TTK’nın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu hatırlatan Dural, kurumun Zonguldak’ın en büyük istihdam alanı ve ülke açısından stratejik öneme sahip taşkömürünün üretim merkezi olduğunu vurguladı.
Ocak 2026 başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişlerince yapılan denetimlerde tespit edilen eksiklikler nedeniyle Karadon, Kozlu, Üzülmez ve Armutçuk müesseselerinde üretimin önce geçici olarak durdurulduğunu, ardından maden ocaklarının mühürlendiğini belirten Dural, “Eksikleri gidermeyen, gerekli yatırımları yapmayan ve ilk müfettiş raporları geldikten sonra adım atmayan kurumun bağlı olduğu bakanlık Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’dır” dedi.
Sorumluluğun yalnızca ilgili bakanlıkla sınırlı olmadığını ifade eden Dural'ın yazılı açıklaması şöyle;
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak Zonguldak’ın en büyük istihdam alanıdır ve ülkemiz için stratejik öneme sahip taşkömürünün üretim merkezidir.
Ocak 2026 başında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişlerinin denetimlerinde tespit edilen eksiklikler sebebiyle Karadon, Kozlu, Üzülmez ve Armutçuk müesseselerinde önce üretim geçici olarak durdurulmuş, sonrasında ise maden ocakları mühürlenmiştir.
Eksikleri gidermeyen, gerekli yatırımları yapmayan, ilk müfettiş raporları geldikten sonra “kulağının üzerine yatan” TTK’nın bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’dır.
Arka plandaki sorumluluk ise her konuyu “kâr-zarar” ekseninde değerlendiren, kamu bakış açısından bihaber Hazine ve Maliye Bakanlığı’dır. Sözün özü, güzide kurumumuzu bu hâle düşüren AKP iktidarının kendisidir, başarısız politikalarıdır. Göz göre göre gelinen bu durum, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun kapatılmasının provasıdır, test aşamasıdır.
Geldiğimiz bu aşamada iktidarın “kapattırmayız” söylemi masal halkasının son halkasıdır, inandırıcı değildir.
Kurumlar arasındaki iletişimsizliğin, uyumsuzluğun, liyakatsiz yöneticilerin yarattığı bu sürecin faturasını günahsız Zonguldak halkı ve madenciler ödemeyecektir.
Beş binin üzerinde maden şehidimizin olduğu kadim şehrimize AKP’nin yaptığı bu kötülüğü halkımız asla unutmayacak ve sandıkta hesabını soracaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler süreci, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) başta olmak üzere tüm bileşenleriyle birlikte büyük bir özenle takip ediyoruz.
İş durdurma kararının kaldırılmasına yönelik 5 Mart 2026’da görülecek olan mahkemede örgütümüzle orada olacağız.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun sigortası Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Kurumun kapanmasının, özelleştirilmesinin önündeki en büyük engeldir.





