızda, altımızda işte bu bank var bank. Bu bank bize yeter, bu bank bize yeter."
"Bu gemiyi menzile ulaştırmak, iktidara taşımak boynumuzun borcudur"
Konuşmasının sonunda ev hanımlarına, gençlere ve emeklilere partisinin iktidar hedeflerini sıralayan Özel, sosyal güvence ve adil gelir dağılımı sözü verdi. Bu yürüyüşün tek hedefinin iktidar olduğunu belirten Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
"Size söz veriyorum. Bundan sonra bu işin geriye dönüşü yoktur. Bu iş iktidara varmadan menzile ulaşmış saymaz kendini. Bu geminin kaptanı, bu geminin içindeki bütün emekçileri iktidar yolculuğundadır. Bu gemiyi güvenli bir limana çekmek değil, bu gemiyi menzile ulaştırmak iktidara taşımak boynumuzun borcudur.
Ev hanımlarının umudu iktidarımızdır. Çünkü iktidarımızda iş veremediğimiz, hayatın içine katamadığımız, evde oturan her kadının sosyal güvenlik primi devlet tarafından ödenecek. İktidarımızda ev hanımları kimseye muhtaç olmadan sosyal güvenceye sahip olacaklar. İktidarımız gençlerin ümididir. Dört gençten üçü yurt dışına gitmek isterken şimdi gençlerin Türkiye'de bir hayal kurduğu, Türkiye'de bir gelecek tasarladığı, Türkiye'nin gençler için yasaksız, dünya ülkelerinin Avrupa'nın vizesiz olduğu yarınlar için bu yürüyüş gençlerin iktidara yürüyüşüdür.
Bütün emeklilerimize, bütün emekçilerimize emeğin ve emekçinin ve emeklinin kentinden and olsun ki... Geçmiş günlerde sekiz çeyrek altın alan asgari ücretin, emekli maaşının iki çeyreğe düştüğü, yedi çeyrek alan asgari ücretin üç çeyrek bile alamadığı ve orta direğin yoksullaştığı, bütün emeklilerin fakirlikte eşitlendiği bu düzeni, AK Parti'nin kara düzenini alaşağı edeceğiz, sizin iktidarınızı kuracağız. Söz veriyorum size."





